05 Aralık 2016

Örs ile çekiç arasında kalan Kiprulla

Haber İçi Üst

Filler kapıştığı zaman otlar ezilirmiş. Kıbrıs son ekonomik krizde Almanya ile Rusya arasındaki bilek güreşinin kurbanı oldu. “Anavatan” Yunanistan’ın vurdumduymazlığı yaraya tuz, biber ekledi. Bunlara bir de Kıbrıslıların kendilerini beğenmiş aptalca tavırları eklenince işin içinden çıkılmaz oldu. 
Bir Arap atasözüne göre “bir kabilenin mutsuzluğu öteki kabilenin mutluluğudur”. Bu atasözüne bakılırsa Rumların başına gelen felâketten bizlerin mutlu olması gerekiyor. Doğrusu, ben kendi atasözümüzü tercih ederim: “Komşuda pişer bize de düşer”. Başka bir ulustan olsa bile komşumun durumunun iyi olması beni daha çok tatmin eder.
                                                                          XXX
“1974’ten sonra en büyük ekonomik kriz” olarak tanımlanıyor şimdiki ekonomik kriz. 1974’te ekonominin kolu kanadı kırılmıştı ama beden sağlamdı. İnsan kaynağı ve “knowhow” yerli yerinde duruyordu. Kısa sürede, Lübnan’dan gelen göçmenlerin de katkısıyla ayağa kalktılar. Uzun süre de “mucize yarattık” diye övündüler. Haksız da değillerdi.
Ne var ki, kanımca bu defaki kriz ondan daha tehlikeli. Ekonominin kalbi tekliyor. Ülke her an iflâs edebilir. Pazartesi’ne kadar bir çözüm bulmaları gerekiyor. (Bu yazı Cuma günü yazıldı.) Almanya başta olmak üzere AB, öyle anlaşılıyor ki, Kıbrıs’ı gözden çıkarmıştır. Her an prizi çekip Kıbrıs bankalarını batırabilirler.
Troika üyelerinden biri bir gazeteciye şöyle dedi: “Yunanlılar devamlı bizi kandırmaya çalışıyorlardı ama hiç olmazsa,  ne istediklerini biliyorlardı. Kıbrıslılar bizi sürekli şaşkına çevirip canımızı sıkıyorlar”. Avrupalılar, herhalde, 2004’te kandırıldıklarını da unutmamışlardır.
                                                                               XXX     
Malta Maliye Bakanı Edward Sicluna yazdığı bir makalede mealen şöyle diyor: “10 saat süren tartışmalarda Alman Ekonomi Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin yanında oturdum. Karşımda da Kıbrıs Maliye Bakanı Sarris oturuyordu. Bir insanın bu denli horlanmasını izlemek hiç de hoş değildi. Sabaha doğru Sarris, paçavra gibi olmuştu. Kâbus gibi bir geceydi. Tanrı hiçbir küçüğü büyüklere muhtaç etmesin”.
Rumların çok sevdiği ve sürekli tekrarladıkları bir ifade vardır: “AB’nin eşit üyesiyiz”. Değilsin kardeşim çünkü sen küçüksün. Almanya AB içinde hatta dünyada bir ağır toptur. Sense benim Lurucina tepelerinde taşıdığım 1912 yapımı piyade tüfeği gibisin. Kâğıt üzerinde eşitsin ama pratikte değilsin ve öyle kalmaya da mahkûmsun. Bu gerçeği siz de biz de anlasak iyi olur. Başımıza yeni belâlar açmayız, hiç olmazsa. 
                                                                               XXX
Standard & Poor’s Kıbrıs’ın notunu CCC’ye düşürdü. Birkaç yıl önce notu AAA olan bir ülke bu hallere nasıl düştü? Bütün felâket Yunanistan’daki ekonomik çöküşle başladı. Yunan tahvilleri üzerinden %70 tıraş yapılınca Kıbrıs bankaları 4 Milyar Avro kaybetti. (Bu rakam yazan ele göre değişiyor. Bazan 4.5, bazan 5, bazen da 6 olabiliyor.) Ödenemeyen veya ödenemeyecek olan borçların tutarı ise 8-10 Milyar dolayında olduğu tahmin ediliyor.
Tıraş yapılırken Hristofiyas hükümetinden hiçbir itiraz gelmedi. “Anavatan” ayaklarına yatılarak zarar sineye çekildi. Buna karşılık Yunanistan, bir süre önce, 40 Milyar Avro’luk ek bir yardım almıştı. İflâsın eşiğinde olan Kıbrıs, bari Yunanistan’daki Kıbrıs bankalarının şubelerini ayakta tutabilmek için anavatandan 2 Milyar Avro istedi. Yunan Maliye Bakanı’nın sağır kulağına gelmiş olmalı ki hiçbir tepki göstermedi. Sadece Kıbrıs bankalarında bulunan mevduatların garanti altında olduğu yönünde bir açıklama yaptı. (Ben mevduat sahibi olsaydım tek bir kelimesine inanmazdım.)
                                                                                XXX
Avrupalıların çoğu Kıbrıs’ı Akdeniz’in küçük İsviçre’si olarak görüyor ve adayı kara para aklama üssü olarak telâkki ediyorlar. Özellikle Almanlar, Kıbrıs’a verecekleri paradan Rusların yararlanacağına inanıyorlar. Bu nedenle yapılacak olan yardım paketine onların da katkı koymasını istiyorlar. Bu nedenle kendilerinin vereceği 10 Milyar Avro’ya karşılık mevduat sahiplerinden 5.8 Milyar Avro’luk bir kesinti yapılmasını şart koşuyorlar.
Schaeuble’nin planındaki esas amaç Rus zenginlerini cezalandırmaktı. Garanti edilen 100,000 Avro’nun üzerinde olan mevduatlardan %15 bir kesinti yapılması teklif edildi. Anastasiadis bunu kabul etmedi çünkü yabancı zenginlerin adadan kaçmalarını istemiyordu. Her şeyin eskisi gibi sürmesini arzu ediyordu. Halbuki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Kıbrıs’ta 24 bin Britanyalı ve 8 bin Rus yaşıyor. Ne var ki yabancıların mevduatları, toplam mevduatın %38’ini oluşturuyor. Kıbrıs’ta sürekli yaşamayan yabancıların mevduatları da hesaba katılırsa bu oran daha da yükselir. Almanların gözü, işte, bu mevduat hesaplarında. Unutmamak gerekir ki Almanya’da yakında genel seçimler var ve Merkel seçimlere yatırım yapma zorunluluğunu hissediyor olmalı.
                                                                                    XXX
Kesinti garanti altındaki mevduatlardan da yapılması kararlaştırılınca Kıbrıslılar haklı olarak ayaklandı. Avro Grubu ile yapılan anlaşma Parlamento’da nerdeyse oybirliği ile reddedildi. Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak yapılan oylamalarda “OHİ” demek kolay çünkü yaslanacağınız bir statüko var. Ama şimdi ortalığı toz duman bürüdü. Her şey olabilir. Avrupa Merkez Bankası “Pazartesi’ye kadar bir B planı sunulmazsa iki büyük bankaya yapılan acil likidite yardımı durdurulacaktır” diyerek mengeneyi son kerteye kadar sıkmış oldu.
Ondan sonrası, yandı gülüm keten helva.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam