Köşe Yazarları

Yanıldım… Uçurum daha da büyüdü



Hem Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’na göre…

Hem Dışişleri Bakanı Özdil Nami’ye göre, gelinen aşama aynı:
• Türk tarafı güçlü bir şekilde masada…
• Önkoşulsuz Türk tarafı masada olmaya hazır.
• Masadan kaçan Türk tarafı değil…
• Rumlar aynı zamanda hidrokarbona değil, kapsamlı çözüme ulaşsın.
• Kapsamlı çözümü isteyen Türk tarafı…

Çavuşoğlu da hep aynı şeyleri söyledi:
• Kıbrıs Türk halkına destek için geldik.
• Masadan Anastasiadis kaçtı.
• Devam eden müzakerelerin bitmesine Anastasiadis neden oldu.
• İyi niyetli Türk tarafı girişimleri devam etti.
• Rum kesimi Türk tarafının iyi niyetli tavrına yönelik bir sınav vermekte.
• Kıbrıs Türk halkının mağdur edilmesine izin vermeyeceğiz.
• Biz ortak çalışmaya varız, Rumlar yok.

Aslında dünün özeti bu.
Oysa ben yanıldım, biliyor musunuz?
Bunu öngöremedim.
Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu’nun “birbirinden uzaklaşan taraflara mesaj vermek için” geldiğini düşündüm.
Bir iyi niyet gösterisi olacağını sandım.
BRTK’da da katıldığım programda, “Bu tür ziyaretler sonuç almak için yapılır. Açılım bekliyorum” dedim.
Safça…

Bilek güreşine devam
Oysa, Çavuşoğlu adaya, Türk tarafının mevcut durumunu teyit etmek için geldi.
Bildik mesajlar verildi.
Hatta pozisyona güç katıldı.
Rum tarafı ile aradaki uçurum bana göre, dün yapılan ziyarette daha da büyüdü.
Türk tarafı, mevcut pozisyonunu koruyarak, Rum tarafının masaya geleceğini mi düşünüyor?
Hadi biz o kadar safız da, diplomasi de bu kadar saf mı?
“Diz çökmem” diyor Rum tarafı.
Katı bir tutum sergiliyor.
E Türk tarafı da, “Pozisyonum bu, masaya gelirsen bu pozisyonda gel” diyor.
Yani bilek güreşine devam.
Şimdi, adada çözüm istemeyenlerin eli daha da güçlü.
Çavuşoğlu’nun bu ziyaretinin sonucu bana göre adada çözüm istemeyenlerin elini güçlendirmiştir.

 

“Bir adım önde” işi rafa kalktı
Rum tarafının hatalı olduğu, anlaşmaz tarafın Rum tarafı olduğu, dün defa defa vurgulandı.
Çözüm karşıtı Eroğlu da bu cümleler etrafında dolandı.
Çözüm istediğini söyleyen hükümet yetkilileri de…
Türk tarafının her zaman övündüğü, üzerinde durduğu “bir adım önde” politikası, dünkü tabloda rafa kalktı.
Yerine, “dişe diş” siyaseti geldi.
1964’ten Annan Planı sürecine kadar devam eden “kısasa kısas, dişe diş” politikası hiçbir fayda sağlamadı.
2004’ten bugüne ise daha aktif olan hep Türk tarafıydı.
Eroğlu’na kadar.
Eroğlu döneminde de hep “zorlama” ile bir takım açılımlar olur gibi gösterildi ama sonuç alınmadı.
Zaten masaya yanaşmayan ve bu nedenle tepki toplayan Anastasiadis’in eli, dünkü açıklamalarla daha da güçlendi.

 

Safça bekledim

“Ne olur?” diye sormuştu Osman Kurt…
Ben de, “Bu tür ziyaretler sonuç alma ziyaretidir. Eide’nin de adada olduğu bir dönemde gelen Çavuşoğlu, çözüme vurgu yapar, Barbaros Hayreddin Paşa ile ilgili yeni bir öneride bulunur. Muhtemelen, Barbaros Hayreddin, o bölgeye bir süre daha gitmez” cevabını verdim.
Yanılmışım.
Çavuşoğlu’nun gelme amacı, Türk tarafının bugünkü pozisyonuna destek vermek.
Gelinen aşamayı teyit etmek…
Önce Cumhurbaşkanlığı’ndaki açıklamayı dinlerken şoklarımı yaşadım…
Sonra da Dışişleri Bakanlığı’ndaki…
En ufak bir sapma yok Türk tarafının tavrından.
Hoş, Rum tarafının, “Diz çökmeyiz” açıklamasından sonra, Türk tarafının “geri adım” atması, “diz çöken tarafın Türk tarafı olduğu” gerçeğini doğuracaktı.
Rum tarafı bu tutumuyla, beni şaşırtmadı.
Ama Çavuşoğlu şaşırttı.
Eroğlu da şaşırtmadı…
Bu ziyaret, iyi niyetli bir yeni öneri doğurmadı.
Aksine, ayrılığı kalıcılaştırdı.
10 yıllık “bir adım önde” politikası, şimdi “kısasa kısas” politikasına döndü.
Algım budur…
Açıklamalar da bunu işaret etmektedir…

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı