Farkındayım…
İçinde bulunduğumuz dini aya uygun bir başlık oldu.
Sadece inananların değil, herkesin bir Kabe’si vardır.
Partilerin de öyle.
Yıllarca koruduğu ve kolladığı, itinayla geliştirdiği ve adeta tapınma düzeyinde değer verdiği yerler vardır.
O yerin ismi söylendi mi akla o parti gelir.
Fazla uzatmaya gerek yok aslında.
CTP’den bahsettiğimi anlamışsınızdır.
CTP, teknik olarak hedefini tutturdu.
En az 14 belediyede kazanacağını söylüyordu.
Kazandı da.
Ama CTP yönetiminin Kabe’si yıkıldı.
Hem de çok fena bir şekilde.
Tapınma düzeyine yükseltilen Oktay Kayalp kaybetti.
En zor zamanda bile sandıktan çıkmasını bilen Sümer Aygın da öyle.
Lefkoşa için “büyük bir şans” olarak lanse edilen Kadri Fellahoğlu.
CTP, birkaç bin oylarla başkan seçilen kırsalda göreceli bir başarı kazandı.
On binlerce oyun döndüğü merkezlerde ise korkunç bir hüsran.
Üstelik bunun üzerine bir de Anayasa Değişikliği hüsranı eklendi.
CTP Anayasa Değişikliği’nde yalnız bırakıldı.
Kendisiyle birlikte “evet” diyenler “hayır”a yöneldi.
Fakat CTP kendi oylarını da toparlayamadı.
“Masraf olmasın referandumu yerel seçimlerle birlikte yapalım” şeklindeki pratikçi politika CTP’yi vurdu.
Çünkü belediye başkan adayları bile kendi dertlerinden Anayasa Değişikliği’yle ilgilenmediler.
“Hem ‘bana’ hem ‘evet’e mühür vurun” diyemediler.
Tüm bunların bileşkesinde sonuç CTP’yi zor durumda bırakacak şekilde hayır çıktı.
***
Ve CTP’ye bedeli ağır küçük bir ders.
Şu meşhur rapor vardı ya.
Hani yayımladığı için Havadis’e çemkirenler çok olmuştu.
O raporda satır satır her şey yazıyordu.
Sanki de bugünler tarif ediliyordu.
CTP’nin ne yapması gerektiği açık açık söyleniyordu.
CTP yönetimi o raporun gereklerini yerine getirmedi.
Hasıraltı etti.
Şimdi de bedelini ödüyor.
Hem de ağır bir bedel…
































