EğitimKöşe Yazarları

Yaratıcı Okul nasıl yaratılabilir?






Yaratıcı Tür Fikirler Dünyayı Nasıl Yeniden Yaratıyor kitabında Eagleman ve Brandt bir bölümü ‘Yaratıcı Okul’a ayırır*. Geçen haftaki yazıda buna değinmiştik, ilgilenenler okuyabilirler.

Bizce Yaratıcı Tür kitabını tüm gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler eğitim sistemlerini yeniden yapılandırmada temel olacak kaynaklar arasına eklemelidirler. Çünkü gelişmiş ülkelerle aralarındaki fark ‘yaratıcı beyin’lerin yetiştirilmesinde geri kalmalarıdır.



İhtiyar ve 200 yaşında olan geleneksel eğitim 200 değil 300 yıl önceki kültüre göre düzenlenmişti. Bilgilerin aktarılmasına odaklanır. Öğretmen ne derse doğrudur, öğrenciler de onun söylediklerini hiç sorgulamadan ezberler. Eaglaman & Brandt’ın da vurguladığı gibi tıpkı fabrikalardaki vardiya değişimi için çalan zil çaldığında, öğrenciler teneffüse çıkıp sonrasında yine bilgileri süzmek için sınıflara doluşur. İhtiyarlayan bu eğitim artık terk edilmeli.

Eaglaman & Brandt ‘beyin’ araştırmaları temelinde, öğrencileri yaratıcı becerilerle donatacak ‘Yaratıcı Okul’u tarif ediyorlar. Gerçekten de mükemmel tarif etmişler. Beyin araştırmalarına uygun, hem öğrencilerin beyinlerini hem de yaratıcılık becerilerini geliştirecek okulu tanımladılar. Buraların eğitimini yönetenlerin hemen okumaları gerekmektedir.

‘Yaratıcı Okul’dan sonra buralarda atılması gereken adımlar olduğu kanısındayız. Birincisi acilen hizmet içi eğitimlerle öğretmenlerin beyin konusunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir. İkincisi öğrenme organı alan beyin, öğretmen eğitimi programlarında zorunlu dersler arasına alınmalı.

Yaratıcılık eğitimi için yazarlar özetle neler önermektedirler; yapılandırılmamış oyunu öneriyorlar –ki bu köşede değinilen bir konudur. Yaratıcılık eğitimi, yapılandırılmamış oyun ile kalıpların taklidi arasındaki incelikli sınırda geçekleştirilebilir iddiasındalar. Yazarlar bu sınırın, öğrencilerin temel alabilecekleri öncülleri sunmakla birlikte, seçimlerini sınırlandırmaz ve geçmişteki öncüllerin en iyilerini öğrenirler ve bunlara yeni biçimler verme becerisi kazandırılır.

Örneğin bir beşinci sınıf öğretmeni, öğrencilerden en sevdikleri ressamın ‘bir sonraki’ resmini yapmalarını ister; resim hiç yapılmamış ama pekala ortaya çıkmış bir resim. Öğrenciler bir ressamı ele alıp kariyerini inceledi ve daha uzun yaşamış olsaydı neler yapabileceğini düşlediler. Bir öğrenci bir küçükler ligi beyzbol oyuncusunu kübist stilde resmetti ve Picasso’nun, yaşasaydı popüler kültürle daha yakından ilgileneceğini iddia etti.

Bu örnekte yaratıcılığın iki özelliği örneklendirildi. Birincisi öncüller ikincisi gelecekte neler olabileceğini düşlemek ve yaratmak.

‘Yaratıcı Okul’ geçmişin kalıplarını kırmakla iki şey öretileceğini iddia edilir: yeni fikirler için geçmişi nasıl kurcalamak gerektiğini ve daha önce var olandan korkmamayı. Bu yaklaşımın bir yandan kültürel mirasımıza vakıf olmaya çalışırken bir yandan da ona tamamlanmamış muamelesi yapmayı savunur.

Yeni olanaklar içinse yazarlar geçmişi araştırmanın birçok yolu olduğunu bir tanesinin öğrencilerin bilinen bir hikayeyi bir başka karakterin perspektifinden anlatmak olduğunu belirtir.

Akla dayalı sezgileri bilemek ya da geliştirmek için kullanılacak bir başka tekniğin ise alternatif tarihleri kurgulamaktır. Bu teknikte öğrenciler, derslerde geçmiş ile alakalı öğrendiklerinden yola çıkarak yaratıcı çıkarsamalarda bulunurlar. Örneğin 2. Dünya Savaşı’nın Mihver Devletler tarafından kazanılsaydı ne olurdu gelişmeleri tartışan Philip K. Dick’in Yüksek Şatodaki Adam romanı gibi.

Öğrencilerin tarih kavrayışlarını sergilemede başvuracakları en yaratıcı yollardan biri de, olayların farklı biçimde akması durumunda olacakları açıklamaktır. Örneğin Ya Washington bacağını kırıp Delware Nehri’ni geçmekten vazgeçseydi?

Biz de şu örneği verelim ‘Ya Mustafa Kemal Samsun’a çıkmasaydı? Karşı-olgusal kurgulamaların üstesinden gelebilmek için, öğrencilerin öncelikle olguları bilmeleri ve üstüne büyük resmi de görebilmeleri gerekir. Yazarlar alternatifli tarihi projeleri, kitaptan öğrenmeyi tamamlayıcı çalışmalar olarak betimlerler.

Çıkarsamayla ilgili resim, diğer sanat dalları, edebiyat ve tarih dışında bilim ve teknoloji için de geçerlidir. Örneğin bazı mühendislik derslerinde öğrenciler el fenerinin parçalarının bir araya getirmek yanında aynı devre ilkelerini uygulayarak vantilatör, ses üretici gibi bir araç üretme istenmektedir*.

Bilim eğitiminde yaratıcılığı artırmak için bilimkurgusal prototipler üretimi tekniği önerilir yani henüz var olmayan ürünler tasarlamak.

Öğrencilerden yaratıcı bir üretim istendiğinde, tek bir çözüm bize sıklıkla yanıt yeterli gelir. Ancak bu yanıt (ne kadar iyi olursa olsun) yaratıcı zihin için bir ısınma sürecidir. Ancak bu amaçla öğrencilerden yaratıcı bir soruya yalnızca bir değil birçok yanıt üretmelerini istemektir.

‘Yaratıcı Okul’ yaratıcılık ve beynin geliştirilmesi için pek çok teknik önerir ama bizim yerimiz kalmadı, başka yazılarda değinmek yararlı olacaktır. Toplumumuzun içinde bulunduğu körelmişlikten kurtulmanın yolu yaratıcı beyinler yetiştirmeye başlamaktır yoksa daha da kötüye gidileceğini söylemek yanlış bir tahmin olmaz.

*Eagleman & Brandt (2019). Yaratıcı Tür Fikirler Dünyayı Nasıl Yeniden Yaratıyor (Çev. Zeynep Arık Tozar). İstanbul: Domingo.

 







Başa dön tuşu