Poli

Girne’de turizm ve eğitim sektörlerinde teşvike son verilmeli

Öntaç Düzgün
Öntaç Düzgün

Zorunda kalmadıkça gitmeyi tercih etmediğim Girne’ye, iş gereği, bir arkadaşımla gitmek zorunda kalıyorum. Belediyenin önündeki meydandan şehrin ana caddesine ilerlerken genzimizi yakan bir lağım kokusuyla karşılaşıyoruz. Arabanın camlarını kapatmak da fayda etmiyor. Söylene söylene ilerliyoruz. Girne kentsel bir cehenneme dönüşmek üzere…

Bu koku, aslında son yıllarda Girne’nin yaşamakta olduğu büyük altüstlüğe paralel olarak yaklaşan felaketin belki de son işareti. Girne hiç de doğal olmayan bir seyirle büyümüş; karnını aşırı şekilde şişirmiş, kımıldayamayan, görüp duyabilen ama tepki veremeyen bir yaratığa dönüşmüş durumda. Uluslararası bir marka değeri kazandırılabilir mi diye tartışılan Girne, kontrolsüzce artan nüfusu, imar planından yoksun yapılaşması, trafiği ve kanalizasyonu kaldıramayan altyapısıyla sakinlerine huzur vermekten hızla uzaklaşıyor. Bu duruma gelmesinin sebebi: devletin plansızlığı, kontrolsüzlüğü hatta uyguladığı aşırı teşvik politikaları.

 

Girne’nin Nüfusu Kaç Acaba?

Girne’ye gitmek için yola çıkanlar, kasaba girişindeki, nüfusun 33 bin 207 olduğunu gösteren tabelayla karşılaşırlar. Bu sayı Devlet Planlama Örgütü’nün (DPÖ) 2011 yılında gerçekleştirdiği nüfus sayımı sonucu belirlenmiş. Bu sayıya Girne’de sürekli olarak ikamet eden (de-jure) nüfusun sayılmasıyla ulaşılmış. Raporda nüfusun cinsiyetler üzerinden hazırlanmış sonuçları bile var. Belediye sınırları içerisinde 17 bin 712 erkek, 15 bin 495 kadın yaşıyormuş. Girne İlçe nüfusu ise 69 bin 163 kişi imiş. Ancak Girne’nin bugünkü acıklı durumuna değinmek isteyenler, bu sayının artık geçersiz olduğunu, Girne’de kasaba nüfusunun belki de 100 bin kişiye ulaştığını düşünüyorlar.

Girne Belediyesi sınırları içerisindeki nüfus 100 bine ulaşmamış bile olsa, mevcut duruma itiraz etmek için geçerli pek çok sebep var. Birinci sebep; yine devlete ait istatistiklerde görülüyor. 2006 Konut ve Nüfus Sayımı’ndan itibaren Girne, 2011 yılına gelene kadar % 19.4 oranında büyümüş. Bu oran Gönyeli de dâhil olmak üzere Lefkoşa’da % 11.9 düzeyinde kalmış. Kısacası Girne 2006 yılından beridir Lefkoşa’yı bile geride bırakacak kadar spekülatif bir şekilde büyüyor.

Girne’nin aşırı bir nüfus ve yapılaşma baskısı altında olduğunu işaret eden daha başka göstergeler de var. 2016 yılı inşaat istatistikleri ve var olan dört üniversiteye ilaveten altı yeni üniversite izninin daha verilmiş olması.

 

Girne’deki Üniversitelerde 20 Bin Öğrenci Var

Girne’de en eskisi Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) olmak üzere son birkaç yıl içerisinde faaliyete geçmiş üç üniversite daha var. Sadece GAÜ’nün geçen dönemki öğrenci sayısı 18 bin. Girne Üniversitesi öğrenci sayısını 1050 olarak veriyor. Kıbrıs İlim ve Uluslararası Final Üniversiteleri ile birlikte Girne’de öğrenim gören üniversiteli öğrenci sayısı 20 bini buluyor. Ancak Girne’de ikamet eden öğrenci sayısı bununla da sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Sırada izinlendirilmiş ve gelecek yıllarda öğretime başlayacak altı yeni üniversite daha var: Kıbrıs Metropolitan Üniversitesi, Dünya Barış Üniversitesi, Akacan Teknik Üniversitesi, Kuzey İngiliz Teknik Üniversitesi, Kıbrıs Güney Avrupa Üniversitesi ve Arkın Yaratıcı Sanat ve Tasarım Üniversitesi. Bu üniversitelerin oluşum faaliyetlerini tamamlayıp öğrenci kabulüne başlamalarıyla birlikte Girne’ye orta vadede çoğunluğu yabancı olmak üzere 20 bin civarında yeni öğrenci nüfusunun yerleşeceği öngörülüyor.

 

Girne’de 15 Bin Turistik Yatak Var

Girne’nin yoğun nüfus baskısı altında kalmasının bir diğer nedeni de ülke turizm yatırımlarının büyük çoğunluğunun bu bölgede yoğunlaşmasıdır. Devletin hâlen daha vergi muafiyeti dâhil pek çok alanda % 100 teşvik uyguladığı bölge, ülke turizm yatırımlarının yaklaşık % 65’ine sahip. Turizm Bakanlığı verilerine göre KKTC’de hâlen toplam 133 turistik yatırım var ve bunların 83’ü Girne bölgesinde yoğunlaşmış durumda. Bu da demektir ki KKTC’deki turistik yatırımların % 62’si Girne bölgesinde bulunuyor. Benzer durum turistik yatak kapasitesi için de geçerli. Toplam 21 bin 567 yataktan 15 bin 23’ü Girne bölgesinde. Bu oran ise % 70’e denk düşüyor.

Türkiye’de 5 yıldızlı hotellerde yatak başına 0,6 personel çalıştırıldığı dikkate alınırsa, Girne bölgesi yatak kapasitesi için çoğunluğu yabancı uyruklu olmak üzere 7 bin 500’ü aşkın personelin bölgeye getirildiği/çalıştırıldığı anlaşılıyor. Bölgede faaliyet yürüten onlarca kumarhane işletmesine ait olan personel bu sayıya dâhil değil.

 

İnşaatlaşmada Girne Lefkoşa’yla Boy Ölçüşüyor

Nüfusunun tam olarak kaç olduğu, merkezi ve yerel yönetimlerin hizmet götürüp götüremediklerinin tartışıldığı Girne bölgesi, inşaatlaşmada da önde gidiyor. Lefkoşa ve Gönyeli’ye “çapına” göre fark atıyor. Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği’nin 2016 yılı verilerine göre Lefkoşa Türk Belediyesi’nin verdiği 378 inşaat iznine rakiben Girne Belediyesi aynı dönemde 337 izin vermiş. 2016 yılında Lefkoşa Kaza’sında toplam 809 inşaata izin verilmiş, Girne Kazası’nda ise bu sayı 735’i bulmuş. Girne hem kent hem de bölge olarak inşaatlaşma yarışında Lefkoşa ile boy ölçüşebilecek konuma gelmiş. Ancak Girne’nin fiziki şartları bu rekabeti daha fazla sürdürebilecek durumda değil.

Güzelyalı’dan Esentepe’ye kadar dağ ile deniz arası mesafenin en geniş yerinin bir kilometreyi geçmediği bölge, daha fazla yapılaşmaya olanak tanımıyor. Bu nedenle inşaat yüksekliklerinin 10 kata kadar çıkarılabilmesi izninin verilmesini kimileri “Girne’ye ihanet” olarak nitelendiriliyor. Çünkü bu denli bir kentsel yoğunlaşmayı kaldırabilecek ne bir yolu ne de evsel atıkları tahliye edebilecek bir kanalizasyon altyapısı var. Girne sakinleri, beş dakikalık yola 25 dakika harcamak zorunda kaldıklarından şikayet ederlerken, Girne Belediye Başkanı, kanalizasyon altyapısının hâlen şehrin sadece % 20’sine yeterli olduğunu, kentin tamamının sisteme katılması ve sadece arıtma yatırımı için 7 buçuk milyon Euro’luk bir finansmana ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Belediyenin 2017 bütçe toplamı ise yaklaşık 15 milyon Euro ve bu yatırımı yapılabilecek gibi görünmüyor. Bu nedenlerle kanalizasyon atıkları zaman zaman denize plajlara akarken, bu yıl ilk kez deniz suyu güvenliği tartışmaları yaşanıyor. Girne ve bölgesi kentsel bir cehenneme dönüşüyor.

 

İmar Planı Kurtarıcı Olur Mu?

Girne için bir imar planı hazırlığı yapıldığı gözlemleniyor. Ancak bu çalışma şu saatten sonra hiç de inandırıcı görünmüyor. Basın haberlerine göre 10 kata kadar inşaat yapılabilir diye halihazırda verilen inşaat izni sayısı 400. Kente kısa vadede 10 katlı 400 tane daha inşaat yapılacak ve bu izinleri iptal etmek – kazanılmış hak mantığıyla – mümkün değil. Bu saatten sonra Girne’ye kamusal alanlar, meydanlar, caddeler ve rekreatif sahalar yerleştirmek hiç de olası görünmüyor. Girne’nin durmaya, dinlenmeye, biraz düşünmeye ve “ben kimim?” sorusunun cevabını bulmaya ihtiyacı var.

İşe, devletin “Girne’ye daha çok otel, daha çok üniversite” mantığıyla hâlen uyguladığı teşvik programlarının iptaliyle başlanılabilir. İnşaat aşamasında inşaat ruhsat harcı, inşaatın bitiminden sonra fonsuz ve KDV’siz ürün getirebilme teşvikleri, çalıştırma sırasından yatırımı kadar veya 10 yıl süreyle her türlü vergiden muafiyet, bu sürelerin sonunda yapılan her ek yatırım için tekrarlanan vergi muafiyetleri türü uygulamalar, sermaye sahiplerini ve yatırımcıları cezbediyor. Her yeni otel  ve her yeni üniversite, Girne’ye binlerce kişinin daha sökün etmesine neden oluyor. Bölgenin beş belediyesinden ikisinin teknik olarak iflas etmiş, diğer üçünün de yatırım yapamaz durumda oldukları ve tümünün yatırım faaliyetlerinin Türkiye tarafından finanse edildiği gerçeği dikkate alınırsa, teşvik edilen yatırımların özellikle Girne bölgesinde ne tür bir kamusal yarar sağladıklarını tartışmalı hâle geliyor. Görüştüğümüz bir şehir planlama uzmanı, bugün atılacak bir adımın Girne’de ancak 10 yıl sonra karşılık bulacağını söylüyor.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı