Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ve Aşksız Ve Sevdasız

Eylül’ü  pas geçti bütün yazarlar.

Ve Ağustos’tan kalma sıcaklar şairlerin kimyasını bozduğu için Eylül’ün adını anmadılar.

“Eylül ile ilgili şiir yazmayan şair olamaz” sayıklamaları unutuldu bu diyarda.

Koskoca bir Eylül geçip gidiyor ve kendimizi unuttuk.

                                                                                              ***

Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü……
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül’dü…..
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.

Cemal Süreya

                                                                                              ***

Eylülsüz, göçmen kuşsuz ve şiirsiz günlerin kahrından geçiyoruz.

Ve aşksız ve sevdasız.

Toprak kehribar değil yanık is kokuyor hala.

Çatılarda biriken nemden damlayan su taneleri hayat vermiyor etrafa.

Sabahın buğusu yok.

Sabah,  sarı aleve uyanıyor hala.

Gecede ürpermiyor bedenler ve kalpler.

Beton damlardan odalara boşalan alev Eylül düşlerine engel oluyor.

Ve tüm düşlerimizi yitirmişiz gibi şaşkın şakın dolaşıyoruz ortalıkta.

                                                                              ***

Bir göçmen kuşun kanadında uzak diyarlara gitmek isterdim.

Büyük aşklar büyük şehirlerde yaşanır.

Savrulan sonbahar yapraklarının peşisıra büyük düşler kurmak isterdim.

Doğanın bile bizi terk ettiği duygusundan sıyrılıp  mevsimlerin gelgitinde savrulmak isterdim.

Tekdüze sıcak köreltiyor bizi.

Köreldikçe yokoluyoruz.

Yokoldukça, avuçlarımızdan kayıp gidiyor Eylül.

Önce mevsimler yokolur sonra memleket.

Delicesine aşık olduğumuz bu kutsal diyar…