Yaşam

Yeni araştırma: Prenses kültürü toksik değil






Yeni bir araştırmaya göre prenses kültürüyle içli dışlı çocukların, büyüdüklerinde toksik erkeklikle ilişkilendirilen tutumları benimseme olasılığı daha az.

ABD’li bilim insanları; Cinderella, Elsa veya Ariel gibi Disney prenseslerinin toplumsal cinsiyet klişelerini, beden algısını ve kadınlara yönelik tutumları nasıl etkilediğini keşfetmek için 300’den fazla kız ve oğlan çocuğuyla ve ebeveynleri üzerinde çalıştı.



Daha önce bazı uzmanlar, sevilen kurgusal karakterlerin, kadınlara yönelik olumsuz klişeleri çocuklara aşıladığını ileri sürmüştü.

Bu iddianın doğru olup olmadığını görmek isteyen araştırma ekibi çocukların ve ebeveynlerinin Disney prenseslerinin yer aldığı oyuncaklara, eşyalara ve filmlere yönelik ilgisini ölçmek için anket hazırlamıştı.

ABD’deki Brigham Young Üniversitesi’nden Sarah Coyne liderliğindeki ekip, söz konusu ankette yer alan katılımcılardan 5 yıl sonra yeniden anket doldurmasını istedi.

Çocukların erkek ve kadın rollerine yönelik tutumlarını anlamak isteyen araştırmacılar, bu anketlere “Okulda erkeklerin başarılı olması, kızların başarılı olmasından daha önemlidir” ve “Kızların küfretmesi, erkeklerin etmesinden daha kötüdür” gibi ifadeler ekledi.

Katılımcılardan bu ifadelere “Katılıyorum” veya “katılmıyorum” seçenekleriyle yanıt vermeleri istendi.

Bu esnada ebeveynler de başka anketler doldurdu. Ebeveynler, çocuklarının yemek takımları veya mücevherler gibi cinsiyete dayalı, kalıplaşmış oyuncaklarla ne sıklıkla oynadıklarını açıkladı.

Ebeveyn anketlerinde “Çocuğum daha iyi görünmek istiyor” gibi ifadeler de yer aldı. Bunlar, çocukların beden algısını ölçmeyi amaçlıyordu. Çocuklar ise “Bedenimi seviyorum” gibi ifadeleri değerlendirdi.

Son anketlerden elde edilen bulgular, hakemli bilimsel dergi Child Development’ta yayımlandı.

Bulguları değerlendiren Dr Coyne, “Prenses kültürünün zaman içinde çocuk gelişimi üzerinde küçük ama olumlu bir etki yaratma eğiliminde olduğunu gördük” dedi.

Coyne aynı zamanda oğlan çocuklarında da benzer ilerlemeler kaydettiğini aktardı:

Prenses kültürüne daha erken yaşta maruz kalan erkekler, ilişkilerinde duygularını daha iyi ifade etme eğiliminde.

“Sonuçlar değişiyor”

Aslında Coyne’un 2016’da elde ettiği erken bulgular, prenses kültürünün okul öncesi çağındaki kız çocuklarında cinsiyete dayalı klişeleri artırdığını ortaya çıkarmıştı.

Ancak Coyne yıllar içinde analizine devam etti ve ilk gençlik yıllarına ulaşan bu katılımcılarla iletişim halinde kaldı. Yeni çalışmanın sonuçlarıysa prenses kültürüyle etkileşimin uzun vadede çocuk gelişimi üzerinde olumlu etki yarattığını gösterdi.

“Önceki çalışmamız, kısa vadede prenses kültürünün olumsuz bir etkisi olduğunu ortaya koydu. Ancak bu zamanla değişiyor” diyen Coyne, şöyle devam etti:

Artık prenses kültürünün cinsiyete dair düşünce biçimimiz üzerinde uzun vadeli olumlu etkilerini görüyoruz.

Bu arada bazı yorumcular, yeni nesil prenses filmlerinin daha feminist hale geldiğini ve Pamuk Prenses ve Yakışıklı Prens gibi önceki karakterlere kıyasla geleneksel erkeklik rollerinden uzaklaştığını öne sürüyor.

Coyne, yeni nesil filmlerdeki hikayelerin çoğunun, hayallerin peşinden gitme, zorlukların üstesinden gelme ve dış görünüşten çok başarıya odaklanma temalarını içerdiğini ifade etti.

“Okul öncesi yaşlarda prenses kültürüyle yüksek düzeyde ilgilenen kız çocuklarının, eğitim fırsatlarını, ilişkileri ve kariyerleri erkekler ve kadınlar için eşit derecede önemli görme olasılığı daha yüksek” diyen Coyne, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu araştırma, çocukların günümüzde prenses kültürüyle ilişki kurduktan sonra erkekler ve kadınlara dair daha eşitlikçi görüşleri öğrenebileceğini gösteriyor.







Başa dön tuşu