Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YGS ve LYS eğitim sistemimizin neresinde?

Siz bu satırları okurken, bugün Türkiye ve KKTC’de toplam 2 milyon 127 bin kişi YGS’ye girdi. Türkiye ve KKTC’deki üniversitelerde öğrenim görebilmek için birbirleri ile kıyasıya yarışacak. Bu sınava KKTC’de toplam 4643 kişi girecek ve bunların sadece 1438’i KKTC vatandaşı… Bu şu demek; KKTC’deki üniversitelerde öğrenim gören çok sayıda öğrenci de yeniden YGS’ye giriyor. Sınava girecek KKTC vatandaşlarının da kaçının lise son sınıf öğrencisi olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Eminim ki geçmiş yıllarda mezun olanlar da bu sınava girecekler arasındadır.

Resmi verilere göre KKTC’de 21 bin 600 ortaöğretim öğrencisi bulunuyor. Ortaöğretim 7 yıl olduğuna göre, demek ki ortaöğretimdeki çağ nüfusu ortalama 3 bin civarında… Yine resmi verilere göre bu ülkede ilk ve orta öğretimde toplam 47 bin öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerin %70’i KKTC vatandaşı. Tabii ki çift uyruklular da bu %70’lik dilimin içerisinde yer alıyor. Yani 3 bin kişilik çağ nüfusu içerisinde 2 bin 200 civarında KKTC vatandaşının olması yüksek ihtimal…
Sınava girecek KKTC vatandaşı 1438 kişi içerisinde mezunların da olduğunu söylemiştik. Benim kanaatim Bu 1438 kişi arasında 1000-1200 arasında son sınıf öğrencisi olabilir. Bu da demektir ki çağ nüfusu içerisindeki KKTC vatandaşlarının yarısı bu sınava girmeyecek. Büyük bir olasılıkla çağ nüfusunun geriye kalan öğrencileri üniversite macerasına KKTC’deki üniversitelerde devam edecekler.
Aslında YGS sınavı sonuçları açıklandıktan sonra çok daha rahat yorumlamada bulunabiliriz. Sınava girecek 1438 KKTC vatandaşlarının kaçının 180 puan üzerinde not alacağı ve YGS’de kaçının başarılı olacağı önemlidir. YGS’den sonra LYS ve oradaki başarılı olan öğrenci sayısı aslında bizim genel orta öğretim planlamamıza önemli ipuçları vermektedir. Geçmiş tecrübeler, KKTC’ye ayrılan kontenjanları bir kenara koyarsak LYS’de başarılı olup da Türkiye’deki üniversitelere yerleşen öğrenci sayısı 250’yi geçmediğini görürüz. Bu rakam kontenjanlarla birlikte 450 civarında çıkmaktadır.
Yani anlayacağınız, bizim genel orta öğretim kurgulamamız, YGS ve LYS’yi temel almaktadır ama öğrencilerin önemli bir kısmının bu yolla üniversiteye gitmeyi tercih etmemektedir. Yani ortada bir terslik vardır.
Bu da bize şunu gösteriyor ki, ortaöğretim sistemimizi okul odaklı bir sistemden çıkarıp “program odaklı” hale getirmemiz gerekiyor. Özellikle genel liselerimizde YGS ve LYS’yi hedeflemeyen öğrencilerin bu ağır müfredatı zorunlu olarak takip etmek zorunda olduğunu görmemiz gerekiyor. Halbuki YGS ve LYS yolu ile üniversiteye gitmeyecek yüzlerde genç var. Sadece KKTC’deki üniversitelere gitmek isteyen bir öğrencinin YGS ve LYS programını takip etmesinin anlamsızlığı gözümüzün içine batıyor ama ısrarla görmezlikten geliyoruz. Onlar için farklı bir hazır bulunuşluk düzeyi aranması gerekmiyor mu?
Çağdaş toplumlarda eğitimde yönelim kişinin bireysel yeteneklerine göre yetiştirilmesi yönündedir. Bizde ise bırakınız bireysel yetenekleri, “program odaklı” bir modeli bile hayata geçiremiyoruz. Bizde çağ nüfusunun %10’u kolejlere, %30’u meslek liselerini %60’ı da genel liselere gidiyor. Biz büyük çoğunluğu oluşturan genel liseleri doğru dürüst planlayamadığımız ve yönlendiremediğimiz için bu çoğunluktan istenilen verimi alamıyoruz. Bu gençler doğru dürüst yönlendirilmedikleri için de birçoğu istemedikleri, sevmedikleri, yeteneklerini sergileyemedikleri bölümlerde üniversite eğitimi almak zorunda kalıyor. Kaldı ki öyle bir üniversiteye gidiş modelimiz var ki, her isteyen kendine bir üniversite buluyor. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye gidemeyen öğrenci sayısı çağ nüfusu içerisinde çok az yer tuttuğunu biliyoruz.
Daha planlı bir genel ortaöğretim planlamasına ihtiyacımız olduğu aşikar. Bunu hem YGS hem de LYS’den sonra çok net bir şekilde göreceğiz. Tabii ki görmek istiyorsak…