Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yönettiği devletten para çalan UBP

Hani bilinsin diye yazıyorum…

CTP ile ilgili seçim araştırma raporunu yayınladığımızda “tebrik eden UBP”liler, bu kez, “UBP’yi niye karıştırıyorsunuz?” diye tepki verdi.
Tıpkı o dönem, “CTP’yi niye karıştırıyorsunuz?” diye tepki verenler gibi.
Aynı cevabı verdik, “Rapor varsa, yayınlanır. Gazeteci olarak görevimiz bu…”
Havadis Gazetecilerin Gazetesidir ve bu tür haberlerin yayınlanması doğaldır…
Bu kısmı geçelim.
Bunu tartışırsak eğer…
Yani, “Neden yayınlandı?” kısmını bütünü de kaçırırız.
Ortada, 1 milyon 800 bin TL seçim harcaması öngören ama 4 milyon 678 bin 292 TL harcayan bir parti var.
Üstelik bu harcamaların 1 milyon 658 bin 392.65 TL’si fatura karşılığı…
Partinin seçimde yaptığı 3 milyon 19 bin 899.48 TL’nin “faturası da belgesi de” yok.
Kapan gitmiş partinin parasını…
Alan gitmiş…
Güzelyurt İlçesi Lefkoşa ilçesinden daha fazla para almış mesela…
UBP Lefkoşa Gençlik Kolları satmış bileti, parasını vermemiş.
Dönemin Genel Sekreteri 60 bin TL’lik bilet aldı, sattı mı, savdı mı bilen yok…

Skandalın büyüğü, “kaynak belli değil…”
Esas skandal bu harcamalar değil bana göre…
Rakamın 2 milyon 878 TL, belirlenen seçim harcamasından fazla olması da değil.
Esas skandal, bir hayli insanın parayı alıp alıp gidip, faturasız harcaması” da değil…
Skandalın büyüğü nedir?
Kaynağı belli değildir bu paranın.
UBP’de kimse bu paranın nereden geldiğini bilmiyor…

Ya o bilet işi…
Ne yapacak Maliye Bakanlığı?
Gelir ve Vergi Dairesi ne adım atacak?
Düşünsenize…
50 bin piyango bileti için adım atıyor UBP Genel Merkezi…
Bakan, raporu hazırlayan Sayın Tatar…
Buluyor ki 200 bin adet bilet basılmış…
92 bin 259 adet bilet satılmış…
Devlete “eğer ödenecekse” 50 bin biletin KDV’si ödenecek.

Yönettiği devletten para kaçırmak ha?
O dönem devleti yöneten UBP, devletten KDV kaçırıyor…
Sonra da “vergi adaletinden” medet umarak, adımlar atıyor…
Özellikle bilet olayı ile birlikte, UBP maalesef, “Yönettiği devletten para çalan” pozisyonuna düştü.
Üzgünüm ama durum budur.
Tablo nettir.

***
 

Raporun “sonuç” kısmı
Raporun sonuç kısmı oldukça önemli. Sayfa 5…
Aslında partiyi yönetenlerin;
– “Parti parasını har vurup harman savuranlara”…
– Kaynağı belli olmayan parayı partiye sokanlara…
– Faturasız piyasaya trilyon ödeyenlere
– Partiyi 1 trilyon borçla dibe çekenlere…
Yaptırım gücü olmadığını burada gördük.
Kimse “hesap” vermedi yeni yönetime…
Mesela 50 milletvekili adayı… Her biri 12 bin 500 TL vermeyi taahhüt etmiş yönetime.
625 bin TL buradan toplanacaktı.
Az sayıda vekil adayı vermiş bu parayı. Birçoğu vermemiş.
Seçim bitince ortaya çıkıyor bu ayıp…
Güneş Gazetesi’nin faturaları da bu para “aktarılırken” kullanılmış.
Güneş Gazetesi, “Biz 35- 40 bin TL aldık” derken…
Faturalar, 154 bin 165 TL gösteriyor.
Arada 115 bin TL fark var…
Nereye gitti, kime gitti belli değil…
Sayman, Nazım Çavuşoğlu…
Yani kasa…
İmza yetkisi de onda…
Partinin mali işler tüzüğü de yetkiyi oraya veriyor…
Ama harcamalardan haberi yok, haberdar da edilmedi.

“Gereğini yap” çağrısı
Komite gereğini yaptı.
Ulaşabildiği rakamlarla bir rapor ortaya çıkardı.
İddia o ki, aslında harcama daha da fazla…
Raporun sonunda diyor ki heyet: “Üstteki bulgular bilgiler ışığında seçim harcamaları inceleme raporunun Genel Yönetim Kurulu’nda görüşülüp değerlendirilmesini arz ve rica ederiz…”
Parti genel başkanlığına “gereğini yap” çağrısı yapılıyor. Nedir gereği?
Ne yapılacak?
Onu da takip etmeyi sürdürüyoruz.

***

Kilit isim Kuran, neden suskun?
Rapora değil sadece…
Seçim sürecine baktığınız zaman, paranın neredeyse tamamı şu ya da bu şekilde “kampanyada” kullanıldı.
Kampanya ile ilgili tüm işlemler de Teoman Kuran isminin elinden geçti.
Baskı…
Miting hazırlama…
Salon süsleme…
TV’lerle anlaşmalar…
Kilit isimlerin başında Teoman Kuran var…
Ve Sayın İrsen Küçük…
Elbette dönemin genel sekreteri Necdet Numan…
Bu isimler de önemli.
Ancak, kampanya ile ilgili birçok konuda, kilit isim Teoman Kuran…
Kuran’ın konuşması gerekiyor.
Kuran, “ben bilmem İrsen Bey bilir” demekle, yaşananları geçiştiremez.
***
Basit değildir

Bakınız bu olay basit değildir.
Dün “Susurluk” dedim aynı noktadayım.
Nasıl ki Susurluk, Türkiye’!de devlet içerisindeki mafya örgütlenmesini ortaya çıkardı…
Bu rapor da, siyasi partiler için dönüm noktasıdır.
Partilerin harcamaları daha şeffaf olmalıdır.
Hesaplanabilir olmalıdır.
UBP, kendi yazdığı raporla, sadece kendini değil…
Bana göre, tüm siyasi partileri ele verdi.
UBP, devleti yönetmeye talip olurken, türlü entrikalarla devleti dolandırmaktadır.
Allahtan reva mı bu?
Kabul edilebilir olmadığı gibi, basit bir olay da değildir.

***
Hangi kaynaklar UBP’ye para sağladı?

Raporda da gördük ki, UBP oluk oluk bilet sattı…
Kime sattı mesela?
Dökümü var mıdır?
Bilet parası ufak iş…
4 milyon 678 bin 292 TL harcama yapacak kadar parayı nerden buldu UBP?
Devlet ihaleleri alan şirketlerin bağışı var mı?
Kumarhanelere bilet satıldı mı ya da bağış alındı mı?
Toplu bilet alımı yapan şirketlerle devletin ihale ilişkisi var mı?
Soru kısa ve net:
– Bu paranın kaynağı nedir?
– Kaynağı yaratanların kaynak yaratma gerekçesi nedir?

***
Hesabı nasıl sorulacak?

İki gün boyunca, raporu yayınladık.
UBP kendi içinde hesap sorar mı?
Sanmam.
İrsen bey görüş bile bildirmemiş yaşananlarla ilgili.
Görüş bildirenler de, “Ben bilmem İrsen bey bilir” diyerek kestirip atmış.
Öyle görünüyor ki, bu konu artık “UBP’nin iç meselesidir” denilerek kapatılamaz.
Kapatılmamalı.
Diğer partilere de örnek olacak şekilde sonlandırılmalı.
Yüksek Seçim Kurulu… Dolayısı ile Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Nevvar Nolan…
Başsavcı Sayın Aşkan İlgen…
Sayıştay Başkanı Osman Korahan…
Bu işin, “UBP dışında” da sorulması gereken bir hesabı vardır mutlaka…
Dün yazdım, bugün de yazıyorum…
“Raporu ver” diye arayan çok oldu, kimseye vermedim…
Eğer UBP vermezse, ben paylaşmaya hazırım ilgili makamlarla…
Bu konuda, “siyasi partileri denetlemekle görevli makamların” nasıl bir tavır içinde olacağını gözlemlemeye devam edeceğim.

***

Saray’da sürpriz buluşma

UBP Milletvekili Tahsin Ertuğruloğlu dün sürpriz bir şekilde Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun konuğu oldu.
Çok sürpriz.
Neden mi?
Eğer Eroğlu, Ertuğruloğlu ile bir araya geliyorsa, bunun “Ya ne olacak? Kırgınlıkları unutalım” gibi basit bir gerekçesi olamaz.
“Hanedan” dediği ve çok ağır eleştirdiği Eroğlu ile bir araya geliyorsa Tahsin Bey, kamuoyuna bunu açıklaması kaçınılmazdır.
Peki gerekçe nedir?
Uzun süredir UBP- DP hükümetinin kurulacağı tartışması var.
Bunun gerekçesi hem yerel seçimler hem Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.
Derviş Bey aday olur ya da olmaz, UBP ve DP’nin iş birliği için niyetlidir.
Özellikle 26 ile kurulması muhtemel bir UBP- DP koalisyonu için Ertuğruloğlu “engel” olarak görülmekteydi.
Eroğlu bu engeli mi ortadan kaldıracak?
Bu görüşme her haliyle ilginçtir.
İzaha muhtaçtır.