06 Aralık 2016

İstanbul’dan nasıl gözüküyor(uz)?

Haber İçi Üst

 

İki yıl önce bugün yaşadıklarımızı öngörüp Allah’a şükür terör yok ama gidişatımız 12 Eylül öncesi Türkiye’sine benzemeye başladı diye yazmıştık.

Vallahi giderek benziyor.

İnce hesaplara dayalı siyasi entrikalar, transferler, güvensizlik önergeleri ile itibarını ve işlevini yitiren halktan kopan ve çözüm üretemeyen siyasi bir tablo var önümüzde.

O günlerin Türkiye’sinde bu tablo karşısında halk Ordudan, bugün de biz her konuda Türkiye’den medet umar duruma düştük.

Yanlışsa yanlış deyin.

İddiam odur ki çıkış yolunun olmadığı ümitsizliğin iyice yaygınlaştığı bir ortama yol aldık 1980 öncesi Türkiye’sinde olduğu gibi. 

Bu seçim bu ümitsizlik duygusunu daha da derinleştirecek endişesi var bende.

Hiçbir şeyi değiştirmeden yeni yapılacak seçimin de sonuç vermediği görüldüğünde ne olur?

Bunu düşünen var mı?

Birincisi Arap Baharı benzeri görüntülere hazırlıklı olalım.

İkincisi toplumda oluşan bu ruh haliyle Kıbrıs sorunun çözümünde bu kez önüne arkasına bakmadan “evet” çıkmasına da hazırlıklı olalım.

Niye “evet” in cevabını bilmeden “niye hayır değil” diyerek referanduma gidecek duruma geleceğiz.

Herhalde istenen de bu.

Amaç bu ise e vallahi bizim tarafta bu noktaya bu kez Rum’la anlaşmaya bugüne kadar en mesafeli duranların gayretleriyle gelmiş olacağız.

Baksanıza UBP bölündü.

AKP’nin kucağına iyice yerleşmiş çaresiz bir UBP’nin Kıbrıs sorununun çözümünde geçmişte savunduklarını savunmaya devam edebileceklerinden ben emin değilim.

Seçim sonrası UBP’yi bekleyen yeni ve ebedi kırılma noktası AKP’nin Kıbrıs sorununda almalarını isteyeceği yeni pozisyon olacaktır.

Bundan dolayı geçen hafta mecliste güvensizlik önergesi ile ilgili yaşananlara seçim sonrasını düşünerek farklı bir gözle de bakmak lazım.

Güvensizlik önergesi ile ilgili tartışmada CTP’nin diğer iki muhalefet partisini karşısına alan yaklaşımının seçim sonrası oluşacak UBP-CTP (ya da CTP-UBP) koalisyonuna kadar yolu var.

Erken seçim kararında CTP’nin kendine göre haklı sebepleri olabilir ama yaptığı manevrayla seçim sonrası hükümete ortak olabilmenin onayını da zımnen aldı Ankara’dan bence.

UBP’nin seçim sonrası ortaya çıkacak olan Eroğlu’ndan arınmış yeni tabanına da olası koalisyon için göz kırpmış oldu CTP.

Artık UBP, CTP ve AKP’yi birleştiren ortak bir payda var: Eroğlu.

Çözüm ve referandum sürecine CTP-UBP koalisyonuyla gitmek AKP’nin arayıp da bulamayacağı bir siyasi tablodur. Bu iki partinin koalisyonu Türk kamuoyuna Kıbrıs’taki “akil adamların” koalisyonu diye çok kolay lanse edilmesi mümkündür. CTP bunun tohumu atmış oldu yaptığı manevrayla.

Seçim sonrası kendini böyle bir ikilem içerisinde bulacak olan küçülmüş UBP’yi bekleyen tehlike de bence buna ortak olmuş olmasıdır.

Siyasetin her iki ucunda ileride keşke ile başlayan cümlelerle bugünleri anacak ve değer miydi diye hayıflanacakların sayısı çok olacak gibi geliyor bana.

Kendilerini ve sistemi yenilemekte direnen siyasi kurumlarımızla beraber Kıbrıs Türkü’nün bu adadan tasfiye edilmesi sürecindeyiz.

Hepsi bir anda olmuyor. UBP’den başlandı. Sıra CTP’ye de gelecek. Onları da farklı bir cepheleşmesiyle “toparlanıyoruz” hareketine böldürecekler.

Hataya düşüp son iki haftadır yaşananları demokrasi ile açıklamaya çalışarak yorumlamaya çalışmayalım.

Kıbrıs Türkünün adadan tasfiyesini Türkiye’nin de hayati desteğiyle Rum yapamadı.

Ama biz bunu Rum’a gerek kalmadan kendi elimizle ve bugünkü Türkiye’nin katkılarıyla bir güzel yapıyoruz, yaptırıyoruz.

Planlasak bu kadarını başaramazdık. 

Sarayönü’nden nasıl gözüküyor(uz) bilmem ama İstanbul’dan böyle gözüküyor(uz).

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam