Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Yaşam

Vakit geçirmeden ‘tüp bebek’ yaşı

ABD ’de yapılan araştırmalar, 38 yaş ve üzeri kadınların tüp bebek (IVF) yoluyla ilk iki deneme sonrası hamile kalma olasılıklarının diğer tedavilere göre iki katı daha yüksek olduğunu gösterdi. Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden, araştırmayı şöyle yorumladı:
“Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan yeni klinik deneme çalışmaları, bebek sahibi olmak isteyen ama hamile kalamayan orta yaştaki çiftlerin diğer tedavi yöntemlerini atlayarak doğrudan tüp bebek denemeleri gerektiğini kanıtladı. Aynı zamanda bu hamilelik sonrasında başarılı bir doğum yapma olasılıkları da iki kat daha fazladır. Bu yaş grubunda zaman gerçekten kritik önem taşımaktadır. En kısa sürede en etkili tedaviye geçmek izlenecek en doğru yoldur. Oysa şu an işleyen sistemde diğer yöntemler başarılı olmadığı takdirde doktor IVF tedavisine geçer. Yani önce oral ya da enjekte edilebilir kısırlık ilaçları kullanılarak yapılan tedavi denenir. Anneden alınan yumurta ve babanın spermi bir laboratuvar kabında birleştirilir ve oluşturulan embriyo annenin rahmine transfer edilir. Fertilite ilaç tedavisi denemelerinde çift hem zaman hem de maddi olarak yıpranır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; ileri yaş çiftler için zaman çok önemlidir. Oysa tüp bebek tedavisinde çiftin hem bebek sahibi olma şansı yüksektir hem de maddi anlamda diğer tedaviler için harcadığı parayı harcar. Doktorların, bebek isteyen ileri yaş çiftlerin yaşlanmasına izin vermemesi gerekir.
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen çalışma 29 Nisan tarihinde Fertility and Sterility web sitesinde yayınlanmıştır. Bu çalışmada Boston’daki iki fertilite merkezinde tedavi gören ve açıklanamayan kısırlık sorunu olan orta yaştaki 154 çift rastgele üç gruba ayrıldı. İlk gruba oral fertilite tedavisi uygulandı, ikinci grup enjekte edilebilir ilaç tedavisi gördü, üçüncü grup için ise doğrudan IVF yani tüp bebek tedavisine geçildi. Çalışmaya katılan çiftler en az altı aydır hamile kalmayı deneyen ve daha önce çalışmadaki tedavilerden herhangi birini kullanmamıştı. Kadınlar 38 ile 42 yaşları arasında ve her iki partnerin de üreme sağlığı açısından herhangi bir sorunu yoktu.
İki deneme içinde:
• IVF tedavisi alanların yüzde 49’u hamile kaldı ve yüzde 31’i doğum yaptı.

• Oral yolla ilaç alanların yüzde 22’si hamile kaldı ve yüzde 16’sı doğum yaptı.
• Enjekte edilebilir ilaç tedavisi uygulananların yüzde 17’si hamile kaldı ve yüzde 14’ü doğum yaptı.

SİGORTA ŞİRKETLERİ ‘KAPSAM’A ALMA YOLUNDA
İlk iki denemede bu üç tedaviden birini alıp başarılı olamayan tüm çiftler, takip eden tedavi denemesinde IVF tedavisi aldı. İlk başta çalışmanın IVF grubunda olan çiftlerin, oral yolla ilaç veya enjekte edilebilir ilaç tedavisi ile başlayan çiftlere göre toplamda yüzde 36 daha az denemeye gereksinim duyulduğu görüldü. Tedavi tamamlandığında, sonuç çiftlerin yüzde 71’i için klinik hamilelik ve yüzde 46’sı için sağlıklı doğumdu. Çalışma kapsamındaki tüm doğumların yaklaşık yüzde 84’ü IVF tedavisi sonucunda gerçekleşmişti. Bulgular sigorta şirketleri için hamileliğin IVF tedavisi ile daha hızlı gerçekleştiği ve komplikasyonların daha az olduğu gerçeğini dikkate alarak IVF tedavisini sigorta kapsamına alma konusundaki tereddütlerini yeniden gözden geçirme gereğini ortaya çıkardı. Oral yolla alınan ve enjekte edilebilir ilaçlar yumurtalıkları aşırı uyardığı hamilelikler genellikle ikiz veya üçüz bebekle sonuçlanıyor. Bu hamilelikler daha komplike ve daha maliyetli olabilir.
Sigorta şirketleri halen standart döllenmeyi karşılıyor ve bu nedenle hastalar ikiz bebek riskini alıyor. Bu bir çiftin tek embriyo ile sağlıklı bir hamilelik elde etmesine yardımcı olmaktan daha maliyetlidir. Bı nedenle sigorta şirketleri tüp bebek tedavisi ile ilgili değişiklik yapma konusunda çalışmalar başladı ki bu Türkiye ’de de dikkate alınması gereken bir çalışmadır.” (Radikal)