Köşe YazarlarıSeyahat

Van şehrinde yaşama dair tesbit edebildiklerim


Van şehir merkezini gezip görmek için en çok 2 gün yeter. Hatta yürümeyi seven bir gezginseniz eğer, sabahtan akşama birkaç mola vererek Van merkez hakkında çok şeyler öğrenirsiniz. Şehrin merkezini güney-kuzey ekseni boyunca bir baştan başa kesen Kazım Karabekir Bulvarı ile devamındaki M. Fevzi Çakmak Caddesini Figen’le en az üç kez yürüdük. Birbirinin devamı olan bu iki ana caddeyi, doğu-batı istikametinde kesen ve şehrin tam ortasından geçen Cumhuriyet Caddesinde yine üç kez bir aşağı bir yukarı yürüdük. kesiyordu. Gece ve gündüz bu caddelerde ve bu caddelerin açıldığı ara sokaklarda kah dolanarak, kah esnafla sohbete durarak ve alış veriş ile bir şeyler atıştırmak için dükkan ve lokantalara girip çıkarak Van şehrinde gündelik yaşamın seyrini, şehirdeki kültürel biçimlenmenin genel olarak ipuçlarını Figen’le yakalamaya çalıştık.

İşte Van şehrinde yaşama dair benim tespit edebildiklerim:

Şehrin merkezinde pek çok pide, lahmacun ve kebap lokantası vardı. Kazım Karabekir Caddesi üzerinde “Hacıoğlu”nda yediğimiz bıçak arası pidenin tadı damağımızda kaldı. Yağlı kağıtla kaplı bir ince uzun tahta üzerinde servis yapılan, bıçakla çok ince olarak kıyılmış etli pidenin hamuru o kadar ince ve çıtırdı ki.

Bazen kazım Karabekir bazen de Mareşal Fevzi Çakmak caddelerinin kaldırımlarını kendilerine mesken etmiş iki sokak çalgıcısı çocuğun iki vurmalı saz eşliğinde çalıp söylediği Kürtçe şarkılar da kulağa hoş geliyordu. Bir lira da benden deyip bozuk para bezinin üzerine fırlattım. Çocuklar her atılan parada şarkılarını daha bir coşkuyla söylüyorlardı.

Van şehir merkezinde alkol satan tek bir markete rastlamadım. Koca şehir merkezinde ancak bir tek birahane vardı. Onda da bira içenler sokaktan gelip geçenler tarafından görülmesin diye sanırım alt katta bir yerdeydi. Diyebilirim ki Van merkezde gördüğüm yaklaşık 50 tane lokanta, cafe, bar ve restorandın içerisinde yalnızca 2 tanesi alkollü içecek satıyordu ve ikisinde müşterinin içerken caddeden gelip geçenler tarafından görülmesine imkan yoktu.

Van Merkezin en önemli üç caddesinden girilen ve daha çok çay ocağı, nargile ve büfe türündeki dükkanların yer aldığı, Taraftar Sokak, Kültür Sokak vb. mekanlarda, yığınla sigara ve çay içen erkeklerin arasında ilerleyen hepsi bir kadın vardı. O da eşim Figen’di.

Van’da supermarket tabelalarında bile AVM yazıyor. Ancak şehir merkezinde gerçekten AVM’ne benzer bir bina vardı. Eksik kalmasın ona da uğradık. Birinci katta ve ikinci katta tuvalet aradık. Bulmasına bulduk ama hem erkek hem de kadın tuvaletlerinin kapıları kilitliydi! En son girişteki özel güvenlikçilere sorduk. Yalnızca 3’üncü kattaki tuvalet açıkmış. Diğer 5 katın tuvaletlerinin hepsi de kilit altında. Nedenini sordum. “Tadilatta” cevabını aldım. Kova AVM’de bir tek tuvaletler tadilatta olunca insan olaya şüpheyle bakıyor. Konu tuvaletten açılmışken Van’da pek çok lokanta ve cafe’de çok şaşaalı inşa edilmiş “lüks” denebilecek tuvaletler gördüğümü ancak bunların büyük bir kısmının alaturka oluşu, bir kısmında yerlerin silinmemiş, bir kısmında kağıt bulunmamış olmasının…

Bence bir şehrin tuvaletleri, onun turizm, temizlik ve sempatiklikte alacağı notun en önemli kriterlerinden birisidir ve bu da tuvaletlerin lüks değil, parasız, temiz ve hem yerli hem de turist olmak üzere kamunun talebine cevap verecek sıklıkta olmasıyla yakından ilgilidir.

Van şehri oldukça muhafazakar ve Sünni. Yalnızca başörtüsü ve şal satan iki şık mağaza gördüm. Sokakta Kürtçe konuşanlar çoğunlukta. Çarşıda gezdikçe Kürtçe ve Türkçe’nin yanı sıra, Farsi ve Azeri dillerine de kulak misafiri oluyoruz. Özellikle İran’dan Van’a alış veriş ve gezme için gelen turist çok. Her tarihi ve turistik yerde, pek çok dükkanda Farsça konuşan ailelere sıkça rastladığımızı söyleyebilirim.

Tarihi Peynirciler Çarşısı yeni hizmete girmiş. Baştaki üç beş dükkanı gezdik Figen’le. Satıcıların hepsi de erkekti. Aralarında yine bir tek kadın Figen’di. Van’da sokağa genellikle sakallı bıyıklı erkekler ve ondan sonra da başörtülü kadınlar hakim. Ama elbette başı açık olanlar da var. Daha çok genç kızlar. Ama genç veya yaşlı olsun sanırım her 10 kadından ancak 2’sinin başı açık.

Sokağın bu görüntüsü seçim sonuçlarına da yansımış. En son belediye seçimlerinde HDP ile AKP adayları oyların toplam oyların % 90’ınından fazlasını almışlar.

Genellikle “Allaha emanet ol”; “Allah razı olsun”, “Allah isterse”. Kulak kabartınca insanların sokakta birbirlerine konuşurken sıkça kullandığı deyişler böyle. Demem o ki dini terminolojiden kaynaklı sözcükler oldukça yoğun ve Van’ın gündelik yaşamında sanırım din faktörü oldukça baskın.

İnsanlarla konuşunca en çok şikayetçi oldukları şeyin İşsizlik olduğunu yazabilirim.

Ama Van insanın da çok sıcak kanlı ve misafirperver olduğunu da yazmak zorundayım. Bunu bizi dükkanına “bir çayımızı iç” diye davet eden esnafından, dolmuşta derdini Figen’e anlatan ve yoksulluğuna rağmen evinde kalmaya davet eden kadınından, her sorumuzu büyük bir heyecan ve istekle cevaplamaya çalışan insanından kolayca anlamak mümkün.

Van şehir merkezinden bir gezgin gözüyle toparlayabildiklerim bunlar.

 

Van: Sahip çıkılmayı bekleyen şehir



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı