Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe Yazarları

VATANDAŞINA DEĞER VER. 4+1 OLMAZ

Erdoğan Özbalıkçı

Bir ATASÖZÜ vardır. Laf ile  PEYNİR GEMİSİ yürütülmez.

Kıbrıs Türk Toplumunu yönetmek için sorumluluk alanlar, kendi subjektif değerlendirmelerine göre değil, toplumun ihtiyaçlarına göre hareket etmek zorundadırlar.

Bu genel bakış açısı, toplum tarafından seçilen görevliler için geçerlidir.  Göreve toplum tarafından değil, diğer dinamikler tarafından seçilmişseniz, onları memnun edecek politikalar izlersiniz.

KIBRIS SORUNUNDA herkesin rahatlıkla görebileceği tarihi bir döneme yeniden girilmiştir. Bu tarihi  dönemde herkesin sorumlulukları artmaktadır.

Tam da bu dönemde  YA KONUŞACAKSINIZ, YA DA EBEDİYEN SUSACAKSINIZ. Bunun orta yolu yoktur.

BM  Genel Sekreteri Kıbrıs’taki Türk ve Rum toplum liderlerini görüşmek üzere kendi yanına çağırıyorsa, bu olayı ÖNEMSEMELİSİNİZ.

Siz önemsemezseniz, çözüm istemeyen güçler adım adım kendi dayatmalarını ileri sürerler.

BM çevrelerinden sızan bilgilere göre, önce ikili  görüşmeler yapılacak sonra Genel Sekreter iki toplum lideriyle ortak bir ÜÇLÜ GÖRÜŞME yapacaktır.

Bu Üçlü görüşmeden hemen sonra ÜÇ GARANTÖR ÜLKE,  Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin yanısıra Kıbrıs Türk ve Rum temsilcilerinin de olacağı BEŞLİ bir toplantı yapılacaktır.

Tüm bu hamlelerin sonucunda, Maria Cuellar’ın hazırladığı ve BM nin de desteklediği Plan ortaya çıkacaktır.

Bu Planda, ayak sürüyecek olanların CEZALANDIRILMASIYLA ilgili önemli maddeler olacağı konuşulmaktadır.

Kıbrıs Türkleri HAKLI pozisyonlarını her alanda tartışabilecek verilere sahipken, YÖNETİCİLERİNİN bu toplantılara katılmak için şartlar ileri sürmesi ANLAŞILMAZDIR.

Toplantılara katılıp, kendi tezlerini savunmak HERKESİN HAKKIDIR.

Garantör ülkeler ve Rum tarafının BM önderliğinde düzenleyeceği BEŞLİ toplantıya şimdiden karşı çıkmak ve bunun yerine Kıbrıs Rumları ve üç Garantör ülkenin katılmasını söylemek, DÖRT ARTI BİRE formülasyonunu ileri sürmek, Kıbrıs Türk Toplumunu Uluslararası arenada yalnız bırakmak ve Türkiye’yi de zora sokmaktan başka bir şey değildir.

Türkiye, son olarak Mısır ile geliştirmeye başladığı İYİ İLİŞKİLER sayesinde artık, DOĞU AKDENİZ’de daha da güçlenmişken, ENERJİ konusunda  belirleyici olmaya başlamışken, ULUSLARARASI ARENADA, Türkiye’yi ve bölgesel çıkarlarını dikkate almayan politikaları artık bir tarafa bırakmalıyız.

Bu yazıdaki ikinci konu, KKTC YÖNETİMİNİN  kendi vatandaşının Güney’e geçişini kolaylaştırmak için, hiçbir girişimde bulunmamasıdır.

KKTC, Güney’de çalışan işçilere ve  orada okuyan öğrencilere yönelik, KOLAYLAŞTIRICI hiçbir adım atmazken, Rum yönetimi aldığı bir kararla, Kormacit ve Dip Karpaz’da çalışan öğretmenlerin geçişi için, özel tedbirler aldığını açıklamıştır.

Haravgi gazetesi, Kayıplar ve “Mahsurlarla” İlgili İnsani Konulardan Sorumlu Komiser Anna Aristotelous’un Dipkarpaz Rum Ortaokulu eğitimcileri temsilcisi Evangelos Fukas ile görüştüğünü yazdı.

Bu görüşme sonucunda Dipkarpaz ve Koruçam’daki okullarda görev yapan öğretmenlerin Metehan Geçiş Kapısı’ndan geçişlerini kolaylaştırmak için özel bir şerit oluşturulduğu açıklandı.

Benzer bir kararın Kıbrıs Türk Yönetimi tarafından da, Güney’e çalışmaya giden İşçilere ve Öğrencilere SAĞLANMASININ artık zamanı gelmiştir.