En Üst

27 Eylül 2017

Yine tam gün

Yine tam gün
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

HEDEF OCAK 2015: Sağlık Bakanı Gülle: Tam gün konusu artık bir tartışma olmaktan çıkmıştır. Farklı bir alternatif çalışma modeli olmadığı Anayasa Mahkemesi kararıyla ortaya çıkmıştır. Hedefimiz Ocak 2015’te tam güne geçmek. Hekimlerimiz de buna hazır

EN BÜYÜK SORUN SİSTEMSİZLİK: Gülle: En büyük sorun sistemsizlik. Sistemsizlik yüzünden kolektif çalışma yapılamıyor. Sağlık çalışanları organize olunduğunda çok kolayca aşılabilecek sorunların altında eziliyor, sorunları çözmede yetersiz kalıyor
SİSTEM İÇİN ÇALIŞTAY YOLDA: Gülle: Yılsonuna kadar yapılacak olan çalıştay ile sağlıkta uygulanacak olan sistem belirlenecek. Tüm sağlık örgütlerinin katılacağı çalıştay ile sağlıktaki vizyonu, hedefleri, strateji ve yol haritasını belirlemeyi hedefliyoruz. Yeni sitem en geç, 1 Ocak 2015’te yürürlüğe girecek
GENEL SAĞLIK SİGORTASI: Gülle: Öngördüğümüz sistemde kamu ile özel arasında rekabet olacak. Genel Sağlık Sigortası Fonu, hem kamuya, hem özele hizmet verecek. Kamu hastaneleri de özerk yapılarda olacak. Dolayısıyla bu doğal bir rekabet yaratacak
SEKTÖRE ÇAĞRI: Sağlık camiasının yaratıcılığına ve gücüne de inanıyorum. Herkesi bu sürece katılmaya davet ediyorum


Bu hafta sizler için Sağlık Bakanı Ahmet Gülle ile sohbet ettik. Kendisi de bir doktor olan Gülle, sağlık alanında yaşanan sıkıntıları yakından bilen birisi. Gülle ile yaptığımız söyleşide toplumun merak ettiği soruları kendisine yönelttik. Kendisi artık sağlıkta bir sistem kurmanın zamanının geldiğine inanıyor. Sistemi kurarken de ilgili kesimlerle hareket etmek adına önce çalıştay, daha sonra da şura gerçekleştirme hedefi koyan Sağlık Bakanı Ahmet Gülle, tüm kesimleri de bu sürece katılmaya davet etti. Sağlık alanında ortaya çıkan eksikliklerin daha iyi bir organizasyon ve sistemle aşılacağına inanç belirten Ahmet Gülle, sağlıkta tam güne geçilmesi konusunda kendisine yönelttiğimiz soruya net bir cevap verdi. “Artık zamanı gelmiştir. Başka bir alternatif olmadığının herkes farkında. Bunun tartışılacak bir yanı kalmadı” dedi. Gülle, hedef olarak da kendisine 2015 Ocak ayını koydu. Sağlık Bakanı Ahmet Gülle, tam gün sağlık sistemine geçilmesi ile de sektördeki birçok tartışmanın ortadan kalkacağını çünkü, devlet hastanelerinin de özerk olup hekimler arasında rekabet getireceğine vurgu yaptı.

HAVADİS: Göreve geldikten sonra ülkedeki sağlık sistemini nasıl buldunuz?
GÜLLE:
Sağlıkla ilgili genel olarak durumu zaten biliyordum. Bakanlığa geldikten sonra sadece konuları daha detaylı olarak öğrenme şansım oldu. Herkesin de bildiği gibi CTP-BG, toplumda değişimin, yeniden yapılanmanın ve en temel sorunumuz olan Kıbrıs Sorunu ve bunun yarattığı sorunların çözümü için ilkeli, kararlı ve cesurca politikalar ortaya koyan bir partidir. Bu dönemde de sorunların çözümü için ucu geliştirilmeye açık bir toplumsal vizyon ortaya koymuş ve sürdürülebilir ekonomik ve sosyal bir toplumsal yapılanma hedefi ortaya koymuştur. Bu hedeflerin içerisinde sağlık önemli bir yer tutmaktadır. Sağlıkta nicel ve nitel olarak büyük gelişmeler olmuştur. Bütün alanlarda çok iyi hizmetler verilmektedir. Çok özverili çalışan sağlık personellerimiz var. Ancak sistemsizlik, bu hizmetlerin organizasyonu, kolektif çalışmayı ve sinerjiyi yaratmadığı için, organize olunduğunda çok kolayca aşılabilecek sorunlar karşısında zaman zaman sağlık çalışanları ezilmekte ve sorunları çözmede yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle sorunların gerçek temelini organizasyon ve verimlilik temelinde, hasta ve çalışan odaklı, hastaya kaliteli hizmet verme perspektifiyle oluşturulmamış sağlık organizasyonu oluşturmaktadır. İkinci sıradaki büyük sorun, sağlık sisteminin finansman modelinin doğru ve yeterli olmamasıdır. Üçüncü olarak ise sağlığın iyi yönetilmemesini sayabiliriz. Son ve en genel sorun ise toplumun bu sistemsizliği içselleştirmesi ve sonuçta bireysel çözümlemelere gidip sorunların çözümünü Kıbrıs sorununun çözümü gibi soyut bir kavrama yüklemesidir. Bu anlayış aslında günümüzde yaşanan sorunların tümünün temelinde yatmaktadır. Kıbrıs Türk insanı mağdurdur, büyük zorluklar çekmiştir, Kıbrıs sorunu gibi kronik bir sorun çözülemez, aşılamaz bariyerler oluşturmuştur ve bu nedenle de bu sorunlar ancak Kıbrıs sorunu çözülünce, bariyerler kalkınca çözülebilecektir. Kıbrıs sorunu yaşamakta olduğumuz paradigmanın temel unsuru olarak gösterilmektedir. Oysa gerçekte Kıbrıs sorunu yaşamakta olduğumuz paradigmanın önemli bir unsurudur, toplumsal gelişimi engelleyen çoğu algı ve anlayışın oluşumunun temelini oluşturmaktadır ancak, temel nokta farklıdır. Temel nokta, 1974 öncesinde çok zor koşullarda ve büyük bir dayanışma içerisinde yaşayan toplumun, 1974 sonrasında toplumsallığı, kolektivizmi bir kenara itip bireyciliğe, kolaycılığa, çözüm üretmeme/üretememeye, adil olmayan, hakkaniyete dayanmayan, sorumluluk alınmayan bir yaşam anlayışına kaymasıdır. Buna batının bireyci akımlarının da etkisi olmuştur ancak etkilenilen batı bireyciliğinin temelinde yatan fırsat eşitliği, özgürlük, üretkenlik, verimlilik, hakkaniyet ve bilimsellik değerleri göz ardı edilmiştir. Böylece bizim yarattığımız bireycilik üretken olmayan, hakkaniyeti benimsemeyen, verimliliği, bilimselliği, fırsat eşitliğini, özgürlüğü benimsemeyen, bireysel çıkarları ön planda tutan bir anlayış olmuştur. Bu nedenle aslında bütün sektörlerde ve alanlarda sorunların temelini bu oluşturmaktadır. Bundan dolayı, önce yapılması gereken, hakkaniyet, özgürlük, üretkenlik, verimlilik gibi evrensel değerlerin benimsetilmesidir. Bunun için öncelikle bunları değiştirmek için uğraşılması gerekmektedir. Bu anlayış ve değerlerin değişmesi ve yeni yapılanmanın sağlanması çalışmaları paralel olarak yürütülmelidir. Sağlıkta da tüm diğer alanlarda olduğu gibi sorunlar bilinmekte, çözüm bilinmekte ancak yerleşmiş olumsuz değer ve anlayışların etkisiyle adımlar atılamamaktadır.

HAVADİS: 2013 sonuna kadar sağlık sistemi ile ilgili hedefleriniz nelerdir?
GÜLLE:
Öncelikle 2013 yılının özellikle ilk yarısında daha önceki yıllardan da başlayıp devam eden çok kötü bir yönetim anlayışının olduğunu, bütçenin bütün kaynaklarının tabiri caizse “har vurup harman savrulduğunu”, partizan bir anlayışla kadroların sektörlerin ihtiyacına göre değil, kurultay hesaplarıyla doldurulmuş olduğunu saptamış bulunuyoruz. Bu nedenle çok gereksinim olduğu halde doktor, hemşire ve diğer sağlık personeliyle ilgili istihdam yapamıyoruz. Buna rağmen daha organize çalışarak bu kısa dönemi atlatacağız. Bu kısa dönemde acil hizmetlerine yönelik düzenlemeler yapmayı, poliklinik hizmetlerini kolaylaştıran, daha rahatlatacak organizasyonları ve randevu sistemi gibi düzenlemeleri yapmayı planlıyoruz. Ayrıca hizmetlerin sunumunu kolaylaştıracak ve hızlandıracak düzenlemeler yapmayı öngörüyoruz. Sisteme yönelik olarak ise yılsonuna kadar tüm sağlık örgütlerinin katılacağı bir çalıştay gerçekleştirerek sağlıktaki vizyonu, hedefleri, strateji ve yol haritasını belirlemeyi planlıyoruz.

HAVADİS: 2014 yılı sonuna kadar sağlık kolunda yaşanan sıkıntıların ortadan kalkması için Genel Sağlık Sigortası Yasası, Hasta Hakları Yasası, gibi düzenlemeler hayata geçecek mi?
GÜLLE:
Öngörü ve programımıza göre, çalıştay sonuçlarını 2014 yılı içerisinde yasal zemine oturtmak ve en geç, 1 Ocak 2015’te yeni sistemin yürürlüğe girmesini planlıyoruz. 2014 yılı içerisinde Genel Sağlık Sigortası Fonu ve Hasta Hakları Yasalarını çıkarmayı, Kamu Sağlık Yasası ve Özel Hastaneler Yasasını düzenlemeyi hedefliyoruz. Bunun yanında teknik ekiplerce hazırlanmış olan kısaca Doku ve Organ Nakli Yasası’nı meclisten geçirmeyi, yine teknik ekiplerce hazırlığına devam edilen Enfeksiyon ve Kan Ürünleri Yasalarını da hayata geçirmeyi planlıyoruz. Tam gün sağlık konusunda döner sermaye konusu da hayata geçecek. Hekimlere performansına göre, verimliliklerine göre bir ücret verilmesiyle ilgili bir düzenleme getirilecek 20 14 yılı içerisinde.

HAVADİS: Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde son dönemde ciddi sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Özellikle yoğun bakımdaki enfeksiyon olayı kamuoyunu gerçek anlamda rahatsız etti ve kaygılandırdı. İnsanlar sürekli hayatını kaybediyor. Hastaneyle ilgili çalışmalarınız hangi noktada?
GÜLLE:
Hastanelerimizde çok büyük işler çok başarılı işler yapılmaktadır. Ancak daha önce bahsettiğim gibi organize olmamış yapı yeterince etkili bir hizmet sunmakta zorlanmaktadır. Günlük olarak kamu hastanelerine ortalama 2 bin 800 civarı hasta başvurmakta ve yine ortalama 300’ün biraz üzerinde acil vakası başvurmaktadır. Bu potansiyeli rahatlıkla karşılayacak insan gücümüz var ancak, yeterince organize değiliz. Bunun için de yeniden yapılanmaya gereksinim duyulmaktadır. Hastanelerde zaman zaman enfeksiyon olayları olabilmektedir, bütün dünyada olmaktadır ve bizim hastanelerimizde olan dünya ortalamasının altındadır. Saptanan enfeksiyon sonrası yoğun bakım izole edilmiş, hastalar başka bölümlere taşınmış, sonra enfeksiyon ortadan kaldırıldıktan sonra yeniden hizmete açılmıştır. Basınımız kamuoyu oluşturma görevini iyi yapmakta ancak bazen bilgilendirmeyi eksik yapabilmektedir. Özellikle sağlıkla ilgili konular çok hassastır. Mutlaka konular gündeme getirilirken yetkili kişilerden de gerekli açıklamalar kamuoyuna taşınabilmelidir. Biz samimiyetle belirtmek isterim ki şeffaf olacağız. Açıklık sorunları çözüm perspektifinin önemli bir unsurudur.

HAVADİS: Doktorların teşhis koymada az nüfuslu ülkemizde zorlandığı iddiaları oldukça yüksek. Hizmet içi eğitim konusunda ne düşünüyorsunuz?
GÜLLE:
Bu konu da doğru değildir. Sorunlar çok büyük oranlarda tanısı konup çözülmektedir. Ancak bazı spesifik ve çok az görülen vakalarda, yeterince organize çalışılmadığı için zaman zaman sıkıntılar yaşanabilmektedir. Sorun bilgi eksikliğinden çok, organize olamama ve sorunun üzerine konsantre olamamadan kaynaklanmaktadır. Bunu da sistemle çözeceğiz. Tabipler Birliği sürekli eğitimler yapmaktadır. Belki bunları daha etkili yapmanın yolları geliştirebilir. Ancak daha nitelikli olmanın yolu daha kolektif ve yüksek konsantrasyonla çalışmaktan geçmektedir. Eğitimler sağlıkta süreklidir, olmaktadır ve olmaya devam edecektir.

HAVADİS: Lefkoşa hastane binasının miadını doldurduğu ve artık ihtiyaçlara cevap vermediği söyleniyor. Yeni bir bina yapımı gündemde. Bu konudaki çalışmalar hangi noktada. Binanın yapımı konusunda bir tarihiniz var mı?
GÜLLE:
Hastanenin kapasitesinin zorlandığı bilinmektedir. Ancak bazı düzenlemelerle rahatlama sağlanabilir. Örneğin, önümüzdeki günlerde ihalesine çıkacağımız Onkoloji Hastanesi Projesiyle, onkoloji bölümü 1 yıl içinde bitirilecek projeyle oraya taşınınca bir miktar rahatlama olacaktır. Özellikle kardiyoloji ve kardiyovasküler cerrahi bölümleri ayrı bir ünite olarak planlanıp ayrılırsa ciddi bir rahatlama sağlanabilir düşüncesindeyim. Öncelikle bir sistem kurup çalışmaları sürdürmeyi ve ortaya çıkacak gereksinimlere göre belki o zaman yeni bir hastaneyi düşünmek daha mantıklı gözükmektedir.

HAVADİS: “Dünya ile aynı dili konuşabilmek için” sağlıkta nasıl bir vizyon öngörüyorsunuz?
GÜLLE:
Dünya ile aynı dili konuşmak ifadesini, Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa bölge toplantısına katıldıktan sonra söyledim. Burada amaç, önce sürdürülebilirliği olan, verimlilik ve kaliteli sağlık hizmeti sunumunu, hasta odaklı organize edilmiş sağlık sistemini anlatmak istedim. Bir de Dünya Sağlık Örgütü’nün ortaya koyup üzerinde durduğu, “hasta olduktan sonra tedaviyi değil, öncelikle hasta olmamayı öngören” planlamaları ve bilinçlenmeyi vurgulamak istiyorum.

HAVADİS: Sağlıkla ilgili “güvenilir istatistik verilerin” olmadığını biliyoruz. Bu konudaki çalışmalarınız nedir?
GÜLLE
: Sağlıkta maalesef uzun zamanlardan beri başlatılmış otomasyon çalışmaları başarılı olamadı. Başarısızlık nedenlerini ortadan kaldırıp hızla bunu hayata geçirmek gerekmektedir. Kayıt işlemleri yeterince titizlikle yapılmadığı için sıkıntılar yaşanmış ve yaşanmaktadır. Ancak bu konu giderek sorun olmaktan çıkmaktadır. Fakat, hızlı ve etkili bir şekilde digital ortama geçmek gerekmektedir. Çünkü sağlıkta yeniden yapılanmanın önemli bir ayağını verilerin kaydı ve veri akışı sağlamaktadır.

HAVADİS: Yılsonuna kadar ülkede bir Sağlık Şurası yapma hedefi koymuştunuz? Bu konudaki çalışmalar hangi noktada. Bu bize ne getirecek?
GÜLLE:
Hükümet programımızda sağlık şurasını toplama hedefi var. Ancak bunu sağlık sistemini yeniden yapılandırdıktan sonra yapmayı düşünüyoruz. Yılsonuna düşündüğümüz sağlık sistemini organize etmeye yönelik çalışmayı sivil toplum örgütlerimiz, daha önce buna yönelik çalışmalar yapıldığı için gereksiz buldular. Bu nedenle yıl sonuna doğru bir çalıştay yapıp vizyon, strateji ve yol haritalarını çıkaracağız.2015 sonlarına yapılacak bir sağlık şurası, sistem kurulduktan sonra, yapılacak ince ayarları ve yeni hedefleri belirleme adına çok daha anlamlı olacaktır.

HAVADİS: Sağlıkta tam gün mesaiye sizin döneminizde geçilebileceğine inanıyor musunuz?
GÜLLE:
Sağlıkta yeniden yapılanmanın zamanı gelmiştir. Bu yapılanmayı biz tüm sağlık örgütleriyle birlikte gerçekleştireceğiz. Dolayısıyla bu ayni zamanda toplumsal bir dönüşümün başlangıcını oluşturacaktır. Kendi ayakları üzerinde duran bir toplum olmayı hedefliyorsak bunu gerçekleştireceğiz. Hekimlerimiz, hemşirelerimiz, eczacılarımız, ağlık teknisyenlerimiz, tüm sağlık ordumuz bu toplumsal dönüşümün lideri olacaktır diye düşünüyorum. Tam gün sağlıktan başka bir alternatif kalmamıştır. Bunu uygulayacağız. Bu tartışmaya Anayasa Mahkemesi noktayı koymuştur zaten.

HAVADİS: Sağlık sektörü temsilcilerinde bu katılımcılığı görüyor musunuz? Tartışmalar çıkmadan bunu hayata geçirebilecek misiniz?
GÜLLE:
Hekimler toplumun en zeki ve çalışkan insan gruplarından birisidir. Dolayısıyla onlar da artık başka bir alternatifin olmadığını görüyorlar. Önemli olan hasta odaklı olacak ama çalışanları da mutlu edecek yapıyı kurmaktır. Dolayısıyla bununla ilgili iş birliği yapmaya hazırdırlar.

HAVADİS: Tam güne geçmeye hazır mı hekimler?
GÜLLE
: Hazır.

HAVADİS: Birlikte bunu uygulayacağınızdan eminsiniz yani?
GÜLLE:
Bu tam gün konusu artık bir tartışma olmaktan çıkmıştır. Farklı bir alternatif çalışma modeli olmadığı Anayasa Mahkemesi kararıyla ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bizim artık söylediğimiz kesintisiz, kaliteli ve verimli bir sağlık hizmetinin nasıl hasta odaklı olarak organize edileceği; nasıl çalışanları da mutlu edecek şekilde organize edebileceğimizdir. Bunun dışında “tam gün mü, değil mi, gibi bir tartışma ortamı yoktur artık. Bu ortadan kalkmıştır.

HAVADİS: Mağusa Hastanesi’nde kangren haline dönüşen MR cihazı alındı ancak bunu kullanacak teknik personel konusunda sıkıntı olduğu söyleniyor. ?
GÜLLE:
Mağusa Hastanesi’ne MRI cihazı alınmıştır. Yakın zamanda da faaliyete geçecektir. Kısa bir süre sonra da Nalbantoğlu Hastanesi’ne de yeni bir cihaz alınacak ve bir süre Mağusa’daki cihaz gereksinimlerimizi karşılayacaktır. Bunun için artık daha çağdaş işletme modellerini düşünüyoruz. Bu cihazları etkili olarak kullanmak en önemli gündemimiz olacaktır.

HAVADİS: Bazı özel hastanelerde yüksek ücretlerin halkı zorladığı ifade ediliyor. Bu konuda ne yapılabilir?
GÜLLE:
Sağlıkta fiyatları Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği belirlemektedir. Bunu etkinleştirmek, işbirliği ile sorunların çözümünü sağlamak gerekiyor. Bunun için herkes daha çok sorumluluk almalı ve toplumsal kazanımlar adına koordinasyon ve işbirliğine önem verilmelidir.

HAVADİS: Yeni bir özel hastane kurulma çalışmaları olduğunu duyuyoruz. Ülkede küçük ölçekte bu gibi yatırımların artması ne getirir ne götürür sizce?
GÜLLE:
Her proje bir fizibilite çalışmasının ürünüdür. Dolayısıyla bu zamanda fizıbl olmayan işlere girilmemesi gerekmektedir. Ancak belki de gerçekleştirilecek proje özellikli çalışma alanlarını içerebilir, bu da oldukça iyi bir yatırım demek de olabilir. Bunu dışarıdan değerlendirmek oldukça zor, işletmeyi yapacak olanların inisiyatifine bırakmak gerekmektedir.

HAVADİS: Hastanelerimize karşı bir güven sorunu var bazı özel hastanelerin devlet hastanesine karşı bir alternatif oluşturduğu gözlemleniyor. İnsanlarımızın “güven” sorunu karşısında özel hastanelere gitme istenci sizi rahatsız etmiyor mu?
GÜLLE:
Sağlıkta, hastanelerimizde çok ciddi bir yük vardır. Çok ciddi bir çalışma kapasitesi vardır ve sorun, iyi organize olunamadığı için bu yükün karşılanmasında zaman zaman sıkıntılar olabiliyor. Yoksa yani daha iyi organize edildiğinde ve sistem kurulduğunda, hekimlerimiz ve onların alt yapısıyla ilgili hiçbir sıkıntımız yoktur. Göreceksiniz ki zaten bu sistem kurulduğunda bir anda kalite, bir anda performans, bir anda verimlilik iki katına çıkacak ve bunun çok büyük bir yansıması olacak.

HAVADİS: Bu sistemle özel hastanelere kayışın önüne geçebilecek misiniz?
GÜLLE
: Yani bizim başka bir yere kayma, kaymama gibi bir olaydan çok, bizim zaten öngördüğümüz sistemde bir rekabet olması meselesi vardır. Yani bir genel sağlık sigortası fonu olacak, bu hem kamuya, hem özele hizmet verecek. Ama kamu hastaneleri de özerk yapılarda olacak. Dolayısıyla onlar da nasıl daha çok hasta kabul ederim; nasıl daha çok hasta alırım gibi gündemleri olacak onların da. Dolayısıyla bu doğalında rekabet yaratacak.

HAVADİS: Ne zaman göreceğiz bu sistemi?
GÜLLE:
Uygulamanın 1 Ocak 2015’te en geç başlamasını ön görüyoruz. Yani yılsonuna kadar çalıştay, orada kararlar, stratejik yol haritamız; 2014 yılı içinde yasaların geçmesi, 1 Ocak 2015’i de hedef olarak koyuyoruz.

HAVADİS: Ahmet Gülle’nin hedefi nedir?
GÜLLE:
Ahmet Gülle’nin özel bir hedefi yok. Ahmet Gülle, olaya toplumsal olarak bakıyor. Toplumun yeniden yapılanmasına, toplumun eski paradigmayı bırakıp, yeni, üretken, fırsat eşitliğine dayanan, daha özgür düşünceyi ortaya koyabilen, üretkenliği, sürdürülebilirliği düşünen, eşitlikçi bir anlayışı kabul eden bir toplumsal yapıya dönüşmeyi sağlanmasına katkı koymaktır amacım. Olaya toplumsal bakıyorum. Toplumsal olarak görevimiz budur. Ben de bu süreçte bu değişime katkı koymaya çalışıyorum.

HAVADİS: Son olarak neler söylemek istersiniz?
GÜLLE:
Toplumsal paradigmanın yani süregelen uygulama, ilke ve değerlerin, anlayışların değişmesi gerekmektedir. Çünkü bunların ortak paydası sürdürülebilir olmayan bir yapı ortaya çıkarmıştır. Bu, tüm değerlerin değişmesi anlamına gelmiyor, değişimi, gelişimi, hakkaniyeti, özgür iradeyi, fırsat eşitliğini, sosyal dayanışmayı, emeğe değer vermeyi, verimliliği ve toplumsallığı ön plana çıkarma anlamına geliyor. Bunu gerçekleştirmenin zamanıdır. Bunu sağlıkta ve tüm diğer alanlarda reformları gerçekleştirirken, birbirine paralel olarak düşünmemiz gerekmektedir. Birini diğerinin önüne koyamayız, biri diğeri olmadan gerçekleşemez. Bunun için herkes sorumluluk almalıdır. Biz sağlık camiası olarak farklılıklarımızı sinerji yaratarak ortak akıla dönüştürerek bunları gerçekleştireceğiz. Buna yürekten inanıyorum. Sağlık camiasının yaratıcılığına ve gücüne de inanıyorum. Herkesi bu sürece katılıma davet ediyorum.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman