Durgunluk, daima yeni gelecek DALGA’nın da habercisidir.
Kıbrıs konusunda, içinde bulunduğumuz dönem durgun gibi görünmektedir.Ancak Türkiye ve Yunanistan’a yakın kaynaklarımız, Kasım ayı ile birlikte, özellikle başını Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çekeceği büyük bir hareketliliği bildirmektedirler.
20 Eylül 2015’te Yunanistan erken genel seçimleri yapıldı. Eski Koalisyon hükümeti ile yola devam edemeyeceğini anlayan ve Lafazanis’in Parti’den ayrılmasıyla birlikte zorda kalan Çipras, 20 Eylül’de erken seçime gitmek zorunda kaldı.
Yunanistan seçimleriyle birlikte, yeni koalisyonu yine SYRİZA kuracak. SYRİZA, Kıbrıs Sorununun acilen çözülmesini savunan bir hareket…
Syriza, Kıbrıs Sorununun çözümüyle birlikte, Türkiye ile ekonomik ve siyasi işbirliğinin artacağını ve Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik yıkımdan çıkışta yeni alternatifler bulacağını düşünmektedir.
1 Kasım’da da Türkiye’de erken Genel Seçimler yapılacaktır. Ak Parti, Haziran’da elde edemediği tek başına hükümet hedefine ulaşmayı 1 Kasım’daki seçime bağlamıştır.
İster tek başına AK Parti hükümeti olsun, isterse CHP ile kurulabilecek koalisyon hükümeti olsun, her iki durumda da, Kıbrıs’ta çözümü hedefleyen Ak Parti’nin ağırlıkta olacağı yeni bir hükümet Türkiye’de iktidarda olacaktır.
Kıbrıs Sorununda çözüm Türkiye için de yeni alternatiflerin doğması demektir. Türkiye özellikle AB ile olan ilişkilerini daha üst düzeye çıkartmaya çalışırken, Kıbrıs Sorununun engelleyici rolü ile devamlı karşılaşmaktadır.
Gerek Türkiye, gerekse Yunanistan, Kıbrıs’ta her iki tarafın liderliğince yürütülen çalışmaların belli bir planla çözüme yol açmasını istemektedir.
Her ikisi de NATO üyesi olan Türkiye ve Yunanistan, Amerika’nın Orta Doğu ve Akdeniz’deki yeni ayar çalışmalarında, birinci adımın, Kıbrıs Sorununu çözmek olduğunun bilincindedirler.
Türkiye’deki seçimden hemen sonra, DAVUTOĞLU-Çipraz görüşmesi şimdiden planlanmaktadır. Bu görüşmenin hemen ardından Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan Hükümeti ileri gelenleriyle, Yunanistan’da yapacağı temaslarla, Kıbrıs Sorununa NOKTA konması hedeflenmektedir.
Kıbrıs Görüşmelerinde her iki tarafın çözemediği sorunlar, Erdoğan ve Çipras önderliğindeki güçler tarafından gelecek yeni önerilerle aşılacaktır.
Garantiler konusunda, 2000li yıllarda, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan ve her iki tarafın eşit sayıdaki askerinin adada bulunmasını içeren antlaşma yeniden gündeme gelecektir.
Bu antlaşmaya göre, biri AKAMAS Bölgesinde, biri KARPAZ Burnu’nda ve diğeri de Lefkoşa’da olmak üzere Türkiye ve Yunanistan’ın eşit sayıda asker bulunduracağı üç askeri bölge oluşturulacaktır. Bu üç bölgeyi aynı rütbede olan Türkiye ve Yunanistan’lı askeri makamlar yönetecektir.
Antlaşma sonrasında, Rumlar ve Türkler arasında oluşabilecek tartışma veya çatışmalara bu ortak güç birlikte en sert cevabı verecek şekilde müdahale edecektir.
Bu planla, hem Rumların GARANTİLER konusundaki çekinceleri , hem de Türklerin GÜVENLİK ENDİŞELERİ tatmin edilecektir.
Durgunluk, Kasım ayı ile birlikte hızlı bir hareketliliğe dönüşecektir.
Amerika’nın Orta Doğu ve Akdeniz’i yeniden kendi istekleri doğrultusunda şekillendirme planına takoz koymaya çalışan güçler, Türkiye ve Yunanistan işbirliği ile devre dışı bırakılacaktır.
































