07 Aralık 2016

Bence yalnız göstergesi önemli

Haber İçi Üst

Politik yapımızda bolca rastladığımız alavere, dalavere, kumpas, şark kurnazlığı, kasaba politikacılığı olgularının en bariz örneklerine şahit olurken, en nihayet 45 günlük geçici bir hükümet kuruldu. Bu hükümet devletin rutin işlerini, vatandaşa hizmeti aksatmadan seçime dek sürdürmeyi ve çok kısa bir süre sonra görevini devretmenin dışında bence bir sorumluluk taşımaz, taşımamalı. Bu geçici kısa dönem hükümetine insafla davranmamız, yardımcı olmamız vatandaşlık gereğidir.
Bunun önemi, ilk kez önümüzde bize ışık tutan ve tutacak bir örnek oluşudur. Bu hükümet atama ile icraatın başına gelmiştir. Söylendiği gibi ezici çoğunlukla bir teknokrat hükümeti de değildir. Atamalar Meclis’te üyesi bulunan üç muhalefet parti kontenjanı ile sınırlandırılmış, bir yerde seçme alanı kısıtlanmıştır. Seçme özgürlüğü bir yerde kısıtlanmış olmasına rağmen bu kadro yine de halkın beğenisini kazanmıştır. Belki de 1974’ten sonra en seçkin, gençlik dinamizmi ile tecrübeyi harmanlayan, kaliteye, uzmanlığa önem veren bir yapıdadır. Neden?
Bir, aday gösteren partiler adaylarını önerirken bir birleri ile rekabet içinde prestijlerini düşünerek hareket etmişler, bir birlerine üstünlük sağlama çabası içinde ve de bu konuda sorumluluk hissederek şahısları seçtikleri görülmektedir. İki, atamaların geçici olmaları ve de çok kısa bir süre görev yapacakları cihetle, “ben olayım” tartışmaları asgari düzeyde olmuş, parti kodamanlarının ağızları fazla sulanmamıştır. Üç, Başbakan olarak atanan Sn. Dr. Sibel Siber mecliste seçilmiş biri olarak demokrasiye de azından/çoğundan uyulmuş, belki de seçmede sistemin başaramayacağı iyi bir insanın, kültürlü, rasyonel ve bitaraf birisinin başa gelmesi sağlanmıştır.
Bunlar neyin göstergesi? Düşünün bir kere, bence bize en uygun politik sistem, hesap verebilir bir Başkanlık Sistemidir. Başkan seçimi ada sathında olduğu cihetle, öne çıkacak şahsi menfaatten çok toplum menfaati olacaktır. Diyelim ki Sibel Hanım gibi bir yurttaşımızı başkan seçme ihtimali %33 olsa dahi, her üç dönemde bir bu kalibrede başımıza bir başkan seçsek bu ülkenin gidişatı ne kadar değişir. Bir kere başkanın şahsen sorumlu olacağı, yalnız iki dönem başta kalabileceği cihetle, bakanlarını tüm ülke sathından ve büyük bir sorumluluk altında seçeceğinden şimdi beğendiğimiz bu geçici kabineden daha da kaliteli bir kabine çıkma ihtimali yüksek değil mi? Şimdi bakan atananlar zamanla yarışmakla, yakında yapılacak seçimlerde aday olacaklarını düşünmekle, altlarındaki bürokratların istikballerinin UBP’ye dayandığı gerçeği ile seçim yasakları ile kısıtlı olmalarına rağmen icraata başlangıçları tam bir akıl ürünü. Halkın tasvip etmediği apaçık ortada, gözle görünür, kısa vadede kontrole alınabilinecek lüzumsuz israfın önüne geçmek ne kadar akılca ise, bütçede şeffaflığı sağlamak o kadar da akılcıdır. Anladığım kadarı ile Türkiye’de “vur-kır”lı bir dizide oynadığı cihetle, bizim kültürümüze ters bir sahada oynayarak isim yapmış birini kültür ateşemiz atamış çarpık bir zihniyetin hatasını düzeltmek en azından toplumumuzda psikolojik olumlu bir etki ve motivasyon yaratmıştır. Bu ülkede adaletsizliğin, hırsızlığın, yozlaşmanın temeli ve başlangıcı eş değer ve uygulama rezaletini pek tabii bu kısa dönem içinde bir adaletli çözüme kavuşturamazlar. Ancak malını kaybedip kuzeyde bir şey alamayan, alın teri çalınmış insanları düşünerek hala daha yandaşlara peşkeş çekilen değerleri eşdeğer torbasına tekrar koymak için girişimler başlatmalarından daha güzel ve adaletli bir karar mı olurdu?
Kendilerini tebrik eder bu 45 günü “full speed” böyle devam etmelerini beklerim, ilk günden bu kararları aldıkları cihetle teker, teker ellerini sıkarım. En nihayet “OHH BE”.

Hukukçularımıza şaşarım:
Bizim bolca, toptan yetiştirdiğimiz hukukçularımız, Meclis’e girememe zafiyetlerini sorgulayacaklarına, biraz daha utanmazlar ise, kadınlarımız gibi, partilerden kontenjan isteyecekler. Televizyon programlarında halkımıza devamlı yasalar meclisten doğru dürüst çıkmıyor, Meclisimizde hukukçu olması lazım propagandası yapıyorlar. Güya Meclis meslek gruplarını temsil edermiş gibi. E, ben de diyeyim ki, ekonomist de olması lazım, çevre mühendisi olması da lazım, hade ne halse doktor çok, eğitimci de olması lazım, mimar da olması, muhasip de olması lazım, e, çöpçü de olması lazım. Böyle karagözlük mü olur? Meclise, hükümete söyleyin bir yasa yaparken, bir karar alırken uzmanlardan görüş alsın, olsun bitsin. Bütün sektörler meclise kapanı atıp, egosunu, kazancını artıracak? Nasıl olsa Meclis’e gitmemek serbest. Siz hukukçusunuz, gülünç olmanızı mesleğiniz kaldırmaz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil