
HUKUKTA REFORM BEKLENTİSİ: KKTC’de yeni adli yıl pazartesi günü resmen başladı. Bazı avukatlara göre, yeni adli yıl, hem toplumsal beklentileri hem de yargı özelindeki beklentileri karşılamaktan oldukça uzak. Yürürlükte olan temel yasaların günün koşullarında ihtiyaca cevap vermediğini savunan avukatlar, hukuk reformunda ısrarlı
MAZBATALAR: KKTC’de binlerce kişinin kabusu haline dönüşen mazbatalar konusu hukuk dünyasını ikiye böldü. Bir kısım avukatlar, hükümetin derhal bir “Faiz Yasası” yapıp yürürlüğe koyması gerektiğini savunurken çoğu avukat, mahkemece taksite bağlanan borçların ödenmemesi halinde hapislik cezası verilmesinden yana
İCRA VE TEBLİĞDE SIKINTI VAR: Avukatlara göre, yeni adli yılda da devam eden sorunlardan biri de icra ve tebliğdeki sıkıntı. Dosyalanan icraların yüzde 90’ının verimsiz kaldığını savunan avukatlar, neticelenen davada elde edilen hakkın yerine getirilememesinin kişinin adalete güven duygusunu kaybetmesine neden olduğunu kaydetti
KKTC’de hukuk sitemindeki sorunların, köklü bir değişim ile ortadan kaldırılacağına inanç belirten avukatlar, “hukukta reformu şart” temelinde buluştu.
Yeni adli yıla kaldıkları yerden devam ederek başladıklarını belirten avukatlar, yürürlükteki yasaların çağdışı kaldığını savunarak, yasaların gerek toplumsal beklentileri gerekse yargı özelindeki beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu kaydetti.
İcra ve tebliğde yaşanan sıkıntılara değinen avukatlar, gerek davaların tebliği gerekse tahsilatın yapılamaması hususunda yaşanan sorunların, birçoğunun içindeki adalet duygusunu yok ettiğini savundu.
Mazbatalar yine tartışma konusu
Toplumda ve hukuk dünyasında gündemdeki yerini koruyan mazbatalar konusunda da açıklamalarda bulunan avukatlar farklı görüşler ortaya koydu. Bazı avukatlar, hükümetin derhal bir “Faiz Yasası” yapıp yürürlüğe koyması gerektiğini savunurken bazısı, mahkeme tarafından taksitlendirilen borçların ödenmemesi halinde borçluların hapislik ile cezalandırması gerektiğini savundu.
Hukukta devletin rolü
Devletin hukuk sistemindeki rolüne de değinen bazı avukatlar, toplumun bilgi edinmesinden korkan bir devlet ile karşı karşıya olunduğunu savundu.
Bilgi Edinme Hakkı Yasası’nın eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkeleri çerçevesinde kişilerin bilgiye ulaşmalarını amaç edindiğini anlatan bazı avukatlar, toplumun devlet sırları ticari sırlar özel hayatın gizliliği gibi istisnalar dışında, kurum ve kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi edinme hakkına sahip olduğunu, ancak devletin çoğu zaman vatandaşa gerekli bilgi ve belgeyi vermeyi reddettiğini söyledi.
Mamalı: Hukuk reformu şart
Avukat Barış Mamalı, yürürlükteki birçok yasanın çağın gerisinde kaldığını söyleyerek, insanların ihtiyaçlarını karşılayamaz noktada olduğunu savundu.
Mamalı, özellikle yargıyı ilgilendiren yasa ve tüzüklerin, bizzat yargının işleyişini yavaşlatan başlıca unsurlar olduğunu kaydetti.
Hukuktaki sorunların çözümü için öncelikle hukuk reformu yapılması gerektiğini dile getiren Avukat Barış Mamalı, “Ülkemizde halen yürürlükte bulunan temel yasaların genel olarak büyük bir çoğunluğu sömürge ve cumhuriyet dönemlerinde yapılmıştır. Yapıldıkları dönemin ihtiyaçlarına göre düzenlenen bu yasalar doğal olarak çağımızın gerisinde kalmış ve insanımızın ihtiyaçlarını karşılayamaz noktaya gelmiştir. Hızla ilerleme gösteren ticari hayat, teknoloji, sosyal düzen ve buna bağlı olarak yaşamımızda baş gösteren değişimlere paralel olarak hukuk sistemimizde aynı gelişim yaşanmamış ve mevzuat açısından boşluklar doğmaya başlamıştır. Özellikle yargıyı ilgilendiren yasa ve tüzüklerin, bizzat yargının işleyişini yavaşlatan başlıca unsurlar olduğunu görmekteyiz” diye konuştu.
“Adaletin gerçekleştiğini göremediğimiz bir ülkede yaşıyoruz”
Barış Mamalı, ülkemizde dosyalanan icraların yüzde 90’ının verimsiz kaldığını savunarak, hukukun üstünlüğüne dayanan adalet sisteminin temel amacının adaleti gerçekleştirmekten çok adaletin gerçekleştiğini görmek olduğunu söyledi.
Mamalı, “Önemli olan yargıya başvuran kişinin davasının neticelenmesi değil neticelenen davada elde ettiği hakkın yerine getirildiğini görmesidir. Oysa ülkemizde dosyalanan icraların çok büyük bir çoğunluğu ( Yaklaşık %90 ) semeresiz (verimsiz) kalmaktadır. Haklılığı Mahkemece tespit edilen ve bu yönde hüküm elde eden kişinin haklılığının yerine getirildiğini görememesi insanlarda adalete güveni ve insanları adaleti kendi başına yerine getirmeye ( Kendi yöntemleriyle çare aramak, çenet-senet veya tahsilat çetelerine yönelmek gibi ) sevk edecek tehlikeli bir durumun ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Kısacası bu ülkede adaletin gerçekleştiğini görememekteyiz” dedi.
Barış Mamalı, önemli olanın yargıya başvuran kişinin davasının neticelenmesi değil neticelenen davada elde ettiği hakkın yerine getirildiğini görmesi olduğunu savundu.
“Toplumun bilgi edinmesinden korkuluyor”
Avukat Barış Mamalı, hukuk sitemindeki bir diğer sorunun da vatandaşın, yasal olarak (devlet sırları ticari sırlar özel hayatın gizliliği) gibi istisnalar dışında kurum ve kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi edinme hakkına sahip olduğunu halde devletin gelenekçi tavrı nedeni ile istenilen bilgiye ulaşamaması olduğunu belirtti.
Toplumun bilgi edinmesinden korkan bir devlet anlayışı ile karşı karşıya olduğumuzu savunan Mamalı, “14.8.2006 tarihinde yürürlüğe giren Bilgi Edinme Hakkı Yasası eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkeleri çerçevesinde kişilerin bilgiye ulaşmalarını amaç edinmiştir. Bu Yasada belirtilen istisnalar ( Devlet sırları ticari sırlar özel hayatın gizliliği gibi ) dışında kurum ve kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi edinme bizlere tanınmış bir hak olarak artık hukuk dünyamızda yer almaktadır. Ancak devlet gelenekçi tavrıyla yasal zorunluluk olmasına rağmen vatandaşa gerekli bilgi ve belgeyi vermekte ürkek davranmakta ve çoğu kez de vermeyi reddetmektedir” dedi.
Avukat mamalı, “Anayasa’yı ve Yasaları takmayan bir devlet idaresi varsa ve yasaların uygulanmamasından ötürü hiçbir memura da ceza verilmiyorsa, o ülkede hukuk artık varlığını yitirme noktasına gelmiş demektir” şeklinde konuştu.
“Polis örgütü adaletin egemen olacağı yapıya kavuşturulmalı”
Polis örgütü ile ilgili sorunlara da değinen avukat Barış Mamalı, polis örgütünün, insancıl ve adaletin egemen olacağı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini savundu.
Mamalı, “Polis örgütü yıllardır askeri vesayet, emir ve denetim altında bulunmaktadır. Hiçbir medeni, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye dayalı ülkede polisin bizdeki gibi bir yapılanması bulunmamaktadır. Askeri mantık düzen mantığıdır, farklılıkların kabul görmediği, astın üste tartışmasız itaat etmesi gereken tek bir kalıp içinde kişiliklerin geri plana itildiği sıkı bir disiplin anlayışının hakim olduğu dolayısıyla içerisinde demokrasinin yaşayamayacağı bir statükosu vardır. İşte bu nedenle polisin askere bağlı olması anti-demokratik bir durumdur” şeklinde konuştu.
“Kuzey Kıbrıs faiz sömürü cennetidir”
Avukat Mamalı, borç faizleri konusunda yaptığı açıklamada ise hükümetin derhal bir Faiz Yasası yapıp yürürlüğe koyması gerektiğini belirtti.
Mamalı’nın konuya ilişkin açıklamaları şöyle: “Ülkemizde borç faizleri, herhangi bir yasal denetim altında olmadan fütursuz, sınırsız ve durdurulamayan kontrolsüz bir güçle insanlarımıza vurmaya devam etmektedir. Kapitalize faiz uygulamaları ( yani sürekli faize faiz uygulanması), yüksek faiz oranları ve tahsil edilecek faiz miktarında sınır olmaması nedeniyle özellikle iyi niyetli borçlular, altından kalkamayacakları büyük bir yıkıma uğramaktadır. Bu insafsız faiz sistemi nedeniyle insanlarımız tüm birikimlerini, evlerini, arabalarını, iş yerlerini ve geleceklerini bir anda kaybetme noktasına gelebilmektedir. Bugün birçok insanımız üzerine saldıran bu faiz canavarından kurtulabilmek ve hapse girmemek için ülkeyi terk etmektedir. Hükümet derhal bir Faiz Yasası yapıp bunu yürürlüğe koymalı ve bu şekilde sağlayacağı adaletli denge ile borçluların derin bir nefes almasına imkan tanımalıdır.”
“İşkence olayları halen kara bir leke”
Polisin, tutuklulara karşı tavırları hususunda da açıklamada bulunan Barış Mamalı, zanlıların ilk sorgu dahil başlangıç soruşturmasında ve ifade alma aşamasında hukukçunun hazır bulunmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
Mamalı, “Amaçları ne olursa olsun devlet adına yetki kullananların veya bu yetki ile donatılanların, kimseye işkence ve kötü muamele yapmamakla, insanların fiziki bütünlüklerine, manevi varlıklarına mutlak olarak saygı göstermekle yükümlü ve bireylere yönelik insanlık dışı veya onur kırıcı eylemlerini engelleyecek her türlü önlemi almakla görevli olduklarını, aksine davranışlarından dolayı hukuken sorumlu tutulacaklarını bilmeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

Hasipoğlu: Fazla kötümser olmaya gerek yok
Avukat Hasan Hasipoğlu, icra ve tebliğ sorununun yeni adli yılda da ortadan kaldırılamadığını belirtti.
Alacaklıların icra ve tebliğdeki sıkıntı nedeni ile alacaklarını zamanında tahsil edemediklerini söyleyen avukat Hasan Hasipoğlu şöyle konuştu: “İcra ve tebliğ sorunu yani gerek davaların tebliği gerekse tahsilatın yapılamaması sorunu yeni adli yılda da hukukçuların önünde. Gayrimenkul malların tapuda satışa sunulmasında sıkıntı yaşanıyor. Çünkü, tapu, satış ile ilgili işlemleri geciktiriyor. Hal böyle olunca da alacaklılar, alacaklarını zamanında alamıyor. Öte yandan dava sayısı çok ama yargıçlarımız gayet fedakar şekilde çalışıyor. Yargı, diğer kurumlara göre, ülkede en iyi çalışan kurumdur. Bunu da yıpratmamak gerekir. Sonuç olarak, kanaatimce şuan çok fazla kötümser olmaya gerek yok. Esas sorun yani icra ve tebliğlerle gayrimenkul malların satışların uzatılması sorunu çözülürse yargı çok daha verimli çalışacaktır. Baroda da zaten bu konu ile ilgili çeşitli görüşler var.”
“Mazbatalar”
KKTC’de binlerce kişinin kabusu haline dönüşen mazbatalar konusunda da değerlendirme yapan avukat Hasan Hasipoğlu, mazbatalar konusunun daha fazla uzatılmasına taraftar olmadığını belirtti.
Hasipoğlu, “Bankalar Birliği, mazbatalar konusunun bayram dolayısı ile 31 Ekim’e kadar askıya alınması yönünde karar aldı. Ancak ben şahsen mazbatalar konusunun uzatılmasından taraf değilim. Çünkü, bu ülkede borçlu kadar da alacaklı var. Bu alacak verecek dengesinin kurulup korunması gerektiği inancındayım. Mahkeme eğer, taksite bağlamışsa, bu taksitler ödenmelidir. Taksitlerini ödemeyene mahkeme tarafından hapislik verilmesi bana göre uygundur” dedi.

Sözmener: İnsanların içinde adalet duygusu kalmadı
Avukat Hasan Sözmener, insanların içerisinde adalet duygusunun tükendiğini belirterek, mahkemelerden önce politikacıların, yasama yürütme organlarının ve halkın adil düşünmesi ve adaletli davranması gerektiğini kaydetti.
Sözmener, “Eğer insanların içinde adalet duygusu yoksa bu kişilere ne kadar adalet sağlamaya çalışırsak çalışalım sağlayamayız. Maalesef, KKTC’de insanların içerisindeki adalet duygusu öldürülmüştür. Dolayısıyla, mahkemeler, herkese adalet dağıtmak zorunda bırakılmaktadır. Mahkemeler de bunu başaramayınca yapıları gereği, neticede gerek kararları ile gerekse kararları uygulamaları ile adaletsiz düzene ayak uydururlar” dedi.
Ne değişiklik yapılırsa yapılsın yargıdan bekleneni bulamayacağız” diyen avukat Sözmener, sözlerine şöyle devam etti: “Mesela, polis terfilerinde adaletsizlikler var. Peki mahkeme bunu giderecek mi? Kamu görevlileri düşük maaş alır, bunu mahkeme düzeltebilecek mi? Devletin malları satılır. Havaalanı satıldı yarın Elektrik Kurumu da satılacak. Mahkeme bunları düzeltecek mi, büyük şüphelerim var. Mahkemeler bu önlerine yığılmış davaları bertaraf etmek için adaletsiz durumu sağlayabilecekleri duruma gelmeleri konusunda büyük şüphelerim var. Demek ki mahkemelerden önce politikacıların yasama yürütme organlarının ve halkın öncelikle adil düşünmesi ve adaletli davranması gerekir.”

Solyalı: Yeni adli yıl beklentileri karşılayamadan açıldı
Avukat Ürün Solyalı, yeni adli yılın hem toplumsal beklentileri hem de yargı özelindeki beklentileri karşılayamadan açıldığını savundu.
Avukat Solyalı, Meclis’in tıkanıklığı ve seçim süreci nedeni ile son dönemlerde ciddi şekilde tartışmalara yol açan birçok yasanın tamamlanamadığını kaydetti.
Solyalı, özellikle, Yapılandırma, İcra-İflas, Faiz, İpotekli Mal Satışı gibi yasaların adli yıl açılışından önce tamamlanamayışının büyük bir eksiklik olarak yeniden yerini aldığını dile getirdi.
Avukat Ürün Solyalı, “Bu yasalar bu dönemde süratle meclisten geçmeli. Mahkemelerimizin ihtisaslaşması, özellikle Ağır Ceza Mahkemesi yargıçlarının ve tüm yargıçların ve savcıların bugünkü iş yüküne göre sayısının artırılması gerçekleşemedi” dedi.
Bunlara ek olarak mahkemelerin fiziki ve lojistik ihtiyaçlarının da hala eksik olarak durmakta olduğunu belirten avukat Solyalı, binaların çağdaşlaştırılması, tebliğ-icra kurumunun lojistik olarak (ambar, araç vb.) güçlendirilmesi, personelin artırılması gibi nedenlerin adaletin gecikmemesine sebebiyet vereceğini savundu.
“Yargı, Yasama ve Yürütme iş birliği önemli”
Ülkedeki avukat sayısının da ciddi bir risk olduğunu dile getiren Avukat Ürün Solyalı, şöyle konuştu: “Mesleğimize her geçen gün yeni meslektaşlarımız katılmakta. Ülkemizdeki avukat sayısı bin ile ifade edilmekte. Bu rakam da ciddi bir rakam ve risk olarak önümüzde durmaktadır. Tüm bunların aşılması adına Yargı, Yasama ve Yürütme üzerlerine düşen iş birliğini yapacağının sinyallerini almaktayız. Umarım en kısa sürede bu iş birliği gerçekleşir.”
































