04 Aralık 2016

AMAÇ

Haber İçi Üst

Binlerce yıl önce dünyanın bilinen ilk felsefe okulunu kuran ünlü filozof Sokrates’in klasik anlamda sınıfları yokmuş okulunda.
Aslında bir binası da yokmuş.
Peşine taktığı öğrencilerine yürüyerek anlatırmış derslerini.
Tüm Atina’yı yürüyerek dolaşırlarmış, bir yandan ders dinlermiş öğrencileri diğer yandan felsefe tartışmaları yaparmış.
Sokrates binlerce yıl önce keşfetti insan dikkatinin 20 dakika ile sınırlı olduğunu.
Sırf öğrencilerin dikkatini sürekli canlı tutmak ve derse olan ilgiyi en üst düzeye çekmek için de yürüyerek ders anlatma yöntemini uyguladı.
Ve bu yöntemle bugün dahi aşılamayan felsefenin engin ufuklarını keşfetti.
Sokrates’in felsefede, dünyayı yorumlamada ve bu bütünsellik içinde insanın amacının ne olduğunu sorgulamada geliştirdiği yöntemler hala kullanılıyor aradan binlerce yıl geçmesine karşın.

  ***

Bugünkü üniversite binalarına bakıp da imrenmemek elde değil.
Çoğu zaman eleştirmekte insafsız davranıyoruz ama pırıl pırıl binalarıyla, çağı yakalayan bilgisayar ağıyla kıskanılacak düzeydedir üniversitelerimizin fiziki yapısı.
Her ne kadar üniversitede üretilen bilgi birikiminin pratik yaşama yansımasını henüz göremiyorsak da binlerce öğrenciyi kapsamına alan üniversitelerimiz kurumlaşma yolunda önemli mesafeler kaydettiler.
Kaydettiler ama ne oldu?
İnsanoğlunun binlerce önce tartıştığı “altın orta” ve mükemmele varma noktasında üniversitelerimiz ne yapıyorlar.
Cicili bicili binalarda bilgisayar sihirbazlığı yeterli midir değişimi ve kalkınmayı sırtlanacak üniversite mezunları yaratmada?

  ***

İnsanoğlunun evrenselleşme bilincini sağlayan en önemli olay bence kozmonot Neil Armstrong’un Ay’dan çektiği Dünya fotoğraflarıdır.
Ulusal sınırlar içinde sıkışıp kalan insan bilinci önündeki tabular o fotoğraflarla yıkıldı. Dünyalılaşma ve evrenselleşme süreci o fotoğraflarla başladı.
Sıradan insan aslında yaşadığı yerin sınırlarıyla kadim değil kozmozun bir parçası olduğunu daha iyi anladı.
Gelişmiş ülkelerde hemen her evin duvarında bir dünya haritası onun yanında da güneş sistemi haritası asılıdır.
Bu bireyin salt coğrafya bilgilerini taze tutmasını değil geniş bir ufka ve özgür bilince sahip olmasını sağlar.
Ve ancak ufku geniş, bilinci özgür bireyler günlük yaşamın sorunlarıyla ülkesel ve dünyasal sorunlara kadar her türlü açmazla baş edebilme yeteneğine kavuşur.

 

  ***

Liselerimizin devlete memur, üniversitelerimizin teknisyen yetiştirdiği bir ortamda hangi sorunumuza çözüm bulabiliriz ki?
Çocuklarımıza arabaların bir toplumsal statü göstergesi değil sadece ve sadece ulaşım aracı olduğunu ve kurallarına göre kullanılmaması halinde ölüm makinesi haline gelebileceğini öğretmeyen sistemde trafik kazalarının önlenmesini nasıl umabiliriz?
Yaşanılan çevreyi kuş ve böcek seslerinden ibaret olarak algılayan gençlerin ağaç dikmenin kutsal bir vatan yaratmak için vazgeçilmez olduğunu nasıl anlatabiliriz?
Her yıl binlerce dönüm toprak yağmur sularıyla birlikte denize akıp giden bir ülkede “tek taşını bile canımızla-kanımızla koruyoruz” nutukları ne kadar inandırıcı olur ki?
Bizde eğitimin hedefi nedir?
Devlet dairelerine eli kalem tutan memurlar yetiştirmek mi yoksa bir yıllık pratik bilgiyle ulaşılabilecek bilgileri dört yılda öğrenen teknisyenler mi?
Eğitilmiş insan sadece bunlardan mı ibarettir.
Yurdunu, dünyasını ve en nihayet kozmozu bilmeyen insanlar, trafikte kurban olmaktan öteye gidebilirler mi?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam