Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yüksel ki yerin o değildir

K-Pet Futbol Ligleri yine/yeni/yeniden başladı. E ada’nın kuzeyindeki Süper(!) Ligi’nde bütçeleri 700 bin ile 2 milyon TL arasında seyreden 14 kulüp yer alır bildik. Geçen yılın şampiyonu Yenicami yine hedefe kitlemiş durumda. E peşisıra kimler var? Yine Kaymaklı ve Kupa Bey Lefke var. Çetinkaya bozgunda, Cihangir boğuşan ve Bağcıl da yıldızlar topuluğunda yukarıyı zorlar mı yeniden bi’türlü bilinmeyen üç bilinmeyenli bi’denklem. O denklemin merkezinde kimler var. Yeniden Süper Lig’e katılan Gönyeli, Gençlerbirliği ve Lapta ne âlemde onu da Allah bilir! Serdarlı, Mormenekşe ve Yeni Boğaziçi içi yokluklar içerisinde varolmaya çalışan neferler. E kıdemli Doğan ve Mağusa’da durumlar ne? Onlar da ancak öyle bi’geçer zaman ki hayali de cihan değer filminde, hem de üç film birden devamlı hâlde. E bu takımların teknik insanları ne âlemde? N’ester bu adamlar? Öncelikle bir teknik direktör olarak oyuncuları tarafından omuzlara alınıp zaferi kutlamak isterler. İş’te veya okuldaki yakın ve uzak çevrelerin tebrik yağdırmasını isterler ve sonunda da şampiyonluk maçı sonunfda kupayı havaya kaldırmak isterler. E tersinde n’oluyor? Pembe hayalleriniz kabusa dönüşüyor ve verdiğiniz yanlış kararlar yüzünden şampiyonluk kaybediliyor! Veya sinirlerinizi kontrol edemediğiniz için yaptığınız itirazlar sonrasında hakem tarafından sahadan atılıyorsunuz ediliyorsunuz . Seyirciler size küfrediyor, ertesi gün tüm gazeteler sizin ne kadar beceriksiz olduğunuzu yazıyor! Peki sizce maç kazanmak bi’başarı mı? E Bi’bakıma evet ki kazanmak başarılı bir antrenörlüğün göstergesidir. Ancak başarılı direktörlükte maç kazanmaktan çok daha fazla ‘sürer durum’lar var. Başarılı antrenörler; Oyuncularının yeni beceriler geliştirmelerine yardım eder, Yarışmadan keyif almalarını sağlar, Özgüven oluşturmalarına yardım eder. Başarı sadece kazandığımız maçlarla açıklanamaz, aynı zamanda oyuncularımızla kurduğumuz ilişkiyi tanımlar. ‘Gerçek başarı maçı kazanmaktan daha fazlası’ değil midir?. Oyuncuların saygısını kazanmak, anlamlı ve tükenmeyen başarı ve tatmin duygularına erişmenin yanında onları ulaşabilecekleri en yüksek potansiyele daha uygun bir yolla geliştirmeye yararlı olur. Steve Pavlovic’e göre başarılı bir antrenörün 10 özelliği varmış. Bunlar; “Sabır… Disiplin… Âdil olma.. Sözüne sadık olma… Örnek olma… Spor becerilerini uygulayabilme… Öğrenmeye hevesli olma… Oyuncuların tümünü aktiviteye dahil etme… Eleştiriye açık olma… Programlı olma şart” demişti ünlü spor düşünürü. E başka ne gerek?  “Yüksel ki yerin o değildir” için n’apmalı? Takım performansını artırmak için: Tüm sporculara takım için ne kadar önemli olduklarını benimsetin… Tüm sporcular birbirlerini sevmek zorunda değildir ancak saygı duymak zorundadırlar. Benimsetin… Tüm galibiyet ve mağlubiyetlerde sorumluluğu herkese yükleyin… Sporculara hedef gösterin ve onları dürtüleyin… Sporcular arasında amaç ve sosyal birlikteliği sağlayın… Performans istatistiklerini tartışmaya açın.. İş bölümünü gerçekleştirin… İyi bir ödül sistemi oluşturun, cezalardan mümkünse kaçının… Davranışlarınızı oyuncuların kişilik özelliklerine göre şekillendirin… Birliktelikten haz duymalarını sağlayın… Yaş günleri ve diğer özel günleri ihmal etmeyin… Birbirleri arasındaki duygusal desteği artırın… İsyancılarla özel toplantılar düzenleyip, etkin iletişime geçin. İşte sözün özü böyle. Sonuç mu? Özelde sporda, genelde ise tüm yaşamda ‘karşıdan esen rüzgâra yelken aç ve unutma ki yüksel ki yerin o değildir’ moduna girin. Hade hayırlı traşlar. Bye…