Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Yorgancıoğlu; Çözüm sürecinde korkarak bir yere varılmaz

Yorgancıoğlu, KTTO’nun bugün gerçekleştirilen 51. genel kurulunda yaptığı konuşmada, değişen dünya ve bazı koşullar nedeniyle yeni bir süreç yaşandığını, Kıbrıslı Türkler’in bu süreçte seyirci kalacaksa yapması gerekenlerin farklı, aktör olacaksa farklı olduğunu kaydetti.

Yorgancıoğlu, “Aktör olmaya karar verirsek ki olmamız gerekiyor, bu sürece katkı koymamız gerekir. Sürecin olumlu sonuçlanması adına elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Bu süreç yaşanıyor çünkü” dedi.

Dünyada Kıbrıs sorununun aradan çıkarılması gereken bir sorun olarak görüldüğünü, bunun nedenin de; Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon yatakları, Kıbrıs sorununun çok uzun sürmesi, bölgedeki güç dengelerinin olabileceğini ifade eden Başbakan, “Kıbrıslı Türkler geçmişte hep seyirci kaldıkları için çok şey kaybetti. O nedenle artık aktör olma zamanı gelmiştir” dedi.

İçte bazı düzenlemeler yapılmasının da gereklilik olduğunu, hükümet ortaklarının her konuda aynı görüşte olmadığını, ancak geçmiş dönemdeki gibi yasa tasarılarının Meclis’e sevk edilmemesi gibi bir durumun da bulunmadığını ifade eden Başbakan, “Şikâyet ediliyor ama Meclis’te de yatırımların önünü açılması adına verdiğimiz yasal önerilere ‘sermayeye hizmet eder’ diye muhalefet yapılıyor” dedi.

Süreçten Kıbrıslı Türkler’in azami yararlanabilmesi için birlikte hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Yorgancıoğlu, “Korkarak bir yere varılmaz. Rumlar Türkiye’nin kendilerini yutacağından korkarlar, bizler de Rumlar’ın bizleri yutacağından. Türkiye de belki Avrupa’nın kendini yutacağından” dedi.

Yorgancıoğlu, KTTO Başkanı Günay Çerkez’i görüşünden ve yaptığı konuşmadan dolayı da takdir etti.

TALAT: “ÇÖZÜM YOLUNA BİZ GİTMELİYİZ”

Başbakan Yorgancıoğlu’ndan sonra genel kurulda konuşan İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, KTTO’nun önemli bir kuruluş olduğunu belirtti. KTTO’nun sıkıntı oluşturan konularla ilgili sürekli görüş üreten bir kuruluş olduğunu söyleyen Talat, KTTO’nun aynı zamanda Kıbrıs sorununun çözümüne de büyük katkı yapan bir kuruluş olduğunu ifade etti.

Talat, Kıbrıs sorununa değinerek, “Eğer Kıbrıs sorununda bize bir şey empoze edilmesini istemiyorsak, bizim çalışmamız lazım, sorunu çözme yoluna biz gitmeliyiz ” dedi.

Güven yaratıcı önlemler konusunda ayrı bir çalışma yapmak gerektiğini belirten Talat, “’Maraş’ı açın, Ercan’ı açın, güven artırıcı önlem olsun’ diyorlar. Bunların hepsi güven yaratıcı önlemlerse o zaman Kıbrıs sorunu nedir? Güven artırıcı önlem birbirimizi anlamaktır” dedi.

Eğitim Şurası’nda Yunanca’nın zorunlu ders kapsamına alınması yönünde üretilen kararın güven yaratıcı önlem olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Talat, Rum eğitim bakanının da buna olumlu baktığını söyledi.

Talat, güven yaratıcı önlemler kapsamında, iki toplumlu TV programları da yapılabileceğini belirtti.

Hassas konuların çözümünün daha zor olduğuna işaret eden Talat, daha kolay uygulanabilir konularda güven yaratıcı önlemler uygulanabileceğini kaydetti. Talat, örneğin ara bölgede iki toplumlu bir üniversite açılabileceğini ifade etti.

Talat, Kıbrıs sorununun çözümüne tüm kesimlerin destek vermesi gerektiğini de belirtti.

DENKTAŞ

Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş da konuşmasında, Kıbrıslı Türkler’in olası bir çözüme iyi hazırlanması gerektiğini, hidrokarbon yataklarından faydalanmak uğruna bir antlaşmaya gidilmesinin yanlış olacağını söyledi.

Görüşmeler devam ederken güven yaratıcı önlemlerin hayata geçirilmesi taleplerine değinen Denktaş, güven yaratıcı önlemlerden bahsedildiği bir dönemde Kıbrıs Rum elçisinin Norveç’ten KKTC’ye başlatılan uçak seferleri nedeniyle söz konusu şirket yetkililerini tehdit ettiğine, Kıbrıslı Rum yetkililerin Kıbrıslı Türkler’in tüm girişimlerine müdahale etmeyi sürdürdüğüne dikkat çekti.

Denktaş, “Ne zaman görüşmelerin ve bir sonucun önündeki engelin biz değil ama bu yaklaşımlar ve bu yaklaşımlara göz yuman bu yaklaşımlar olduğunu haykırmaya başlayacağız? Kendi kendimizi suçlayarak daha ne kadar bu yolda yürüyebileceğiz?” dedi.

Başbakan Yardımcısı Denktaş, güven yaratıcı önlemler kapsamında Avrupa Birliği’ne, siyasi tanınmayı bir kenara bırakarak, Kıbrıslı Türkler’le Avrupa Birliği üyelik sürecini başlatması çağrısında bulundu.

Kıbrıs Türk ekonomisinin 2004’te çözüme hazır olmadığını, bugün de hazır olmadığını belirten Denktaş, “Gerçek anlamda hazırlanmaya başlayalım. Sertifikasyon eksikliklerimizi, laboratuar eksikliklerimizi tamamlayalım. 1996’de Türkiye AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına imza attığında çalışmalara başlamış olsaydık bugün şikâyetçi olmazdık ticarette sıkıntılarımız var diye” dedi.

Serdar Denktaş, “Hidrokarbona ulaşmak için Kıbrıs sorununu çözelim gibi bir yaklaşım son derece yanlış ve ters olur” şeklinde konuştu.

Kıbrıs sorununun çözümlenmesiyle Kıbrıs Türkleri’nin sorunlarının biteceği yaklaşımının da yanlış olduğunu kaydeden Başbakan Yardımcısı Denktaş, “Bu şekilde çözersek biz çözüleceğiz… Çözüm odaklı olalım ama eksikliklerimizi bilerek ve bu eksiklikleri tamamlamak için ne yapılması gerektiğini de yabancı misyonlara, Türkiye yetkilisine söyleyerek. Başka bir şekilde bir yere varmamız ve bir çözüm sonrasında çözümü yaşatabilmemiz mümkün olmayacak” dedi.

“BÜYÜK BİR İHTİMALLE BİR ANLAŞMA İMZALANACAK”

Bir anlaşmaya imza atılacağına inandığını kaydeden Denktaş, “Dıştan gelen baskılarla büyük bir ihtimalle bir anlaşma imzalanacak” dedi.

Sendikaların, ticaret kesimini “sömürücü” olarak, işadamlarının da sendikaları “ekonominin gelişiminin önünü tıkayan unsur” olarak gördüğünü ifade eden Başbakan Yardımcısı Denktaş, “Bu ülkede ‘filanca sektör neden ileriye gidiyor da ben geriye kaldım, ben de oraya gideyim’ kıskançlığıyla o sektörün elde ettiği avantajı ortadan kaldırma alışkanlığı devam ettiği sürece ne kadar ileriye gidebileceğiz?” dedi.

Serdar Denktaş, ülke ekonomisinin eksikliklerini göz önünde tutarak bir çözüm aşamasında nasıl bir deregasyon talep edilebileceği konusunda KTTO’dan destek beklediğini kaydetti.

Denktaş, “Hidrokarbon kadar hem olumlu hem olumsuz tarafları olan başka bir unsur yok. Tehlike de olabilir, bir çözüme giderken toplumsal hakları koruyabilirsek fırsata da dönüşebilir” diye konuştu.