02 Aralık 2016

23 Nisan 2003’ten 2013’e

Haber İçi Üst

Zaman, bir nehrin yatağından azgınca akışı gibi hızla geçiyor. Dün sizi heyecanlandırıp ayağa kaldıran birçok olay, bugün çok gerilerde kalıyor.
23 Nisan 2003 günü, Türk ve Rumların Yeşil Hat’ta bulunan belirli sınır kapılarından geçebilecekleri duyulunca, Kıbrıslılar, sınır kapılarına hücum ettiler. Unutulmaz sahneler o süreçte yaşandı.
Bugün aradan geçen 10 yılın sonunda, oturup, bir değerlendirme yapmalıyız.
Artık sınır kapılarındaki kalabalıklar kalmadı. Özellikle Rumların geçişleri alabildiğine azaldı.
10 yıl içerisinde, Rumların toplam geçiş sayısı 8 MİLYON, Kıbrıs Türklerinin geçiş sayısı 14 MİLYON.
Rumların nüfusunun 800 bin, Kıbrıs Türklerinin nüfusunun yaklaşık 120 bin civarında olduğu düşünülürse, Kıbrıs Türklerinin geçiş oranının fazla olması çarpıcı derslerle doludur.
Kıbrıslı Türklerin hemen hemen hepsi, Güney Kıbrıs’a birçok kez geçmiştir.
Kıbrıs Rumlarına gelince, geçenlerin oranı yarı yarıyadır.
Rumların yarısının hala Kuzey Kıbrıs’a geçmemesi çok anlamlıdır. Kilisenin ve aşırı milliyetçi grupların, KUZEY’E GEÇMEME propagandasının bu kadar güçlü ve etkili olması korkutucudur.
Her iki toplumdan insanların ilk anlarda kurmuş oldukları dostluklar, zamanla eski heyecanını kaybetmiştir. İki toplumdan insanların karşılıklı olarak birbirlerini ziyareti neredeyse sıfıra inmiştir.
Rumların son yıllardaki geçiş oranlarında, kumar oynamak için geçen insanların sayısı büyük bir oran teşkil etmekteydi.
Güney Kıbrıs’taki ekonomik krizden sonra, Güney’den Kuzey’e getirilebilecek para 300 Euro dolayına düşürüldüğü için, kumar oynamaya gelen Rumların sayısı da iyice azalacaktır.
Kıbrıslı Türkler, Güney’de daha ucuz olan belirli ürünleri alabilmek için, Güney’e daha sık oranda gitmektedirler.
Türklerin Güney Kıbrıs’a geçişlerindeki diğer faktör ise yıllardır içine kapatıldıkları MANDIRA’dan çıkıp, değişik bir mekana gitme ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç, Kıbrıs Türklerini sık sık Güney Kıbrıs’taki değişik alanları gezmeye yönlendirmektedir.
Rakamların dili, Kıbrıs Türklerinin, kendi siyasi otoritelerini dinlemek yerine, kendi özgür iradeleriyle hareket ettiklerini de çarpıcı bir şekilde ortaya çıkarmaktadır.
Kıbrıs Rumlarının çoğunluğunun ise, özellikle kilise ve milliyetçi grupların propagandası altında, bağımsız karar verememe noktasında olduklarını göstermektedir.
Annan Planı’na Türklerin EVET, Rumların HAYIR demelerinin etkilerini, her iki toplum arasında yarattığı yıkıcı etkiyi ve güvensizliği de mutlaka dikkate almalıyız.
10 yıl sonra, özellikle Güney Kıbrıs’ın gaz yataklarını bulması ve içine düştüğü büyük ekonomik yıkımın tetikleyeceği yeni süreç, dış faktörlerin devreye giriş şekilleri, sınır kapılarındaki geçişleri derinden etkileyecek faktörler olarak ortada durmaktadır.
Bölgemiz için, dış faktörlerin ÇATIŞMA değil, İŞ BİRLİĞİ istediği çok açıktır. Amerika ve Batı’nın çıkarları ve bölgesel ayar çabaları bunu kaçınılmaz yapmaktadır.
Sürecin, daha fazla iş birliği ve uzlaşma yönünde çalışması kaçınılmazdır. Bu ise, sınır kapılarından geçişi yeniden canlandıracaktır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam