Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Uyutan Hikayelere Uyandıran Sorular

10 yıldan uzun bir süre KKTC'ye vergi verilmemesine ve geriye dönük olarak bu vergilerin bir nevi affedilmesine gerekçe olarak gösterilen çifte vergilendirme antlaşmasının ülkenin bu türden vergi kaybına uğratılmasına müsade eden bir düzenleme olmadığına da dikkat çeken Özersay hükümet yetkililerinin "bilirkişilerden daha bilir gibi davrandıklarını" iddia etti.

İşte Özersay tarafından sosyal medya ortamında yapılan o paylaşım:  

"30 milyon civarında olduğu söylenen vergi borcunun devlet tarafından ALINMAMASINA karar verildi, biraz sesini çıkaranlar oldu, ama iki haftadan kısa sürede bu konu gündemden kayboldu, unutuldu!

Maliye Bakanlığı vergi affı YOK, vergi silinmesi YOK, vergi ertelenmesi YOK dedi ama milyonlarca TL’lik verginin de YOK olduğu gözden kaçmadı, kaçmamalı! Bu konu ile ilgili olarak hem geçmişte sorulan ve hala cevap bekleyen sorular, hem de YENİ sorular var. Soruyoruz:

1-      Bu uyuşmazlık mahkeme önünde devam ederken devlet bu konuların uzmanı üç profesörün bilirkişi görüşüne başvuruyor. Her üçü de bu işlemlerden VERGİ ALINMASI GEREKTİĞİ görüşünü ortaya koyuyor. Doğru mu?

2-      Bu üç bilirkişi dava sırasında görüşlerini mahkeme önünde ortaya koymaları için Kıbrıs’a getiriliyor. Tüm otel, yol ve diğer masrafları devlet tarafından karşılanıyor, 85 bin TL civarında bir harcama yapılıyor. ANCAK bir nedenle dava erteleniyor ve bilirkişilerin görüşü alınmaksızın bu insanlar geri gönderiliyor. Olan devletin, yani BİZİM paramıza oluyor. Doğru mu?

3-      Bahse konu üç bilirkişi daha sonra davada dinlenmek üzere bir daha Kıbrıs’a getiriliyor ve muhtemelen aynı MASRAF bizlerin, ya da bir başka ifadeyle ‘CEVİZCİNİN kesesinden’ ödeniyor. Ancak bu kez de mahkemenin makul bir mazereti nedeniyle davanın duruşması BİR DEFA DAHA erteleniyor ve evet, adaya ikinci kez getirilen bilirkişilerin görüşü mahkemeye aktarılamadan bu insanlar bir daha geri gönderiliyorlar. Doğru mu?

4-      HER ÜÇÜ DE devletin bu işlemlerden VERGİ ALMASI GEREKTİĞİNİ savunan bu bilirkişilerin raporları devlet tarafından alınıyor ancak mahkemeye SUNULMUYOR. Doğru mu?

5-      Dava devam ederken, davayı açan şirket ile yaklaşık 10 yıllık vergi borcunu “ödememesi” ve bundan sonra vergi ödemesi konusunda anlaşmaya varan ve “bunca yıldır verginizi ödemediniz” iddiasından vazgeçen Maliye Bakanlığı ve/veya savcılık, vergi gibi teknik bir alanda BİLİRKİŞİLERDEN DAHA ÇOK BİLDİĞİNİ Mİ DÜŞÜNÜYOR?

6-      Yine Türkiye’deki şirketlerle bağlantılı olrak KKTC’de faaliyet gösteren ve benzer nitelikte hizmet/mal sunan DİĞER FİRMALAR bu vergiyi faaliyete geçtikleri günden bu yana ÖDÜYORLAR, doğru mu? Aralarından sadece birinin son 10 küsur yıllık vergisinin “alınmasından vazgeçilmesi” diğer firmalar için de ÖRNEK TEŞKİL etmeyecek mi? Bu durumda HAKSIZ REKABET yaratılmış olmuyor mu? Şimdi onlar da geriye dönük olarak ödedikleri “vergilerin yerine bundan sonra şu kadar yıl vergi vermeyeceğim” derler ve mahkemeye başvururlarsa devlet, ve dolayısıyla vatandaş ZARAR etmeyecek mi?

7-      Bu verginin ödenmemesine gerekçe olarak gösterilen hususlardan birisi geçmişte Türkiye ile KKTC arasında yapılan çifte vergilendirmenin önlenmesi antlaşması. İyi, güzel. Ancak çifte vergilendirmenin önlenmesi nasıl çalışıyor? Önce “gelir doğduğu yerde vergilendirilir” ve ilgili firma, gelirin doğduğu yerde vergisini verir. Yani diğer firmaların yaptığı gibi, gelir KKTC’de doğduğu için önce bizim vergi dairemize vergi ödenir. Sonra da Türkiye’de bu gelire dair talep edilecek olası vergi “TC-KKTC Antlaşması” gerekçe gösterilerek ikinci kez ödenmez. Böylece çifte vergilendirme önlenmiş olur. Oysa şimdi Maliye Bakanlığımız “ilgili şirket zaten Türkiye’de geçen 10 küsur yıl vergisini vermişti ve KKTC’de de vermesi gerekmezdi” diyor. Oysa vergiyi ALMASI GEREKEN KKTC, çifte vergilendirmenin önlenmesi antlaşması nedeniyle VERGİDEN VAZGEÇMESİ gerekecek olan ülke ise TÜRKİYE olmalıydı, değil mi? Çifte vergilendirmenin önlenmesi antlaşmasının HANGİ MADDESİ bunun tam da tersini yapmanıza ve KKTC’nin vergi açısından kayba uğratılmasına imkan veriyor?

 

Yukarıdaki sorular yanıt bekliyor. “Biz kendi aramızda anlaştık, size ne” diyen yetkililer Bizi UYUTMAYA MI ÇALIŞIYOR?

Öyleyse, uyandıran soruları sormalı ve cevap talep etmeliyiz."