06 Aralık 2016

Köpek kuyruğunu değil, kuyruk köpeği sallar ise!

Haber İçi Üst

Ekonomi tabiatı kanunu, normal olan, köpeğin kuyruğunu sallaması gibi, ekonominin doğal, otomatik makro düzeyde gelişmelere kendi kendini ayarlamasıdır. Köpek sabit, kuyruk elastik!

En basitten başlayıp, diyelim ki, eko-politik bir karar verdik ve dış dünyaya kapandık. Globalleşen ekonomiye iltihak etmeyip içimize kapanacağız. Niye? İşin basiti ve de kolayı. Dedemin yaşadığı gibi. Her ihtiyacını, ekmeğini, etini, sütünü, tavuğunu, zeytinini, bulgurunu kendi kendine karşılayacak, ninem tezgahında dokuyacak ve dikecek. Hep yerli üretim. Tamam, aç kalmamak için yüzde yüz ful sigorta. Yaşam kalitesi belki o kadar da kötü değil ama, yaşam standardı ilkel ve çok düşük olacak. Bu tür yaşamı hala daha tercih eden ender ideolojiler ve dini gruplar dünyamızda mevcut. Babam 1940’ların sonlarında o günlerin gidişatından da esinlenerek, kendi mukayeseli avantajlarını ticarette gördü ve şehere göç etti ve ticarete başladı. Yani ihtisaslaşmanın, globalleşmenin, rekabete açıklılığın ilk adımını attı. İlkin yüksekçe bir yaşam standardı tutturduk. Ancak babam kabiliyetini yanlış değerlendirdiği, alternatif bırakmadığı cihetle, rekabet çoğalınca, işi, yavaş, yavaş söndü ve yanıma Londra’ya göç etmek zorunda kaldı. Globalleşme, dünyada üretim faktörlerinin ülkeler arası dengesizliğini giderirken, üretkenliği artırırken, maalesef kötü yönetildiği durumlarda ülkeler arası gelir dağılımını düzeltmesi beklenirken daha da bozmakta, diğer barındırdığı riskleri de saklamakta. Bilinç, beceri, rekabet edebilirliliği, mukayeseli avantajlara yoğunlaşma gerekliliğini öne çıkartmaktadır. Bu becerileri gösteremez iseniz daha iyisi köyünüzde kalın! Diğer yandan Globalleşme ve onun neticesi üretkenliğin gelişmesi dünyada engellenemeyen bir trend, gidişattır. Risklerini azaltacak bir yönetişim becerisi ister.
Gelelim globalleşen dünyada ekonominin otomatik ayarlanmasına. Diyelim fert başı üretkenliğiniz ve dolayısı ile rekabet gücünüz diğer ülkelere görece azaldı. Döviz gelirleriniz döviz giderlerinizi karşılayamaz duruma geldi. Yani ödemeler dengeniz bozuldu. İdare edilemeyen bütçe açığı da vermeye başladınız. Bu durumda serbest piyasa koşullarında paranızın değeri düşer, ürettiğiniz kadar tüketmeye zorlanır, birkaç istisnai durum dışında, alım gücünüz azaldığı cihetle ithalatınız azalır, üretiminiz yabancılara kıyasen ucuzladığı cihetle ihracatınız artar, rekabet gücünüz yerine gelir, denge genel bir fakirleşme ile otomatik, herkesin elinin taşın altında bulunması ile kurulur. İşte bu köpeğin kuyruğunu sallaması gibi doğal. Gurur meselesi yapar, yanlış yapar ve paranızı dövize, eskide Sovyet Rusya’da ve Türkiye’de olduğu gibi, sabitlerseniz, veya bizdeki gibi ilaveten 1KL=36 TL zorlama akılsızlığına uğrarsanız, ben söylemeyim, tahribatı siz bilirsiniz.
Şimdi gelelim kuyruğun köpeği salladığı durumlara. Başka ülkelerle ayni para birimini kullanan ülkelerde, eğer makro-ekonomik politikalar, bütçe, yani maliye politikaları, istihdamlar ve üretkenlik bir merkezden sinkronize edilmez ise ve ülke genel kütleden rekabet edebilirlikte geriye düşer ise gerekli ekonomik ayarlama nasıl olur? Bir süre ilgi ülke borçlanarak işi idare eder, ancak eninde, sonunda yumurtalar kapıya gelir dayanır. Kuyruk köpeği sallamaya başlar. Kendi parası olmadığı cihetle, kullandığı parada bunun sonucu değer kaybı olmaz. Ayar genelde ve herkesi ayni oranda etkileyen gayri-şahsi “impersonal” bir alım ve servet düşüşü yerine, daha çok şahsi batmalar, işsizlik, açlık, genel adaletsizlik gibi açık fecaatler ve muhtemelen isyankarlık gibi sonuçlarla karşı karşıya kalınır. Dıştan yardım gelse dahi uzunca bir süre bu ayarlama çekilemeyen acısını hissettirir. Yanıltıcı olan husus, ilk etapta, kendi ekonomik seviyesi üstünde bir ortak para kulübüne giren bir ülke, kontrolsüz davranma fırsatından da yararlanarak başta süratle gelişen suni bir refah sağlayabilir. İrlanda, Portekiz ve kısmen Güney Kıbrıs’ta olduğu gibi. Dünyaca geçerli, istikrarlı bir para sayesinde, ucuza ve bol kredi piyasalarına erişebilme, ne yaparsa yapsın enflasyon korkusu olmadığı, teknik ve finansal yardım alabildiği gerekçesi ile ilkin her şey tozpembe görülebilir. Mali disiplin ve üretkenliği savsaklamadığı, işin kolayına, popülizme kaçmadığı cihetle de her şey yolunda gidebilir tabii.
Biz TL’yi aldığımız gün, istikrarsız bir paranın gazabına uğradık ve o günden özellikle değişken enflasyonun bütün tahribatını yaşamaya başladık. Adalet yara aldı, tasarruflar sıfırlandı.  Kaynaklar verimsiz sahalara gitti. İleriyi görebilme, planlama ve yatırım büyük darbe yedi. En mühimi genel adalet, gelir dağılımı feci bozuldu, toplum dejenere oldu. Geç de olsa, arkasında enkaz da bıraksa TL şimdilerde istikrara kavuştu. Ancak şimdilerde de Türkiye’ye görece verimsiz olduğumuzdan, pahalı bir ülke olduk, maliye politikaları da buna tuz biber ekti. İşsizlik diz boyu, buna yanlış eğitim politikalarımız da eklendi; hibe ile yaşamaya çalışırız. Bizim tam bir fecaat yaşamamızı hibeler, geri ödenmeyen krediler şimdilik önler. Üretkenliğimizi artırmaz, nüfusumuzu sağlıklı kontrole tabi tutmaz isek, Anamızdan ne kadar yardım gelirse gelsin tökezleyerek seyredeceğimiz aşikardır. Şimdi gerekmez ama ilk devrelerde niye kendi paramızı basmaya hep karşı çıktık? Aman Allah korusun, böyle bir yönetim seviyesinde, her seçimde gayri yasal, adaletsizce başkalarının malını başkalarına dağıtan, gereksiz, liyakatsiz istihdam yapan bir idarede bir de para makinesini ellerine verirsek ne olacak, bir düşünün. Onun için ben ve benim gibiler bir yabancı araba ile Karpaz’a gideceksek ve seçme hakkımız varsa niye rahat, konforlu bir araba seçmeyelim de bağırsağımızı ağzımıza getirelim diye düşünmüştük.
Rum ekonomisinin çöküşü Yunanistan ekonomisinin sırtında gidişidir. Görece verimsizliği de katkı yaptı ama esas sorunu sigortalamadığı evinin yanışıdır. Rekabet edebilirlik zafiyeti ve görece verimsizlik esasta bizde.
Rum hala daha OHİ çekmede usta; adalı mı neyiz, bu biraz da bize bulaştı galiba. Bu yazıyı süratle ve genelde anlaşılır yazabilmek için ilme biraz haksızlık yaptım; İstisna ve inceliklerini kös geçtim. Meslektaşlarımın affına sığınırım!

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam