RESMEN SU ÇALINDI: Talat: Bugüne kadar başaramadığımız, yapamadıklarımız bu sayede yapabileceğiz. Aküferlerimizi hoyratça kullandık. İsteyen istediği yere kuyu açtı. Yer altı kaynakları devletin olduğuna göre, dolayısıyla da halkın olduğuna göre, halkın suyu çalınıyor.
SİYASİ DÜZEYE ÇEKTİRMEDİLER: Su konusundaki anlaşmanın aylardır tartışılmasının ardına konunun siyasi düzeye çekilememesi olduğunu anlatan Talat, kendilerinin bu süreçte talepkar olduğunu ancak buna müsaade edilmediğini söyledi
EKONOMİK PROGRAMDA DA TARTIŞMA OLABİLİR :Türkiye ile imzalanacak ekonomik programda da su konusunda olduğu gibi bir tartışma ortamı olabileceğini söyleyen CTP Genel Başkanı Talat, “Yaşayabiliriz tabii. Ekonomik programın da çok iyi hazırlanması lazım ki, işe yarasın” diye konuştu.
ORTAKLIĞA EVET: Talat: Telekomünikasyonun kamu-özel ortaklığı biçiminde yapılandırılması doğru olur. Bazı özel şirketler fiber optik kablo döşeyip, evlere internet bağlamak istedi. İzin aldılar, vergilerini ödediler ama telefon dairesinin baskısıyla Ulaştırma Bakanlığı kazamazsınız dedi
BAKANLAR HAKSIZCA ELEŞTİRİLDİ: CTP’li bakanlar Birikim Özgür ve Erkut Şahali’nin su konusundaki görüşmelerde en çok da CTP’liler tarafından eleştirilmesini yorumlayan Talat, bu durumun yönetim zafiyetinden çok CTP içinde uzun zamandır var olan bazı huzursuzluk, rahatsızlık veya disiplinle ilgili zafiyetler nedeniyle olduğunu söyleyerek, “Onlara büyük haksızlık yapıldı” dedi.
Baykan Gürses Özdağ
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, kendilerinin konuyu bürokratlar düzeyinde değil siyasi düzeyde ele aldıklarını bunun için bakanları görevlendirmelerine karşın Türkiye’den bürokrasi düzeyinde yanıt bulduklarını anlatarak bu sürecin aylarca uzadığını anlattı.
Kendisinin geçmişte TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşeceğini ancak bu görüşmenin iptal edildiğini hatırlatan Talat, konunun KKTC’Li bakanların çalışmalarıyla getirilen noktadan ancak Erdoğan’la olan görüşmenin ardından siyasi düzeye ulaşınca çözüldüğüne işaret etti. CTP’li iki bakan Birikim Özgür ve Erkut Şahali’nin haksızca eleştirilere maruz kaldığını söyleyen Talat, bu durumun yönetim zafiyetinden çok CTP içinde uzun zamandır var olan bazı huzursuzluk, rahatsızlık veya disiplinle ilgili zaafiyetlerin neden olduğunu anlattı. Önlerinde Türkiye imzalanacak bir ekonomik program bulunduğunu söyleyen CTP Genel Başkanı Talat, bu konuda da su konusunda olduğu gibi benzer tartışmaların olabileceğine dikkat çekti.
Soru: Çok zorlu ve uzun bir mücadele verildi su konusunda… Sonuçta şu an elimizde ne var?
Talat: Bu anlaşma ile entegre bir su yönetimi anlayışı var. KKTC kanadında da bu var. Bugüne kadar başaramadığımız, yapamadıklarımız bu sayede yapabileceğiz. Aküferlerimizi hoyratça kullandık. İsteyen istediği yere kuyu açtı. Yer altı kaynakları devletin olduğuna göre, dolayısıyla da halkın olduğuna göre, halkın suyu çalınıyor.
Göletlerimiz var, çok az işe yarıyor. Çünkü göletlerimiz yer altı su kaynaklarını zenginleştirsin diye yapıldı, sulama maksatlı vahşice kullanılıyor. Haspolat Arıtma Tesisi’ni suları dereye akıp gidiyor. Görenler de gelip içine vidanjör boşaltıyor. Şimdi yapamadıklarımız yapmak için de bir vesile oluyor bizim için. Bir su kurumu oluşturacağız, bu devlet adına özerk olacak ve devlet adına yönetimden sorumlu olacak. İçerik başlangıçta tamamen özelleştirme mantığıyla düşünülmüştü. Biz ise özelleştirmenin çok zor olduğunu, kötü örnekleri olduğunu biliyorduk. Bizim eksiğimiz paraydı. Yani Türkiye projeyi yaptı ama biz şehirler içindeki dağıtım şebekelerini iyileştirecek halde değiliz, ne belediyelerin ne de devletin parası var. Belediyeler ek yardım alsa çok az yatırım yapabilecek hatta bazıları yapamayacak durumda. Bu anlaşmaya bu nedenle zorlandık, bunu itiraf etmek lazım. Başlangıçta bizim tutumumuz Su Kurumu ana hatları işletsin, belediyeler de belediye sınırları içinde işletsin şeklindeydi. Yatırım yapabilecek durumumuz yoktu. Türkiye ile mali protokolü yapamadık diye neredeyse maaş ödeyemiyorduk.
,Gerçeğimizi bilelim. Burnumuz Kaf dağında olmasın. Başlangıçta bu bir özelleştirmeydi. Sonra dedik kamu-özel ortaklığı olsun. Çok farklı değil ama kamunun hem denetim hem de işletmede yer almasıdır. Bizim kamunun etkinliği ilk bakışta daha kısıtlıydı. Bütün yetkiler şirkete ait olacaktı ve üstelik bütün belediyelerimiz mecburen bu sisteme girecekti. Bu bizim mevzuatımıza uygun değildi. Uzun zaman bunun mücadelesini verdik.
sdsadddsdsss.jpg)
Soru: Niye bu kadar zorladı sizi bu müzakere süreci? Türkiye bu konuda neden bu kadar ısrarcı oldu?
Talat: Türkiye’ye sorduğumuzda “biz başarıyı güvence altına almak istiyoruz” denildi.
“Bu intibayı biz yarattık”
Soru: Türkiye neden bu konuda endişeli diye empati yaptınız mı?
Talat: Toplum içinde konuşulanlara ve yönetime, devlete, hükümete karşı yapılan güvensizlik beyanlarına bakarsak, kendi halkımızın, sendikalarımızın ve sivil toplum örgütlerimizin hiç bir şey yapamıyorsunuz diyerek itibarsızlaştırdığı kurumlarımızın bu işi yapamayacağını Türkiye’nin söylemesi bizi mahcup etmemeli. Onu önce biz yaptık.
Soru: Bu kadar uzun zamana yayılacak böylesi katı bir tutum bekliyor muydunuz Türkiye’den?
Talat: Bu iş siyasi düzeye çıkmazsa çözülmez dedim.
Soru: Siyasi düzeye çekmek için niye bu kadar beklediniz?
Talat: Beklemedik. Müsaade edilmedi.
Soru: Kim müsaade etmedi?
Talat: Bilmiyorum.
“Bizim bakanlarımız uğraştı, Türkiye’de bürokratlar”
Soru: Böyle bir talep koydunuz ve yanıt almadınız mı?
Talat: Tabii ki koyduk, bilmiyor musunuz, benim randevum vardı ve iptal edildi. Cumhurbaşkanının çok yoğun bir programı var doğrudur. Ama demek istediğim ondan sonra da siyasi seviyeye hiç çıkaramadık.
Biz siyasi olarak ele aldık, bürokrasi düzeyinde almadık. Bizim bakanlarımız uğraştı. Ama Türkiye kanadı bu işi bürokrasi düzeyinde tutmayı tercih etti maalesef.
“Erdoğan’dan siyasi destek istedim”
Soru: Süreç sizin Erdoğan’la görüşmeniz sonrasında aşıldı. Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmenizde neyle karşılaştınız?
Talat: Ben siyasi destek istedim. Siyasi destek olunca da bu iş çözüldü. Her şeyi o toplantıya bağlamamak lazım. Arkadaşlarımız çok uğraştı, bakan arkadaşlarımız büyük gayret gösterdi.
“İki bakana çok haksızlık yapıldı”
Soru: İki bakanınız çok eleştirildi, suçlandı…
Talat: Büyük haksızlık yapılıyor onlara. Bakan arkadaşlarımız süreci en baştan beri bu noktaya birçok değişiklikleri sağlayarak getirdi. Bizim yaptığımız en son değişiklik, iki noktadadır. Geriye kalanları bakan arkadaşlarımız halletti.
sdsad.jpg)
Soru: Bu bakanlara karşı eleştirilerin en büyük kısmını partilileriniz yaptı. Partinizde bu neden oldu diye tartışılıyor mu?
Talat: Parti içinde, Parti Meclisinde tartışıldı. Medya önünde de maalesef tartışıldı. Ama bu Parti Meclisi’nde değerlendirildi. Bundan sonra yapacağımız daha ileri çalışmalardır, parti içi düzeni sağlamak bakımından…
Ama burada önemli olan bu arkadaşlarımız bu noktaya getirdi anlaşmayı. En sonra yapılan dokunuş iki noktadadır. Önemli iki noktaydı ama onlar da uğraştı ve başardılar. Ankara’da da uğraştılar. Onun üzerine biz devreye girdik siyasi dokunuşu sağladık. Yeni bir anlayışla o iki nokta düzeltildi. Mükemmel mi bu anlaşma, hayır o iddiada değilim. Arzuladığım anlaşma mı değil. Ama elde edebileceğimiz en iyidir.
Bazen de arkadaşlar, geldiler de savundular diye eleştiriliyor. Tabi ki savunacaklardı. Nihai kararı verirken ve onaylarken Başbakan Türkiye’yi aradı ve bu iki noktada değişiklik istiyoruz dedi. Türkiye dediğim gibi bu konuda siyasi destekle de hazır hale gelmişti ve kabul edildi.
“CTP uzun süredir bu sorunu yaşıyor”
Soru: Bakanlarınızın, Ankara dönüşü sonucu ağır eleştirilere maruz kalması ve konunun Başbakanla bile tartışma sürecine varması partinizde bir yönetim zafiyeti olarak görüldü.
Talat: Yönetim zafiyetinden çok CTP içinde uzun zamandır var olan bazı huzursuzluk, rahatsızlık veya disiplinle ilgili zafiyetlerin etkisi oldu. Ama sonuçta CTP’nin karar mekanizmaları sağlıklı çalıştı. Örneğin Aralık ayında Parti Meclisi bir karar alıp, metin kabul edilmedikten sonra süreç adım adım bana göre güzel bir biçimde yönetildi. Ondan sonra hiçbir parti meclisi kararı alınmadı. Hatta Merkez Yönetim Kurulu karar almadı. Adım adım yürütüldü, hükümet bunalımına kadar gitti ve sonuçta çözümlendi.
“CTP demek ki daha hassas”
Soru: Bu süreçte neden tek başına CTP göründü? Görüşme sürecindeki krizi neden siz çözmeye çalıştınız?
Talat: Bu konuda konuşmak zordur. Çünkü UBP ortağımızdır. Eleştiri yapacak durumda değilim, bunu doğru bulmuyorum. Ama CTP için bazı konular demek ki daha hassastır. Hem kendi kendini yönetme, her ne kadar bu konuda sivil toplum, sendikalar her şeyi göstererek buna zemin hazırlasa da, gerçek durum, CTP bu ülkenin değerlerine ve yönetim kapasitesine inanan bir partidir.
Bundan dolayı da büyük bir hassasiyet duymaktadır. En son alım garantisi tartışıldığı zaman alınacak suyun kullanılmayan kısmı ya denize dökülecek ya da alınmayacak ama sisteme katılmayan belediyelere de verilmeyecek ama parası da ödenecekti. Böyle bir garabeti bizim kabul etmemiz mümkün değildi.
Soru: Varılan anlaşmayı belediyeler benimsedi mi?
Talat: Bence büyük ölçüde benimseyecek. Belediyeler hükümet tarafından bilgilendirilecek. Belediyeler biraz fazla hassasiyet gösteriyorlar. Entegre su yönetimi sadece belediyelerin konusu değil.
Bu devletin ve hükümetin konusudur. Hükümet belediyelerin hassasiyetlerini bilmiyor mu yani… Belediyelerin bilgi sahibi olmaması gibi bir konuyu kabul etmem, defalarca toplantılar yapıldı. Kaldı ki bir belediye başkanı bana da herhangi bir üst düzeydeki arkadaşımıza da ulaşıp sorabilirdi. Müzakere zaten o kadar zor yürütüldü ki bütün belediye başkanlarıyla bunu yürütemezdik. Sonu sadece belediyelerle ilgili de değil. Konu bütün ülkeyle ilgilidir.
Soru: Bazı belediye başkanları neden istediklerini de sürece dahil etmeye çalıştı?
Talat: Bilmiyorum. Onlara seçenek sunuyoruz şimdi, istemiyorlarsa girmeyebilirler. Bir şartımız var bu temiz suyu vatandaşa temiz olarak ulaştıracaklar. Bazı aşırı yorumlar var, su fiyatı ne olacak, su fiyatını şirket dağıtacağı için yüksek tutacak gibi… Bunlar hep ihale sürecinde belli olacak.
Soru: Fiyatın belirlenmesinde devlet nasıl belirleyici olacak?
Talat: İhale olacak, burada bir keşif bedeli belirlenecek, bu da mihenk taşı olacak. Onu aşmayacak. Bir üst limit konulmuş olacak. Devlet fiyat budur diye açıklamayacak, o ihalede çıkacak. Ama bu yolla ortaya çıkacak.
Soru: Hükümetin aylardır, iş yapmaz görüntüsü çizen yapısı bu krizin aşılmasıyla değişebilecek mi? Hükümet ortakları arasında bir güven bunalımı yaşandı mı?
Talat: Güzel olmadı bu tartışmalar. 4 bakan Ankara’ya gitmeden önce biz bir araya geldik, bir metin üzerinde anlaştık. Ankara’da o metin maalesef kararlılıkla savunulamadı.
Soru: UBP’li bakanlar tarafından mı?
Talat: Bu bizi de rahatsız etti. Sonuçta oradan iki alternatif çıktı. Ama bunlar imzalanmadı. O yüzden iki bakanımızı suçlamak çok yanlıştır. Oradan çıkan metinleri CTP benimsemedi, UBP benimsedi. Hükümet neredeyse yıkılıyordu. Ama bu nasıl benimsenebilirdi anlamış değilim. Sonuçta öyle bir noktaya geldik, UBP Genel Başkanı ile görüştüm, en kısa zamanda heyetler olarak bir araya geleceğiz, söylediğiniz hem güven restorasyonunu hem de yapacağımız işleri planlayacağız ve yola düşeceğiz.
Soru: Türkiye ile imzalanacak ekonomik programdan ne bekliyorsunuz? Yeni bir tartışma süreci bu kez de bu konuda yaşanır mı?
Talat: Yaşayabiliriz tabii. Çünkü ekonomik programın da çok iyi hazırlanması lazım ki, işe yarasın. Yapılacak olan reform karşılığı alınacak olan kaynaklar olacaktır. Geçen yılınkini kaybettik. Sıkıntıları aşacak bir mali protokolü hazırlamamız lazım.
Soru: Yapısal sorunları ortadan kaldıracak, önemli radikal değişimler yaratacak bir program mı ortaya çıkacak?
Talat: Radikal demeyim, ama yapısal sorunları ortadan kaldıracak dönüşümler evet.
Soru: Bir önceki ekonomik programda tartışılan konularda bu dönem için talep gelir mi?
Talat: Önemli bir kısmı olacak tabii programda…
Soru: En çok tartışılan bazı kurumların özelleştirilmesi oldu. Şimdi nedir durum?
Talat: Şu anda geçen program döneminden bugüne kalan 3 program var. Biri Elektrikti. Bu konudaki tutumumuzu defalarca açıkladık. Biz elektriğin özelleştirilmesinden yana değiliz. Özel sektörün devreye girmesi olur ama kurumu özelleştirme gibi bir yaklaşımımız yoktur.
“Telekomda kamu- özel ortaklığı…”
Soru: Nasıl bir formül öngörüyorsunuz?
Talat: Telekomünikasyonun kamu-özel ortaklığı biçiminde yapılandırılması doğru olur. Bazı özel şirketler fiber optik kablo döşeyip, evlere internet bağlamak istedi. İzin aldılar, vergilerini ödediler ama telefon dairesinin baskısıyla Ulaştırma Bakanlığı kazamazsınız dedi.
Soru: Böyle bir yetkiyi ve baskı gücünü nereden buluyorlar peki?
Talat: Yasal olarak yok. O yüzden özel şirketler de dava açtı. Şimdi yapılması gereken daireyi ele alıp çağdaş bir noktaya taşımaktır. Bunun için de özel sektörden yararlanacaksak kamu-özel ortaklığından yararlanacağız. Dünyanın hiçbir yerinde bu yatırımları devletler yapamıyor, yapmıyor.
































