Utanarak yazıyorum ama…
Bu ülkede “Türkiyeli-Kıbrıslı” ayrımına gerek yoktur…
Yıllarca, bunu kullandılar…
Halen daha kullanmaya devam edenler var.
Bu ada, her şeye rağmen huzur adasıdır…
Ancak, son yıllarda ayrımcılığı körükleyen ciddi adımlar atılıyor.
Şimdi de “goncolozlar” çıktı ortaya…
Bir değil, beş değil…
Türkiye’den gelip KKTC’ye yerleşen bu isimler, yine Türkiye’den gelip KKTC’ye yerleşen kesimler üzerinde oyun oynuyor…
Müzakere masasında “bir adım öteye” gidildi ya…
Ümitler arttı ya…
Başladılar:
– Valizi toplayın…
– Türkiye’ye gemiyle götürecekler…
– Türkiyelileri bu adada istemiyorlar…
Bu ve bunun gibi birçok safsata…
Yarası olan gocunsun…
Ancak, hukuk denen bir şey var.
Hatta uluslararası hukuk var.
İnsan hakkı var…
– Burada doğup, burada büyüyen birini kim nereye sürebilir?
– KKTC vatandaşlığını yasal yollarla almış birini kim nereye sürebilir?
– Uluslararası hukuk içerisinde de geçerli olan, evlilik yoluyla vatandaşlık almış birini kim nereye gönderebilir?
İnanmayın…
Güvenmeyin…
Her kim ki bu konuda nifak tohumlara ekmeye çalışır, “Kıbrıslılar” diye başlayan cümle kurar, uzak durun.
Adalete güvenin.
Hukuka güvenin…
Vatandaşlık goncolozlarına değil…
“Hadi oradan, hadsiz” diyerek, kışılayın…
Sahi, adalet ne zaman yeşerecek?
Herkesin merak ettiği de bu aslında…
“Adalet ne zaman yeşerecek?”
“Adalet” dediğiniz şey, yargıdan ibaret değil…
Yaşamın her alanında adalete ihtiyacımız var…
Bu halka “adalet” sunmayan kurumlardan bir tanesi de Kıb-Tek…
Maalesef, vatandaşlar, “hizmet” almıyor, ama bedel ödüyor.
Hizmeti de pahalıya ödüyor.
Yıllarca devlet belli kurumlara teşvik uygulamış.
Kimlere?
Otellere…
Sanayi bölgelerine…
Üniversitelere…
Ama Kıb-Tek de üretmiş…
Teşviklendirilen alanlarda yıllarca açıklar oluştu…
Şimdi “teşviklendirilmeyen aboneler” olarak, bu alanda faturaları biz ödüyoruz.
Kıb-Tek’e yapılan her yeni yatırımın ardından, “ucuzlaması” için deniyor.
Ucuzlayan bir hizmet varsa da ben görmedim. Son örneği neydi?
Uzaktan erişimli saatler…
Bilgisayar otomatik kesecek.
Otomatik bağlayacak…
Ama “personel bağlarmışçasına 89 TL ödemeye devam” edeceğiz…
Yani halka yine bir şey yok.
Kıb-Tek aboneleri, bildiğin “kürek mahkumu…”
Bu konuda, okurlarımızdan da çok sayıda mektup geliyor. Bugün, yine o mektuplardan birine yer veriyorum…
Okurumuz, “aboneler sustuğu, her şeyi kabullendiği için bunlar başımıza geliyor” diyor ve bakın neler yazıyor:
“Hüseyin Bey, merhaba…
Adalet ne zaman bu topraklarda yeşerecek?
Kıb-Tek sahipleri kamuoyunda kimin olduğu belli oldu.
ÇALIŞANLAR.
Esas sahipler ABONELERDİR.
Elektrik kullanıcıları çalışanların maaşını öder.
Kullanıcı olabilmesi için şartları herkes bilir.
Hat parası, direk parası, trafo parası ve hepsini ödemekle yükümlü.
Çalışanlar sadece abone oldukları için sahiplikleri geçerlidir.
Bilmiyorum belki bedava enerji hakları olabilir, ya da buna eş ek tahsisat…
Çok yanlış bir zemine kaydı bu kurumun sahipliği.
Galiba yeni bir örgütlenmeye gidilmeli.
Elektrik abonelerinin birliği gibi.
Ve sahiplik gerçek adrese yönlenebilsin.
Şimdiki sahiplik hareketlerindeki tavırlardan çıkan sonuç haksız bir sahiplenmenin sonuçlarıdır galiba.
Tek kelime ile büyük bir boşluktan yararlanarak Krallık ilanları yapılıyor.
Beni kimse denetleyemez gibi açıklamalar nasıl bir psikolojinin neticesidir?
Sendika çalışanların örgütü…
Kurumun sahibi gibi davranmak nasıl bir duygu.
Elektrik parasını ödemeyenlerin elektriğini kesersin tabii ki.
Bunu talimat ile değil gereği olarak yapmalısın.
Sana bunu siyaset git bağla demiştir.
Sen de gururla gidip bağlamışsındır.
Sadece gücü olmayanlara bu gücünü kullanırken onurlandığını biliyoruz.
Birde aşağılayıcı tutumlarını vatandaşın çaresizliğini görev yaptığına inanarak tavırlarınızı insanımız iyi biliyor.
Sahipleridir onlar, onu hiç düşünmek istemediniz.
Siyasetten güç almak çok hoşunuza gitmiştir.
Bence yeni bir sahiplik hareketi başlatılmalı.
Gecikmeden…”
































