Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vefa her zaman… Ve Nejat Konuk

Siyasette…

Vefa her zaman önemlidir.
Belli ki, bu cumhurbaşkanlığı seçimi de, “bana vefanızı ödeyin” üzerinden gelişecek.
Alttaki düşüncelerimi, 24 Ekim 2012 tarihinde kaleme almıştım.
Bir UBP kurultayında, Eroğlu yine “vefa” demişti.

Tam da, merhum başbakanlardan Nejat Konuk’un, hayatta olup, Lapta Yavuzlar Lisesi’ne “100 bin TL” bağışladığı günlerdi.
UBP Kurultayı’nın en ateşli günleri…
Ben halen aynı görüşteyim.
Makamlarını korumak için şimdilerde, halen daha “vefa”ya sarılıyor Sayın Eroğlu…
Hükümet ise, halen daha “vefa” duygusunu hatırlamış değil.
Bu ülkede halen daha, “Nejat Konuk Lisesi” yok…
“Mustafa Çağatay İlkokulu” yok…
“Rauf Raif Denktaş Ortaokulu” yok…
“Osman Örek Anaokulu” yok…
UBP kurultayında resmini görmeyen Eroğlu “vefa” istemişti ya…
İşte o tarihte…
24 Ekim 2015’te…
Bakın ne yazmıştım…: 
UBP Kurultayı’na damgasını vuran, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun konuşması oldu.
Polemik yaptı kürsüde…
Partinin 24 yıl başkanı olduğunu üstüne basa basa vurguladı.
Ve “Resmim nerede?” diye sordu…
Bunu bilerek yaptı.
Çünkü oradaki delegelerin Kaşif’e oy vermeleri için duygusal davrandı.
“Ben bu partinin geçmişinde de vardım, bugün de varım” dedi…
Gerilimi tırmandırdı…

Dozajı artırdı…
Gerçekten resminin asılmamasına içerledi mi, yoksa bunu bilerek mi yaptı?
Bence, propagandanın bir parçası olarak attı bu adımı…
Neden mi?
Hiçbir UBP Kurultayı’nda Nejat Konuk’un resmini gördünüz mü?
Osman Örek’in?

Ya da talihsiz ölümünün ardından Eroğlu’na UBP Genel Başkanlığı’nın yolunu açan Mustafa Çağatay’ın…
Ben hiç görmedim…
Çünkü Sayın Eroğlu, bunun için hiç talimat vermedi…
Ama kendi resminin asılmasını istedi.
O gün kurultay salonunda da söyledim, şimdi de söylüyorum…
Elbette “doğal lider” ilan edilen bir kişinin makamına bakılmaksızın salona resmi asılmalıydı.
Asılmayarak hata yapıldı.
Eroğlu da bunu “propagandanın bir parçası” olarak çok iyi kullandı.
Ama “vefa” isteyen Sayın Eroğlu, kendisi “partinin dününde olanlara” ne kadar vefa gösterdi?
Bunu da kendisine sormak isterim…

***

Vefa ve Nejat Konuk… Hayalim Nejat Konuk Lisesi
KKTC siyasi tarihinin önemli isimlerinden bir tanesidir.
Bir dönemin en önemli tanıklarından biridir.
Günahı ile sevabı ile siyasi tarihin önemli bir parçasıdır.
Siyaseten eleştirilse de, dürüstlüğü ve beyefendiliği ile bugünün siyasetçisine örnek bir isimdir.
Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilk Meclis Başkanı…
KKTC’nin ilk Başbakanı Nejat Konuk…
Bu toplumun vefa anlamında sınıfta kaldığı isimlerden bir tanesidir.
Bu ülkede bir tane “Nejat Konuk Lisesi” var mı?
Bülent Ecevit Lisesi var ama…
Recep Tayyip Erdoğan Lisesi bile var…
Hani öğretmen bile göndermekten aciz olduğumuz ama ismini vererek “şirin görünmeye” çalıştığımız okul…
Dipkarpaz’da…
1928 doğumlu Nejat Konuk bugün hayattadır, şükür…
Siyasi tarihin önemli isimleri bir bir aramızdan ayrılırken…
Özenle korunması gereken bir değerdir.
Ama “vefasızlık” o kadar iliğimize işledi ki…

“Taksi”lere mahkumdur Nejat Konuk.
Bugün örneğin, 15 Kasım törenlerine davet edilse…
KKTC’nin kuruluş günü…
Rahatlıkla gelebileceği bir ortam yoktur.
Bu ülkenin ilk başbakanıdır ama…
Makam kavgaları arasında…
Rant kavgaları arasında…

Konuk için ayırdığımız bir “devlet aracı ve şoför” yoktur.
Vefa dediğimiz şey…
Ya da kendileri için “vefa gösterilmeyi” hak görenler…
Bu ülkenin “geçmişinde de bugününde de olanları” yok saymaktadır.
Ve ne kadar enteresandır…
Etraflarındaki bir kişi de çıkıp, “Vefasızlık yapıyoruz” demiyor.

15 Kasım bir fırsattır
15 Kasım bir fırsattır…
1928 doğumlu Nejat Konuk…
Bugün 84 yaşında…
Umarım ve beklerim ki, yıllardır ertelediğimiz…
Yok saydığımız…
Görmezden geldiğimiz “vefa” bu 15 Kasım’da…
Hayat bulur…
Bir semt adı olmaktan çıkar…
Nejat Konuk ismi…
Demokrasi…
Yavuzlar…
20 Temmuz…
Ecevit…

Erdoğan…
Cumhuriyet…
Namık Kemal…
Gibi isimler kadar…
Hak eder bir okul üzerinde yaşamayı…

***
Neden bu yazı?

Neden mi bu noktaya geldim.
Belki şimdi biri diyordur, “Nereden çıkardı Ekmekçi, Nejat Konuk’un isminin bir okulda yaşatılmasını?..”
Lapta Yavuzlar Lisesi’ndeydim dün…
Okulda yedi tane öğretmen eksik.
Çocuklar sınıf yerine bahçede…
Bayramdan hemen sonra ilk sınavlar yapılacak.
Bebeler, henüz “Türkçe öğretmeni” bile görememiş birçok sınıfta…
Okulu gezerken…

Bir köşede yapılan tenis kortlarını gördüm…
Nejat Konuk…
Kişisel hesabından 100 bin TL yardım yapmış okula.
Lapta’ya…
Kimse onu düşünmemiş ama…
Nejat baba, kendi parasını bir okula çağdaş bir tenis kortu inşa edilmesi için bağışlamış.
O tabloya baktım ve bunu düşündüm…
Hak etmiyor mu sizce Nejat Konuk bu jesti?
Yoksa, “tarihten de mi silelim…”

NOT: Şimdi de… Aynı görüşteyim. Anlamsız birçok tarih ve isim olan okullarımızda, geçmişe olan vefa duygumuzu ödeyebiliriz. Vefayı yalnızca “koltukta kalma” durumu gündeme gelince hatırlayanlara inat… Başbakan Özkan Yorgancıoğlu… Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Eğitim Bakanı Dr. Özdemir Berova’nın  bu konuda adım atmasını bekliyorum… Bu saydığım isimlerin farkı… Makamlarda yer aldılar ama ailelerinden başlayarak, etraflarını trilyoner etmediler. Hizmet ettiler ama karşılığını almadılar…