Kuruluşundan beridir neredeyse yarardan çok zarar getiren Teknecik Elektrik Santrali için bölge halkından gelen tepkiler giderek artıyor.
Sonay ORBAY
Alagadi’de restoranı bulunan bölge sakinleri, tahammül edecek güçleri kalmadığını belirterek, “Sağlığımızdan oluyoruz” mesajı verdi.
Evlerinin temizliğinden sağlıklarına kadar birçok konuda şikayetleri olan vatandaşlar konuyla ilgili yapılacak herhangi bir eyleme de sonuna kadar arka çıkacaklarını belirtti.
“Evlere hapsolduk”
Bölge sakinlerinden Dilek Yurteri, Teknecik Elektrik Santrali’nden çıkan ve etrafa zehir saçan toz ve küller yüzünden kapı pencere açamaz olduklarını ve günün büyük bir çoğunluğunu evde geçirmek zorunda kaldıklarını belirtti.
Dışarı çıkabilmek için gece olmasını beklediklerini ve gece olana kadar geçen süre zarfında da günde 3-4 kez temizlik yaptıklarını söyledi.
Yurteri, Havadis’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Birtakım sağlık sorunları yaşıyoruz. Öksürük, boğaz yanması ve boğazda kuruluk gibi sıkıntılarımız var. Etrafımızda kanser olan birçok yakınımız var ve bu hastalığın bizde de olabileceğini düşünerek korkuyoruz.
Kimse bu işin ciddiyetinde değil. Artık balkonda oturmak, hatta evden rahatça dışarı çıkmak bile bizim için hayal oldu.”
Her bacadan ayrı zehir
Nefes almanın oldukça zorlaştığından bahseden Yurteri, santralde bulunan her bacadan zehirli gazlar yayıldığını, santralde bulunan ölçüm cihazının ise yüksek zehir oranından dolayı sürekli alarm verdiğini, fakat cihazın yetkili kurum tarafından ayarlarının bozularak alarm vermesinin engellendiğini iddia etti.
“Ya santral kaldırılsın ya da filtre takılsın”
Bölgede yaşamını sürdüren Neriman Akış, ellerini sürdükleri her yerin kapkara bir tozla kaplı olduğunu belirterek, sürekli olarak temizlik yaptıklarını söyledi. Akış, 10 seneye kadar hastalıkların daha da artacağına dair bir izlenimde bulunarak, bu sağlık sorunlarını engellemek için tek çözüm yolunun da filtre takılması olduğunu söyledi.
Akış, turistlerin de bu durumdan şikayetçi olduğunu ifade ederek, “Santral olmasa burası cennet gibi bir yerdir ama kimse değerini bilmiyor. Artık buralarda turist görmek zorlaştı.” dedi.
Zeytin ve meyve ağaçları da en az burada yaşayan bölge sakinleri kadar bu zehirden nasibini alıyor. Eskisi gibi hiçbir şey ekip biçemediklerinden bahseden Akış, “Toprak ve ağaçlar zehirli küller yüzünden hızlı bir şekilde canlılığını kaybediyor. Buradaki doğal yaşam neredeyse yok olmak üzere” şeklinde konuştu.
“Kıb- Tek tüccarlığa soyundu”
Bölge sakinlerinden Ergün Yurteri, KKTC’de bulunan Teknecik Elektrik Santrali ile Güney Kıbrıs’ta bulunan elektrik santrallerinin arasındaki farka dikkat çekerek, “Güney Kıbrıs’ta bu işlerin belli bir hesabı kitabı olur, fakat bu durum bizde böyle değil. Devlet bizi resmen perişan ediyor. Bildiğim kadarıyla Güney Kıbrıs’ta 8-9 tane elektrik santrali var. Ama bir tanesi bile insanlar ya da diğer canlılar üzerinde bir sorun teşkil etmiyor. Burada ise tam tersi gerçekleşiyor. Sağlığımız tehlike altında ama bu durum hiçbir kurumun umurunda bile değil.”dedi.
Bu durumun artık son bulması için eylem yapmak istediklerini ama belediye başkanının bu durumla pek alakadar olmadığını da sözlerine ekleyen Yurteri, “Belediye başkanından şikayetçiyiz. Biz eylem yapmak istiyoruz, ama buraya gelip bize yardımcı olacak, halimizi soracak kimse yok. Her ay yüklü miktarda elektrik faturası ödüyoruz, bir de ödediğimiz parayla zehirleniyoruz. KIBTEK artık ayrı bir cumhuriyet gibi oldu. Her ay parayı alıyorlar ama işlerini yapmıyorlar.” dedi.
“Özel şirket olsa kapatılırdı”
Alagadi’de yaşamını sürdüren Suat İzveren, bütün bölge restoranlarının bu durumdan şikayetçi olduğunu ve müşterilerin de bu duruma alıştığından bahsetti.
İzveren, “Filtre takılacak olsa halk olarak bir şekilde parasını ödeyeceğiz ama kimsenin bunu yapmaya niyeti yok. Çevre Dairesi, Teknecik Elektrik Santrali’nin bağlı olduğu kuruma, santralin bacalarına filtre taktırmadığı için toplamda iki asgari ücret miktarında ceza kesmiş. Ceza kesilmesine rağmen hala değişen bir şey olmadı. Özel bir şirkete bağlı olsaydı çoktan kapatılırdı” dedi.
“Hukuki bir düzenleme yapılmalı”
Bölgede sürekli olarak bulunmayan, sadece hafta sonu tatili için bölgeye gelen Hüseyin İzveren de birtakım eleştirilerde bulundu. İzveren, “Burada sürekli olarak gelmesek de, burada yaşanan sıkıntıların çoğunu en az bölge sakinleri kadar biz de yaşıyoruz. Öğrendiğim bilgilere göre burada yaşanan sıkıntıların temel nedeni yakıtın ucuz ve kalitesiz olmasından ve aynı zamanda içerisindeki kükürt miktarının, olması gereken seviyeden çok daha fazla olmasından kaynaklanmakta. Yakıttaki kükürtün ideal oranı 100% 1 iken, bizim kullandığımız yakıttaki kükürt oranı 100% 3,5. Bu da yakıtta yüksek miktarda zehir olduğu anlamını taşıyor” dedi.
Hukuksal olarak temiz bir çevrede yaşamanın insanların en büyük hakkı olduğunu belirten İzveren, “Daha önce Teknecik Elektrik Santrali bizim verdiğimiz paralarla yapıldı. Gerekli olan filtreler de yine halkın vereceği paralarla satın alınabilir. Buna uygun bir yasa geçirilerek hukuki bir düzenleme yapılırsa, biz de artık rahat bir nefes alırız” ifadesini kullandı.
Santralin yarattığı sorunlara yönelik iki farklı şekilde çözüm yöntemi olabileceğini belirten İzveren, “Ya kaliteli yakıt kullanılmalı ya da bacalara filtre takılmalı. Tüm dünyada bu tür santraller kullanılıyor ama hepsinin yarattığı sorunlar en aza indiriliyor. Bu bizde de böyle olmalı” dedi.
































