En Üst

20 Eylül 2017

Aşk: Hayatın en anlamlı devrimi (Hafta sonu yazıları 4)

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Kimisi aşkı küçümser, kimisi ölesiye uğrunda gider…


Aşkın belli bir tanımı yok.
Mademki yok, herkese göre değişir bu iş…

Hülya Avşar’a aşkın ne olduğunu sormuşlar, o da “Aşk bir vişne, iç iç kişne” demiş.
Ne cevap ama!
Aşk deneyimlerinden hüsrana uğrayan birinin dalgası olsa gerek…

Aşk bir devrim olabilir mi?
Ya da bir başkaldır, bir isyan?..

Duygular bir çekmecede saklanamaz.
İlelebet bir mektupta yaşayamaz.
Aşk bir eylem türüdür.
Kalbin ya da ruhun eylemi.
Gayrısı yoktur; zihninize hükmeden kalpten çıkan nağmelerdir.
Durdurulamaz.
Durdurmak isteseniz, marazlara gark olmak mümkün.
Zaman zaman savaşmayı göze almak.
Hüzünlerle sevinçleri bir arada yaşamak.
Yenmekle yenilmek ikilemi arasında debelenip durmak…

Londra’dan yeğenim bir yazı gönderdi.
Satırlar arasında aşka dair şu sözler var:
“Aşklar… Aşklar da yaralar açar bedenlerimizde, onlar da bilinmez görülmezden gelinirler, oysa apaçık sebepleridirler aslında hayatlarımızın… Hayat gibidirler; öğretirler, bir yerlere getirirler, ama yüksek ihtimalle, yokturlar… O zaman bunun neresi aşk diyesi gelse de insanın, gerçeğidir aşk…”  

Cemal Süreyya’dan:
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik

W. Shakespear:
“Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir. Aşk gözle değil, ruhla görülür.”

Hiç unutulmayan aşklar, çocukluk aşkları olsa gerek.
Usunuzda hep güzel olarak kalır.
Belki yanmazsınız ama güzel.
Saklambaç oynarken.
Birlikte okula giderken.
Bahçede koşarken.
Salıncakta sallanırken.
Yemişi bölüşürken.
Önlüğü kirletirken.
Derslere çalışırken.
Bir yaş günü partisinde ya da 23 Nisan’larda dans ederken.
Daha o yaşta evlenme fikrine kapılırken…

Hep ruhunuzda bir yerlerdedir…
En masum aşk böyle bir şeydir…

Bir şarkı sözü vardır:
“Aşkın gözü kör mü acaba?” diye.
Kör mü değil mi bilinmez.
Lakin, aşklar sanki hep mutsuzluk getirmiş.
Ya da aşk, kavuşmamayı anlatır gibi.
En acılı aşklar destanlaşmıştır.
Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi.
Bunlar bilinenler…

Ahmed Arf’ten:

Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarıda gürül- gürül akan bir dünya…          
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana…

Bilemem.
Ama hayatın en anlamlı devrimi budur.
En kalıcısı.
Üstelik buna karşı devrim de yapılamaz…

En zor olanı.
Bir yüreğe sahip olabilmek.
Onu taşıyabilecek bir yüreğe.
Prangaları eskitecek kadar…

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman