VE HİÇBİRİ KALMADI!

8 Temmuz 2018 Pazar | 11:03
Ahmet Okan

Oysa bir zamanlar güzel bir toplumdu.

Sokakları el ele, kapıları kardeş, duvarlı dost.

Şimdi bütün kapılar yalnız kaldı,

Yıkılan duvarlar dizlerinin üzerine çökmüş; ayakta kalanların boynu bükük…

Ve o yıllar çoktan geride kaldı.

Şimdi olup bitenler ne?

Bolluk içinde çaresizlik mi?

“Tükenmişlik Sedromu” kavramı, “Muhteşem Yüzyı”l dizisinde Hürrem Sultanı canlandıran Meryem Uzerli tarafından işitildi.

Sonra sıkça bu kavrama başvurulmaya başlandı…

Bir kişinin içine düştüğü tükenmişlik hali, toplumsal düzeyde de olabilir mi?

Derler ya,

Bizim toplumumuz marazidir diye?

Nedir bu?

Karamsarlık mı demek isteniyor?

Özgüven duygusunun az olduğu bir karmaşa durumu mu?

Bir zamanlar dayanışma duygusunun çok yüksek olduğu kapalı dönemlerden sonra, sözümona açılma, yayılma, kalkınma, refah, dönemlerinde bir karışıklık, bir bunalım hali mi?

Sonradan görme hallerin bir sonucu mu?

Geleceği göremiyoruz da bir körlük vaziyetinde miyiz?

Herkesin birbirini arayıp da bulamadığı yalnızlık hali mi?

Gerçekten yok olma sürecinde miyiz?

Bunu herkes görüyor da, engel ne?

Çare yok mu?

Bütün çareler tükendi mi?

Çareler varsa cesaresizlik ruhu mu hakim?

En kötüsü,

Bilip, kavrayıp da yapamamak mı?

Tek tek kaybolmanın hep birlikte algılanan sessiz acısı mı?

Bunlar doğruysa durum vahim…

Agatha Christie’nin “On Küçük Zenci” adlı romanında bir şiir var.

Romanın adı sonradan “On Küçük Kızılderili” olarak değiştirilmiş.

Şiir şöyle:

On küçük zenci yemeğe gitti,

Birisi kendisini boğdu ve kaldı dokuz.

Dokuz küçük zenci çok geç kalktı,

Biri uyuyakaldı, kaldı sekiz.

Sekiz küçük zenci Devon’da geziye çıktı,

Biri kayboldu, kaldı yedi.

Yedi küçük zenci odun kırdı,

Biri kendisini kesti, kaldı altı.

Altı küçük zenci kovanla oynadı,

Bir balarısı, içlerinden birini soktu, kaldı beş.

Beş küçük zenci mahkemeye gitti,

Biri idam cezası aldı, kaldı dört.

Dört küçük zenci denize gitti,

Birini balık yuttu, kaldı üç.

Üç küçük zenci hayvanat bahçesine gitti,

Birine ayı sarıldı, kaldı iki.

İki küçük zenci güneş altında oturdu,

Biri güneşte kızardı, kaldı bir.

Bir küçük Kızılderili tek başına kaldı.

Gidip kendisini astı ve hiçbiri kalmadı.

(2014)