K-Pet Süper Ligi’nin 4. haftasını 1 puanla 12. sırada tamamlayan, ancak daha sonra Muharrem Mertdin ile gündeme gelen “kan değişikliği” sonrasında aldığı dört galibiyet ile 9. haftada, 13. puanla 7. sıraya yükselen Düzkaya, 12 puanla 9. konumda olan “birebir” rakibi Dumlupınar’ı 10. haftada evinde konuk etti. Ve sonuçta, son üç haftadır yükselişi zevkle izlenen Düzkaya, beklenmedik bir şekilde “irtifa” kaybederek, Nihat Bağcıer Stadı çimlerine “çakıldı”: 0-2.
Her iki takım da müsabakaya kazanma arzusu ile başladı. Ancak, müsabakada oyunun kilit noktası “orta saha.” Bu alanda üstünlüğü ele alan takım, rakibine göre bir adım öne geçiyor. Düzkaya’nın Serdar, Ercan ve Salih gibi ikinci blok oyuncuları “sakat” ve ilk 11’de yok. Yani, oyunu kontrol altında tutmaya çalışan Hüseyin Şevki’nin çabalarına ve Onur’a rağmen “orta sahasız.” O zaman üçüncü bölge oyuncuları Bekir, Yağış ile onları tamamlayan Hüseyin Türk’e, kim final pası üretecek? Hiç kimse. O zaman ne olacak? Organize olamayan ataklar ve dan-dun’la rakip geri dörtlüsünün arkasına atılan toplardan pozisyon bulmaya çalışılacak. Nitekim 8. dakikada böyle fırsattan Bekir yararlanamadı. Atsaydı ne olurdu? Dünkü seyrettiğim Düzkaya’ya göre, sadece tabela değişirdi. Neden? Çünkü Düzkaya, baştan sona “kötü” oynadı da ondan.
Dumlupınar, sahasına çekilen ve orta alanı kalabalık tutarak kontra ataklarla hızla çıkan, genç ve mücadele gücü yüksek oyunculardan kurulu, genç ve enerjik bir takım. Ancak, onun da topu öne taşıyacak ve oyunu yönlendirecek oyuncusu yok. Yani ikinci bölgesi yeterli değil. Hakan Borataş geriyi topluyor. Rıdvan ve Görkem, bitmek bilmeyen enerjileri ile rakip alanda “cirit atıyor.” Organize atakla mı? Hayır. Attıkları deparlarla.
İlk devreyi 2-0 yenik kapatan ve Serdar’ı da oyuna alan Düzkaya, ikinci devrede risk alarak müdafaayı ileride kurup, oyunu rakip alana yıkmaya çalıştı. Ancak, organizasyonsuz ve pozisyonsuzdurlar. Bu arada yangından mal kaçırırcasına ve geride olağan üstü açıklar vererek ortaya çıkan bu kontrolsüz çıkışlar, ileride çok çabuk çoğalan Dumlupınar takımının sonuçsuz kontra ataklarının tehlike yaratmasına neden oldu. Skor artmadı. Ancak sonuçta, hak eden kazandı.
































