Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“YOKLUĞUN CEHENNEMİN ÖBÜR ADIDIR”

Kendisi ile yapılan bir söyleşide Ahmed Arif kitabına adını verdiği “Hasretinden Prangalar Eskittim” adlı söz dizesinde “eskittim” sözü yerine bunun doğrusunun “çürüttüm” olduğunu söyler ve bunun yerine neden “eskittim” sözünü kullandığını şöyle açıklar:

“‘Hasretinden Prangalar Çürüttüm’.  Fakat  ‘çürüttüm’  sözcüğünü sevme­dim. Her ne kadar doğrusu ‘çürüttüm’ de olsa sevemedim. Bir de bu sözcükte üç tane ‘ü’ geliyor ya arka arkaya, kulağımı tırmaladı,  iç kulağımı, yani gönlü­mü tırmaladı. Her şairin bir de yüreğinde kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Mü­zik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle ‘eskittim’ dedim.”

Şairler kelimelerin efendisidirler.

Kendi dillerini yaratırlar; kelimeler onlar için sırasında müziktir, ritimdir…

Hasret yüzünden eskiyen prangalar gibi her şey eskir aslında.

Hayat eskiye eskiye tükenir; gün gelir yaşanan hayatların yerine boş sokaklarda inleyen rüzgarlar kalır ama o hayatların yerini başka hayatlar doldurur…

Bir hayatın eskimesinden öte birdenbire yok olması daha vahim bir durumdur.

Hani derler ya “bir varsınız, bir yoksunuz” diye? İşte öyle bir şey…

Sevdiğiniz, yol yürüdüğünüz, omuz omuza durup sert rüzgarlara karşı birlikte göğüs gerdiğiniz bir dostunuzun birdenbire ve üstelik böyle salgın günlerinde yok olması karşısında nasıl bir duyguya kapılır insan; oldukça karmaşık.

Her şeyin hiçleştiği günler bu günler…

İngiltere’de salgın nedeniyle hayatını kaybeden İsmail Özbarış’ın haberini okuyunca, bu lanetli günlere lanet yağdırmamak olası mı?

Yazımızı salgın günlerinde aramızdan ayrılanlar için o şiirle bitirelim:

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana…
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…