Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yer sarı, gök laci. Devam…

Bizim de, Türkiye’nin de ulusal ligi bitti. Lefke Destanı’na ilişkin istisnai tribün şovu bi’yana, Kıbrıs’ın kuzeyinde çok da Yenicami hengâmesi olmadı ama Fener merkezli formalı kutlamalar; hem sosyal medyada, hem de sokakta hâlihazırda devam etmekte. Olsun, kader mi, yoksa keder mi bilemem ama ölümün goca körü başka bir ülkenin başka bir ligi ile de çok da ilgilenmiyorum! FIFA ve de UEFA’nın da desteğiyle(!) elbirliğiyle tükettik futbolcularımızı da, futbolumuzu da; “Be çocuklar biz sizi yorumlamaktan usandık. Ma daha siz futbol oynamaktan usanmadınız mı?” diye sorduğumuzda eski futbolcu talebelerimiz de; “Bıktık usandık be sir. Aha bitiyor bu sezon da ve kurtuluyoruz” derler hep ama n’aparsın onların da aklında ekmek parası, çorba parası veya küpe parası var. Bu sezon da dünya’nın ligi bitmek üzere. Bizim lig mi? Onlarca yıl öncesinden bitmişti ya neyse. E artık bildik Premier League’de ve de Şampiyonlar Ligi’nde finale doğru gidiyoruz; “Kimse kusura bakmasın veya baksın; şoför atladı, lastik patladı, çamura battı, yana yattı çekemem. Tüp gaz biterse bitsin vallahi. Çocuğumla bisiklet gezimiz var, atv turu’muz var, özel dersi var, kursu var beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Maç saatinde ne misafir isterim, ne de misafircik. Cep telefonum zır zır çalsın. Cevapsızlar ve de sms’ler üst üste binsin ilgilenmem. Hazır yemekler alınacak ve televizyon karşısında yenecek ona göre önlemler alınsın. Kuruyemiş, kola, bira, cips stoklarına bir daha bakılsın. Doğum günü, evlilik yıldönümü veya diğer önemli günler biraz daha beklesin” diyen bi’erkek milleti vardı bi’zamanlar. Çocukluğumuzda bu tip ağır abileri gördüğümüzde; “Ma ne erkek be! Tam bir futbol bağımlısı. Hatta sapığı. Bunu yanında da taşfırın bir maço” derdik. Gerçi onlara da hak vermek lâzım. Bizim kuşak öncesi futbolda sadece ‘mücahitlik nöbetinden kaytarma’yla eşdeğerde bakardı. Sonralarda iş istihdamı ve işe girenler için merkeze gelme ile eşdeğerde bakıldı. Sonraları sünnet parası, düğün parası, bastiç ve bi’takım beyaz eşyalar istendi. Son döneme gelindiğinde ise nakit ve taksit cinsinden salt para istendi. E bu çocuklar da haklı. Futbolumuzdaki transfer özgürlüğü hâlâ daha kelle fiyatına. Geçenlerde Facebook arkadaşlık, dürtme, sürtme ve de fingirde sitesinde “Takımım Barça ama favorim Real” diye yazdık. Maşallah dostlar duvara üşüştü. Herkesin bir öngörüsü var. Üstelik yorum yapan arkadaşlarında profil resimleri ada dışındaki bi’takım kulüplerin takımlarıyla donatılmış. Bereket versin Lefkeli dostlar full Lefke Türk Spor Kulübü’nün logosunu profillerine çakmışlar da en azından hiç yoktan bi’aidiyet hissi kapladı içimizi. Kıbrıs’ın kuzeyindeki kahrolası spor boykotu sayesinde milli takımımız 30 Şubat’a(!) kadar herhâlde oralarda olamayacak. Türk Milli Takımı ise 1950’de Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmış ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle gidilememiş. Sadece 1954 ve 2002 yıllarında bu büyük organizasyona katılmaya hak kazanmışlar. Ne de olsa serde tarihi bütünlük var. İster faşist, ister sosyal demokrat, isterseniz yaseminci olun, Türk Milli Takımı müsabakalarında tabii ki de birçoğumuz Türkiye taraftarı oluruz. Bununla birlikte her nedense(!) birçoğumuz milyonlarca kilometre ötedeki Brezilya ile de coşarız her ne hikmetse. Sonuç mu? Başka milletlerin takımlarıyla coşmaya devam a dostlar. Ne de olsa ‘KKTC ciddi bir organizasyon değil’. Maalesef ne huyunda hayır kaldı, ne suyunda. “Huylu huyundan vazgeçmez derler” ya, işte genç taraftar profilimiz de maalesef aynen bu deyişe uygun bi’şekilde halt etmece. Yer sarı, gök laci. Aziz yıldırım için bu ülkede protesto yürüyüşleri bile yapıldı ya, hade neyse. Devam…