Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

Victoria Sokak ve bir konak

Bir zamanlar Lefkoşa’nın en işlek, en canlı ve en zengin sokağı bugünkü Salahi Şevket Sokak olan Victoria Sokaktı.

Canlılığını Baf Kapısından almaktaydı.

Osmanlı döneminde de Baf Kapısı canlı bir bölge olup, çarşılara giden ince uzun bir güzergahın Batı bölgesini oluşturturdu.

Bir zamanlar Kanlı Dere yatağı burada bulunur Mağusa Kapısına kadar gelirdi.

Bu yüzden su taşkınları sırasında Baf Kapısının zorlandığı ve dere sularının buradan taşarak içeriye girip felaketlere yol açtığı söylenir.

Victoria Sokağı ise Baf Kapısına uzanan ince uzun bir yol üzerinde kendini gösterir  ve sağlı sollu  evlerinin mimari özellikleri ile Lefkoşa’nın en güzel sokaklarının başında gelirdi.

Ermeni nüfusun bir dönem burada azımsanmayacak sayıda olması nedeni ile, bölgeye Rum, Türk ve Ermenilerle birlikte çok kültürlülük hakimdi.

foto-4

Osmanlı döneminde Victoria Sokağın adı Baf Sokağıydı.

İngilizler adaya geldiklerinde bayraklarını Osmanlıların bu bölgede kışla olarak kullandıkları yerde çekmişler ve daha ilk senesinden Baf Sokağının adını Victoria Sokak olarak değiştirmişlerdi.

Victoria Sokağı ve ona bağlı Köroğlu ve Küfizade Sokak gibi bölgelerde ünlü ve varlıklı Türklerin kaldığı, bu sokaklara toplum içinde saygın yeri olan bu insanların isimlerinin verildiği bilinir.

Üstü mescit altı yol:

Baf Kapısı bölgesi adaya gelen gezginlerin kaleminden de anlatılmıştır.

Bunlardan biri 1872’de adaya gelen Louis Salvator’dur.

Yazar, Baf Kapısında günümüzde polis binalarının bulunduğu yerleri detayları ile belirtir.

 Kışlanın burada olduğunu, avlunun ortasında da Osmanlı albayının ikametgahının bulunduğu söyler ve bu ikametgahın özelliklerini hayranlıkla anlatır.

Daha sonra bu kışla İngilizler tarafından yıkılır ve yerine bugünkü polis binaları yapılır.

Haşmet Muzaffer Gürkan konu ile ilgili bir yazsında bu hisarlarda bir mescit bulunduğundan kaydeder ve Lefkoşa üzerine bir bilmeceden bahsedildiğini belirterek şöyle der:

Lefkoşa üzerine eski bir bilmecede, Lefkoşa’nın karakteristik üç yapısı sorulurdu. Bunlara “Lefkoşa’nın üç nişanı” derlerdi. Bu sorulardan  birinde “üstü mescit altı yol neresidir?” denmekteydi ki bununla Baf Kapısındaki askeri mescit murat ediliyordu. Bundan, mescidin doğrudan Baf Kapısının üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.

foto-3

Osmanlı Döneminde dört kez Sadrazamlık yapmış olan Kıbrıslı Kamil Paşa’nın yolu da Victoria Sokaktan geçmiştir.

Dördüncü Sadrazamlık döneminde Enver Paşa tarafından silahla tehdit edilen Kamil Paşa, görevini bırakmak ve anavatanı Kıbrıs’a gelmek durumunda kalmıştır.

Paşa Kıbrıs’a geldiğinde yaşı ilerlemiş, hastalık da yakasına yapışmıştı.

Kamil Paşa, 14 Kasım 1913 tarihinde Victoria Sokaktaki bir konakta hayata gözlerini yummuştu.

Bilindiği gibi Paşa’nın mezarı Arabahmet Camii’nin avlusunda bulunuyor ve Arabahmet bölgesinde adını taşıyan bir sokak bulunuyor.

Kıbrıs’ta olayların patlak vermesi ile Ermeni nüfusun bu bölgeyi terk etmesi Arabahmet bölgesinin tamamen Türk nüfusun eline geçmesine neden olmuştu.

Victoria Sokak ve bu sokakta bulunan çok kültürlü mimari özellikleri yansıtan binalar günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Bugün Baf Kapısının kapalı olması bölgenin eski dönemlerdeki canlılığını yitirmesine neden olsa da, son zamanlarda Ermeni manastırının restore edilmesi, bazı eğitim kurumlarının bölgeye el atması ile yeniden canlanmaya aday görülüyor.

Bu çerçevede, Kamil Paşa’nın son nefesini verdiği konak Kıbrıs Amerikan Üniversitesi tarafından Osmanlı Kütüphanesi haline getirilmiştir.

Kütüphane ve Rektörlük binası olarak kullanılan bu konağın tarihçesi adı geçen üniversitenin kütüphane ile ilgili tanıtım broşüründe yer alıyor.

Tarihçede şu bilgilere yer veriliyor:

foto-1

“Kamil Paşa Sokaktaki 3 numaralı bu sokak Baflı Müftü Hacı Ali Rıfkı Efendi ve eşi Ayşe Hanımefendiye aitti. Ev o zamandan beri hep Rıfkı ailesinin oldu.

İngiliz döneminde Müftü hacı Ali Rıfkı Efendi hem din adamı olarak görev yaptı, hem de Kıbrıs Türk kimliğinin ve direniş hareketinin şekillenmesinde öncü rolü oynayanlardan biri oldu.

Müftü Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türklerini rahatsız eden hareketlerine karşılık İngiliz delegesi nezdinde Kıbrıs Türklerini savundu.

Konak 1910’da Hacı Ali Rıfkızade’den oğlu Müftüzade Hacı Hafız Şefik Efendi ve eşi Hacı Ayşe Hanıma geçti.

O da babası gibi bir din alimi idi ve Kuranı Kerimi yedi yaşında ezberleyerek hafız olmuştu.

Kıbrıs Türklerinin güvenilir biri saydığı Şefik Efendi konağında Osmanlı Devletinin ileri gelenlerini de ağırlamıştır.

Bunlardan biri son Osmanlı Sadrazamlarından Kıbrıslı Kamil Paşadır ve 1912’den sonra vatanı Kıbrıs’a dönmüş ve 2-3 ay kadar Hacı Ali Hafız Şefik ailesinin misafiri olarak bu konakta kalmıştır.

Hacı Şefik Efendi bu konakta öğrencilere ücretsiz dersler de verir.

20 Eylül 1911’de hayatını kaybettikten sonra ev tek çocuğu olan Akile Hanıma kalır.

Akile Hanımın evlendiği eşi Hakim Hıfzı Beyden Ayşe Süreyya Hıfzı, Mehmet Şefik Hıfzı ve Mehmet Sami Hıfzı adında üç çocukları olur.

Ayşe Süreyya ve Mehmet Hıfsı Şefik hiç evlenmezler v e ölene kadar burada yaşarlar.

Mehmet Şefik 1997’de, Ayşe Süreyya ise 2007’de vefat ederler.

Konak Mehmet Sami Hıfzı’nın kızı Akile Hıfzı Kader’e geçer.

Şimdilerde ise KAÜ Rektörlük binası ve Osmanlı Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.”

Bilindiği gibi İngiliz İdaresinde Lefkşoa sokak ve caddelerine konan isimler daha sonraları değiştirilmiştir.

Ama LondraSokak ile Victoria Sokak isimleri uzun zaman kullanılmıştı.

Victoria Sokak adı 1965’lere kadar kullanılmışken, Londra Sokak da 1974 yılına kadar yerinde durup daha sonra değiştirilmişti.

foto-2

Öte yandan Victoria Sokağı antik fotoğraflarda yerini alan en ünlü sokaklardan biri olmuştur.

Fotoğraflarının kartpostallara dönüştüğü ve özellikle 1900’lü yılların başından itibaren Kıbrıs’ın çeşitli bölgelerini gezip fotoğraflayan J.P Foscolo’nun deklanşöründen Victoria Sokağının 1900’lü yıllardaki durumunu görmek mümkündür.

O günlerin Victoria Sokağı ile bugünlerin Salahi Şevket Sokağında mimari özellikler açısından pek bir değişiklik yoktur.

Sokakta bulunan yapılar aynı ince yol üzerinde çok kültürlü durumunu korumaktadır.

Özellikle Baf Kapısının açılması ile birlikte bölgenin yeniden eski dönemlerindeki gibi canlanacağına kuşku yoktur.