KıbrısManşet

Vadilili: Yatırım kamunun malı olmalı






Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili Havadis’e konuştu ve sıvılaştırılmış doğal gazla elektrik üretimi hakkında önemli bilgiler verdi. Başkan Vadilili elektrik üretiminde sıvılaştırılmış doğal kullanılması halinde bunun faturalara olumlu yansıyacağını fakat yatırımın kamusal alanda olması gerektiğini belirtti.

Yerbilim Mühendisleri Başkanı Oğuz Vadilili sorulara şu yanıtları verdi:

 

Soru: KIB-TEK de yakıt değişimi projesinin fizibilite aşamasına oda olarak katkı sağladınız. Bize biraz projeden bahseder misiniz?

Yanıt: Proje KKTC’de Elektrik üretiminde doğal gaz kullanılması ve doğal gazın adaya LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) veya boru hattı gazı ile temini ve bu kapsamda gerekli tesis kurulumu, mevcut santrallerin doğal gaza dönüşüm çalışmaları kapsamında Aralık 2018 de ki Sn. Ahmet Hüdaoğlu başkanlığındaki KIB-TEK yönetim kurulu kararı ile başladı.

Hemen akabinde KTMMOB ile imzalanan protokol çerçevesinde oluşturulan fizibilite proje ekibinde bugüne kadar Petrol ve Doğal Gaz, Jeoloji, Jeofizik ve Çevre Mühendisleri görev alarak destek verdik. Tabii ben de devlet kanadından görevlendirme olarak projede sorumlu mühendis olarak yer alma fırsatı yakaladım. Böylelikle hem oda hem de şahsım aracılığı ile iki yıl civarında projeye katkı sağlamaya çalıştık.

İlk değerlendirmelere göre boru hattı deniz geçişi maliyetinin deniz geçişinin yaklaşık 600-700 milyon dolar, Türkiye Cumhuriyeti’nde karada döşenmesi gereken boru hattı ile birlikte toplam maliyetinin yaklaşık 1 milyar dolar olacağı öngörüldü.

Boru hattı ekonomik açıdan fizibıl bulunmadı. 6 -8’’ inç’lik bir boru ile ihtiyaç duyacağımız gaz nakledilebilirken hesap bunun üzerinden yapılamazdı. Doğu Akdeniz gazının da Türkiye’ye nakline olanak verecek şekilde çapı 48’’- 56’’ aralığında bir boru hattı projelendirilmeliydi. Bu da biraz önce maliyetini söylediğim yaklaşık 1 milyar dolarlık bir yatırım demektir. Doğu Akdeniz’in içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi belirsizlik çok yakın gelecekte bizim gaz kullanımına olan ihtiyacımız boru hattı döşenmesini çok da makul kılmadı.

Sonuç olarak boru gazına kıyasla, LNG kullanımının daha ekonomik olduğuna, LNG depolamak ve gazla dönüştürmek için ise karada LNG Terminali yerine FSRU gemisinin (Floating Storage Regasification Unit – Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Tesisi) en makul çözüm yöntemi olduğunu kanaatiyle fizibilite çalışması LNG tesisi kurulumu üzerine yürütüldü.

 

Sor: Fizibilite çalışmasında neler yapıldı?

Yanıt: LNG tesisine lokasyon arayışı başladı. Sırasıyla Teknecik Kıyısı, Güzelyurt Körfezi ve Mağusa körfezi meteorolojik koşulları araştırıldı. Elde edilen sonuçlardan bahsedeyim mesela size. Teknecik kıyısı için 100 yıl içerisinde, bir defa dahi oluşması muhtemel en belirgin dalga yüksekliği 6.95 m, Mağusa Körfezi için ise 5.6 m olarak tespit edildi. Güzelyurt Körfezi ise diğer ikisinden dahi yüksek.

İskeleye bağlı FSRU gemisi veya Barge sisteminin yaklaşık 2,5 m dalga yüksekliğinde gaz basmayı kestiği, yaklaşık 3,5 m dalga yüksekliğinde ise standart bir iskeleden bağlantısını koparmak zorunda kaldığı dünyada tecrübe ile sabittir.

Meteorolojik koşulları dikkate alındığında Teknecik Kıyısı, Güzelyurt Körfezi ve Kalecik Koyu’nun dünyada en çok uygulanan FSRU bağlanma yöntemi olan standart iskele yapısı inşası ile KIB-TEK ‘in santrallerine en güvenli ve kesintisiz gaz tedariki sağlama beklentisini karşılayamayacağı anlaşıldı.

Böylelikle özel bağlanma teknikleri araştırıldı. Dünyada uygulaması var olan ve bizim dalga koşullarımızı karşılayacak gemi bağlanma yöntemleri her iki lokasyon içinde uygulanabilir oldu. Bunun üzerine tüm fizibilite çalışması Teknecik kıyısında devam ettirildi.

Böylece Teknecik kıyısının detay batimetri haritası çıkarıldı, oşinografik bilgileri elde edildi. Zemin yapısı için denizde sondajlar ve jeofizik ölçümler gerçekleştirildi. Tsunami tehlike ve risk analizi için ihaleye çıkıldı. İhale en düşük fiyatı veren bir tüzel kişilik aracılığı ODTÜ İnşaat ve Jeoloji mühendisliği bölüm hocaları ile yine Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nde görevli hocalara kaldı. Sn. bakanın emri ile sözleşme yapılmadı sanırım hala daha bir bekleme süreci yaşanıyor.  Bir sonraki ve nihai adım olan Pree-Feed özel tasarım çalışması raporu teknik şartnamesi hazırlandı. Kuruma teslim edildi. Tüm bu çalışmalar Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Enerji Bakanlıkları bünyesinde KIBTEK’e BOTAŞ’ın (T.C Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi) fizibiliteye yönelik danışmanlık hizmetleri iş birliği çerçevesinde yürütüldü.

Sonuç olarak ikinci yılın sonunda KIB-TEK ve KTMMOB arasındaki protokolün uzatılmaması neticesin de biz projeden ayrılmak zorunda kaldık. Son olarak şunu söylemek benim kamuya karşı da görevimdir. Bizim içerisinde kurumsal olarak katkı sağladığımız süre boyunca proje kamusal alandaki bir yatırım projesiydi. Şimdi açıklamalardan öyle anlaşılıyor ki sanırım işler biraz değişti !!

Soru: Anlaşılan işler biraz değişti dediniz. Neyi kast ediyorsunuz biraz açabilir misiniz?

Yanıt: Müsaadenizle temel bir bilgilendirme yapmam gerek ki, ne kast ettiğim daha iyi anlaşılsın.

Dünyadaki uygulamalarını incelediğinizde bir LNG terminali karada ise bunun inşaat süresi yaklaşık 36-42 aydır. Eğer denizde ise bu süre 18-24 ay sürer. Tabii buna toplumun projeyi sahiplenmesi, uluslararası ihale süresini eklemedim bile.

LNG sektörünün teknik gerçekleri, örneğin piyasadaki LNG taşıyan gemilerin ebatları, ülkenin yılık LNG ihtiyacı (ki bunun 2035’e kadar yaklaşık 780.000 metre küp LNG olması hesaplanır), hem nakliyata hem de spot alıma olanak sağlayarak daha da ekonomik olmasını sağlayacak şekilde tesisin depolama hacminin de buna uygun tutulması (yaklaşık 130 bin metreküp) gibi nedenlerden dolayı tek bir noktadan ve tek bir LNG tesisinden ülkenin gaz ihtiyacı giderilmesi akla ve bilime daha uygundur.

Sn. Bakan 5 ay gibi bir süre içerisinde Teknecik Santrali’nin gaza geçişinden bahseder. Bu süre zarfında gaz ile üretilen elektriği toplum olarak kullanmamız ancak özel bir şirkete ait geminin deniz içerisine demirleyerek bize ürettiği elektriği satması ile mümkün olur. Bu kadar kısa süre içerisinde Teknecik Elektrik Santrali’nin bu alt yapıya kavuşması da ayrıca anlattığım gibi mümkün de değildir.

İşte aksa kendi Barge sistemini kuracak ve gaza geçecek, Teknecik de kendi Barge sistemini kuracak ve gaza geçecek ve her iki tesis de gazdan elektrik üretecek denilir.

Bunu biraz sektör ile ilgilenen, biraz bilgi sahibi olan herkes açıkçası tebessüm ile karşılamaktadır. Üzülerek söylerim ama hayallerin projesi diyenini bile duydum.

Bu iş fuel oil taşımacılığına benzemez. Gemiden gemiye nakliyat için “Sister Ship” yaratmanız gerek yani yaklaşık ayni ebatlara sahip bir LNG tesisi. Düşünün LNG taşıyan gemilerin kapasiteleri de belli. Örneğin en yakındaki Katar LNG Tanker Filosunun sahip olduğu gemilere bakınız. 135-266.000 metreküp arasında değişiyor.

Yine kurulacak LNG tesisi (Barge Sistemi) için yatırım maliyetinin 150 milyon dolar olduğu söyleniyor. Bu fiyattaki kapasite 50-60 bin metreküp civarıdır o zaman sizin bir de LNG taşıyan geminiz olması gerekecek. Onu da hesaba katmanız gerek.

Tüm bu bilgiler ve değerlendirmeler ışığında benim gördüğüm kamusal alanda yatırıma dönüşmesi gereken proje ülkenin ve LNG sektörünün bilinen ve uygulanan gerçeklerin dışına çıkmıştır.

Soru: Peki gaz kullanmış olsaydık veya kullanacak olursak bizlerin hayatında ne gibi olumlu etkisi olacak?

Yanıt: Kamusal alanda kalacak olan bir yatırım için ben değerlendirmelerimi yapabilirim. Çünkü bizim tüm hesaplamalarımız bunun üzerine şekillendi.

Öncelikle daha ucuz ve daha temiz bir enerji üretmiş ve tüketmiş olacaktık. 2010’dan beridir elektrik enerjisi üretimi için toplamda 3.5 milyon ton fuel oil tükettik. Fuel Oil yakılmasıyla Kükürt Dioksit (SO2), Azot Oksitler (NOx), Partiküler Madde (PM, toz) ve Karbonmonoksit(CO) ve yakıt altı atık (slaç) oluşuyor. Üstelik tüm bunlar limitlerin çok üzerinde. Bildiğiniz gibi filtrede yok. Sadece Teknecik santrali filtreleri için 69 milyon dolarlık yatırım maliyeti ve yıllık 8 milyon dolar işletme maliyeti gerekli. Üstelik de çok pahalı. Böylesi bir pandemi döneminde bile Fuel Oil’in sebep olduğu belki de faturalara %25 varan bir zam söz konusu.

Peki doğalgaz kullanırsak ne değişecek? Doğal Gaz, yandığında ihmal edilebilir miktarda kükürt oksitler (SOx), civa (Hg) ve partiküler madde (PM10) üretmektedir. Doğal Gaza geçişle SOx konsantrasyonu belirgin şekilde düşecek, toz ise oluşmayacak. Bir tek Azot Oksitler (NOx) ve Karbonmonoksit (CO) için filtre gerekecek onunda Teknecik Santrali için maliyeti sadece 4-7 milyon dolardır. Yani doğal gaz konvansiyonel bir yakıt olmasına rağmen fuel-oil göre daha çevrecidir.

Gelelim ekonomik boyutuna; KKTC’de ayni santraller ile santrallerin çalıştıkları aynı sürelerde doğalgaz kullanımı gerçekleşmiş olsaydı yakıta yapılan harcamadan yaklaşık olarak 600 milyon dolar  tasarruf edilmiş olacağı fizibilite ekibimiz tarafından hesaplanmıştır. Düşünebiliyor musunuz? Son 11 yılda ülke elektriğinin tümü için 1.7 miyar dolar Fuel Oil tedariki için hepsimizin cebinden para çıkmış. Son 11 yılın fuel oil – doğalgaz fiyat farkı ortalaması ise yaklaşık % 34 olarak tespit edildi. Faturalara yansıyan Fuel oil kaynaklı yakıt bedeli 9 cent iken doğalgaz kullanmış olsaydık 2019 da 4,5 cent, 2020 yılında ise 4 cent dolar olarak bu bedel yansıyacaktı.

Bunun ne anlama geldiğini ise söyle söylemek gerek kamusal alanda gerçekleşecek bir yatırım işletme maliyeti de dahil elektrik faturanızın yaklaşık %22-25 arası ucuzlaması demektir. Tabii tekrar üzerine basarak söylemek isterik ki yatırımın kamusal alanda kalması şartıyla.







Başa dön tuşu