04 Aralık 2016

“Eskiden saçları varıdı yakışıklıydı, şimdi saçları dökülür, ama kalbim hep ondadır”

“Eskiden saçları varıdı yakışıklıydı, şimdi saçları dökülür, ama kalbim hep ondadır”
Haber İçi Üst

 

Ali Atamer: Raziye teyzeciğim öncelikle bizleri Londra’daki evinize konuk ettiğiniz için içten teşekkürler. Eskiye yolculuğumuzu seni tanıyarak başlaya biliriz.
Raziye Ö.: 1941’de akıncılar köyünde doğdum. Okula 7 yaşında başladım. İngiliz hükümeti zamanıydı. İlkokulu bitirdikten sonra köyde ortaokul açıldı ama annem bırakmadı. Öğretmen kapıya geldi. “Gızlar daha ileriye gitmez, evde işler var kim yapacak” dedi. Nenem da annneme öyle yapmış. Bekarlık yıllarım Luricina’da geçti. Çok güzel bir köydü hala daha güzeldir. Atalarımız hep Luricinalıdırlar.  Annemin nenesi Köfünyeliydiler. Ama bir fotoğrafımız yok o dönem ait.  Çok eskiden Lurinzana adında çoban gadın gitmiş davarıynan köyde kimse yokmuş. O İtalyan gadın Luricina koydu köyün ismini.  Babam beni 5 yaşında beri bahçalara götürürdü. Teneke çalardım da guşlar tohumları çıkarmasın. Tarlaların içinde guş govalardım. Ama şeker gibi bir gönene börülce çıkarırdık.


Ali Atamer: Köfünyeli Reşat dayımız kimdir?
Reşat Ö.: 1935’te Köfünye’de doğdum. Benim babam margilidir annem Meluşalı. Babam kasabıdı. Zor geçti benim gençlik yıllarım. İlkokulu bitirdim. Bu Rumlar EOKA EOKA diye bağırırlardı ama biz bilmezdik neydi bu EOKA. Yalnız bir aile varıdı aşağı ki köyde onlarda Türkçe gonuşurdu. Köfünye güzeldi. Zeytininden harnıbından bağından alıçlarına garda herşeyisi güzeldi. Köyde rahmetli bir Behçet Efendi vardı zenginidi. Bir gonuşma yaptı gavede ve dedi ki köylülere bildirelim içeriye ve Geçitkale deylim bu Köfünye’ye. Çünkü her yere bizim köyden gidebilirdin.
Ali Atamer: Örf-idare dönemi için neler söyle bilirsiniz?
Reşat Ö.: Urumları daha fazla gayırırlardı. Ama İngiliz atardı önümüze bir ekmek husolurduk.
Raziye .Ö: Bence hayat daha güzelidi o dönemde. Urumlarınan beraber yaşardık. Orak biçmeye giderdik beraber. EOKA başlayınca her şey bozuldu. Urumlar gaçtı gitti Libya’ya. Her büyüyen Rum çocuğu giderdi okusun diye galırlardı kasabalarda. Yaşlıları galırdı köyde.
Reşat Ö.: 75 sene beraber yaşadık urumlarınan neden bunlar 75 sene sonra ayağa kalksın Gıbrızı alsınlar diye. Neden İngiliz demedi urumlara oturun yerinize. Bişey yapamazlardı. İngiliz derdi bişey olursa alacam Kıbrıs’ı geri. Ama hani almadı alamadı.
Raziye Ö.: Öldürürlerdi İngilizleri yoksa da.
Reşat Ö.: Polisman yazarlardı ama ben kısa bir dönem yaptım.
Raziye Ö.: İngiliz döneminde vali giderdi Lefkoşa’dan köye ve yarışmalarda kim gazanırsaydı ödül veririlerdi. Köylü ne sergilemek istersaydı yarışmada onu gösterirdi… İsteyen yetiştirdiği böğrülceleri, fasulyeleri sucukları isteyenler hellimlerini hayvanlarını yarıştırırlardı.
Ali Atamer: Raziye teyzeciğimin gözlerinin içine baktığımda o yıllarda insanların daha mutlu olduğunu anlıyorum.
Reşat Ö.: O dönemde insanlar zor yaşardı. Neden dersan harbın içinde para yok. O yüzden zorluk çekerdik. Çoğu insan her istediğini alamazdı. Okula giderkan yalın ayak giderdim. Gış günü suların içinden yalın ayak geçer giderdim okula. Öğretmen derdi bana “babana söyle alsın sana potin.” Alamazdı çünkü yoktu babamda para. Ama şimdi her evde Mercedes var. Nereden bulur bu insanlar parayı.
Ali Atamer: Peki birbirinizi nasıl buldunuz? Galiba Londra buluşma noktanız olmuş.
Reşat Ö.: Evet Londra’da buluştuk.

Raziye Ö.: 20 yaşında annemi kaybettim. Bunun üzerine babam dedi ki “artık sen ablana gidesin Londra’ya.”  4 sene galdım ablamın yanında. Yahudi fabrikasında terzilik yaptım.  Benda gönülden istedim geleyim Londra’ya çünkü ova işlerinden bıktıydım zaten. Vesile oldu geldim Londra’ya. Bir köylüm varıdı o getirdi Reşat amcanı bizi tanışdırsın. Ablamın evinde gördüm. Bir kez da gördüm reşatı sinemada. Duyulduydu ama beni isteyecek diye. Gittik sinemaya görelim gendini kapıda dururdu Reşat. Bak işte odur dediler.  Görürkandan söz verdik alacayık birbirimizi. Beğendiydik birbirimizi.
Reşat Ö.: Sinemada film gösterirdim. Türk filmleriydi. Kiralardık Türkiye’den getirdirdik.
Ali Atamer: Raziye teyzeciğim Reşat dayımı gördüğünde o anki duyguların neydi?
Raziye Ö.: Eh beğenilir dedim tamamdır. O zaman saçları varıdı yakışıklıydı. Şimdi saçlar düşer, dişler düşer yaşlanın ama kalbim ondadır.
Reşat Ö.: Raziye teyzenizi düğünde gördüm. Bacanak rahmetlik dedi “elimi goycam oturduğu sandalyenin üstüne bilki o dur.” O zaman gördüm yaktım bir sigara o vakit. Raziye dedi bana “çok sigara içen yahu sen”.  Ben da dedim gendine “parasını sen vermen ben veririm. Raziye Hanım sigara içmezdi ama içki çok içerdi.
Ali Atamer: Hani Türk filmlerinde genç sevgililer ilk görüşmelerinde farklı güzel duygucuklar yaşar. Sanırım sizin ilk görüşmeniz Türk filmlerini aratmaycak cinsten.
Reşat Ö.: Aşk sınır dinlemez. Ama ben Raziye hanımı ilk kez top oynadığım yıllarda ki giderdik Luricina’ya maç yapalım orda gördüydüm. Ama abisi vermediydi beni orda. Çünkü başka yabancı köye gız vermek istemezlerdi.  Ama bura gelinca avladım gendini.


Raziye Ö.: Zaten ne olacağıdı o zaman Kıbrıs’ta. Ya düğün olacaktı ya da top seyretmeye giderdim.
Ali Atamer: Peki dünürcülükten sonra birbirinizi tanıma süreci oldu mu? İkinizde hala daha güzelsiniz ama bir evliliği yürütmede kişilerin huyu suyu çok önemli yer tutar diye düşünürüm.
Reşat Ö.: Ben daha yakışıklıydım güzeldim teyzenizden.
Raziye Ö.: Ya bak haline döküldü hep saçlar. Fotoğraflarda galdı o dediğin güzellik.
Reşat Ö.: O Allah’ın emridir.
Raziye Ö.: İki hafta sonra Londra’da evlendik. Dünürcülükle oldu isteme.
Reşat Ö.: Geldim istedim verdiler. Ama ertesi gün buluşup gezeceyik diye anlaştık. Fakat gittiğimde çalarık kapuyu bunlar evde yok. Hepeyi canım sıkıldıydı.
Raziye Ö.: denedik bakalım erkek tarafı ciddiysalar.
Reşat Ö.: Bu iş olacaksa olsun olmaycaksa da olmasın dedim. Çok canım sıkıldı. Bu insanlık değil dedim. Ondan sonra buluştuk sohbet ettik.
Ali Atamer: Reşat dayıcığım gençlik yıllarını doya doya yaşayabildin mi?
Reşat Ö.: O zaman velesbitinan giderdik. Haftada bir da vasıta varıdı. 1 şilindi. O zamanki eğlenceler çok güzeldi. Hele o düğünleri beklerdik olsun da gidelim görelim. Bir hafta o davul zurna çalardı. Burada daha güzel hayat yaşadım bekarıkan tabii.
Raziye Ö.: Bir yastıkta gocaylım inşallah. Her yere el ele kol kola giderdik. Gençlik başkadır. Bak şimdi ayakta duramayık. Gençlere da tavsiyem birbirilerine saygı göstersinler. Sadece sevişme bilirler. Her şey sevişmeden ibaret değil. Saygı sevgiyi eksiltmeyceksiniz.


Ali Atamer: Londra’da yaşadığınız karşılaştığınız zorluklar nelerdi?
Raziye Ö.: Bütün hafta çalışırdık hafta sonu ödenirdik. Alışverişimizi yapardık. O günden bugüne gadar mutluyduk.
Reşat Ö.: Önemli olan yardımcı destek olmalı çiftler birbirine. Garı goca yardımcı olmazsa hayat yoktur. Ortak yolunu bulacak çiftler. Ha bunu da söyleyim garı goca da çekişmezsa dadı yoktur.
Ali Atamer: Neden ufak kavgacıklar vardı dediniz. Kıskançlık mı var?
Raziye Ö.: Şimdi gulaklar duymaz diye tartışma büyür.
Reşat Ö.: Şimdi Raziye Hanım virra virra iş istersa tartışma başlar. Tam gelirim oturayım başka iş ister. Onu yaparım gelirim tam oturacam Reşat gelda bu var. E başlarık ufaktan tartışmaya.
Raziye Ö.: Şimdi bıraktım onları benim yardımcım hoverdir.
Ali Atamer: Hikayeniz çok güzel. Benim için Londra farklıydı ve çok güzel duygular yaşadım 20 gün kaldığım sürede. Başka projelerle daha farklı yapımlarla da yakın zamanda yine Londra’daki Kıbrıslı Türklerle buluşmayı hedefliyoruz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam