EkonomiKöşe YazarlarıSürmanşet

VE ÇÖKTÜK







Ekonomi finans işletme ve hukuk alanında çökmek, batmak daha çok iflas anlamında kullanılıyor. İflas alacaklılara olan borçları ödeyememe sonucunda bir yargı sürecidir. Konu devlet olunca iki türlü batma söz konusu olabilir.




1-) Savaş sonucu toprak ve yönetim kaybı.



2-) Moratoryum ilanı. Nedir bu? Devletin mali anlamda güç durumda bulunduğu dönemlerde borçlarını ötelemesi yani anlaşmalara bağlaması

Günümüzde halk dilimizde devletin batması ifadesiyle kastedilen şey savaş sonucu oluşan durumlar değil. Borçların ödenemez duruma veya borç bulunamaz duruma gelmesiyle ortaya çıkan durumdur.

Bu durumda Başbakanın 12, Cumhurbaşkanı’nın 20 tane koruması olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomik olarak çöktü mü? Zor durumda mı?

KKTC’nin 2021 yılında iç borç miktarı 2021 yılı bütçe rakamı olan 10,2 milyar Türk lirasına yaklaşmıştı. Bu sadece iç borçlanma vasıtasıyla yapılan borçlardı. Dış borçlar bunun içerisinde yok. Bu   karşılaştırma durumun ciddiyetini ortaya yeteri kadar koyuyor.

Son yıllarda Maliye Bakanlığı KKTC Merkez Bankası aracılığı ile Devlet iç borçlanma senedi vasıtasıyla (DIBS) ihaleye çıkmakta ve teklif kabul edip borçlanmaya gitmektedir. Bu DİBS kısa vadeli olup 2021 yılında yapılan borçlanmalar genellikle piyasa mevduat faiz oranlarının üzerinde oluşmuştur.

Kıbrıslı Türkler iç borçlanmayla 1 Nisan 1972 yılında tanışmıştı. O dönem Kıbrıs Türk yönetimi tarafından Kalkınma Bonosu basılmış ve tıpkı bugün ki gibi o dönemde de beklenen veya arzulanan talep gelmemişti.

Bugün de KKTC Devleti maaş ödemek için DİBS ile iç piyasaya ihraçta bulunmakta fakat bankalardan beklenen talebi görmemektedir. Ekonomik felsefe de borcun borç ile kapatılmasında maaş ödemelerinde bankalara kredi müracaatında bulunulması halinde kredi talebi geri döner. Bankalar böyle bir müşteriyi yani KKTC devleti gibi bir müşteriyi ön izlemeye alır ve kredi hesabının  kategorisini değiştirir ve bilahare de ilgili krediyi ödemedi diye provizyon ayırır. İşte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti böyle bir duruma düşürülmüştür.

Gelişmiş ülkelerde bankalar ve halk devletin borçlanma ihalesine çıkmasını dört gözle bekler ve talep çıkılan ihaleden çok fazla gelir. Bizim ülkemizde bu durum tam tersi çalışmaktadır. Talep çıkılan ihalenin çok altında oluşmaktadır. Tıpkı 25 Şubat 2022 ‘de çıkılan 200 milyon TL  ihale sonucu gelen teklifin 74 milyon TL olması gibi. Bundan önce de 150 milyon TL ihaleye çıkılmıştır 35 milyon TL teklif gelmiştir. Bu şunu göstermektedir. Finans kuruluşlarımız KKTC hükümetine karşı güven duymamakta ve risk almak istememekte. Bu durum bize 2. Abdülhamit devrini hatırlatıyor. Üzgünüm.

Hane halkı borçluluk durumu KKTC Maliyesin de farklı değildir. Hane halkı en fazla borçlanan kesim olurken, takipte ki olacaklar içinde hane halkı ve özel kesim kredileri en üst sıra da yer almakta. Gerek özel kesim gerekse hane halkı borç alma kabiliyetini kaybetmiştir. Ücretlerin artmış olmasına rağmen gelen hayat pahalılığı aynı oranda değil daha yüksek oranda arttığından maaşlar yetersiz kalmış ve Bankalar yapılan kredi başvurularını büyük oranda reddetmektedir. Son gelen fiyat artışlarından ötürü her kesimin krediye ihtiyaç duyduğu bir ortamda kredi geri ödenebilirliği %25’lere kadar gerilemiştir.

Bu durumda önemli bir soru sormak lazım KKTC Devleti ekonomik olarak çöktü mü, ön izlemeye mi alındı?









Başa dön tuşu