Yeni öğretim yılı başladı. Her öğretim yılı başında yaşanan sorunlar yüzünden aynı şeyleri yazmaktan ben usandım, eğitimi yönetenler bunları duymaktan usanmadı. Merak ediyorum, her yıl aynı sorunları yaşayıp da bir sonraki yıla önlem alamayan bir başka ülke var mı diye…
Her yıl öğretim yılı başında, öğretmen eksikliğinden tutun da, altyapı eksiklikleri ve daha nelerneler… Bu yıl tuvalet kağıdı eksiklikleri bile sosyal medyada tartışılır oldu. Okullar açılalı bir hafta oldu ama Eğitim Bakanlığı’ndan sorunların ne olacağı, nasıl giderileceği ile ilgili ciddi bir açıklama yok.
Okulların açılacağı günlerde ilköğretimde 71 öğretmen, 18 müdür ve 23 de müdür muavini eksikliği vardı. Bir hafta geçti sorunların ne kadarının giderildiği ile ilgili kamuoyu ile paylaşılmış bir şey yok. Orta öğretimdeki eksikliklerin de ilköğretimden farkı yok.
Özellikle ilköğretimde okutulacak kitaplar bile eksik. Kitapların bir kısmı ya basılmadı ya da Türkiye’den gelmedi. Öğretim yılının başında bakanlık size “araba bulun, benzin koyun ve kitaplarınızı bakanlığın ambarından alınız, biz size getirecek olursak kitapların bütün okullara dağıtılması birkaç ayı bulur” diyor. Almanız gereken kitapların yarısını da alamıyorsunuz. Çünkü yok… Öğretmen yok, kitap yok. Nasıl bir eğitim faaliyeti bekliyorsunuz böyle bir ortamda?
İngilizce kitaplarının ücretleri yıllardır vatandaş tarafından karşılanıyor. Devlet kolejlerinde kitapları öğrenci satın alıyor. Birçok okulda kayıt yaptıracak olan öğrencilerin velilerinden bağış adında kayıt ücreti alınıyor.
Hani ya da Anayasamıza göre eğitim 18 yaşına kadar ücretsizdi? Bunu da geçtim, vatandaş artık devlet okullarının neredeyse tüm masraflarını karşılıyor. Bakanlıktan bir kuruş yardım alamayan okul yöneticilerinin vatandaştan para almak dışında başka bir seçeneği var mı? Bu durumdan usanan, kızan, canı sıkılan, öğrenilmiş çaresizlik yaşayan çok sayıda okul yöneticisinin erkenden emekli olduğunu biliyoruz.
Düşünüyorum da vatandaş açısından devlet okullarının özel okullardan farkı ne kaldı? diye… Devletin kolejinde vatandaş her yıl bin TL’ye yakın kitap parası veriyor. Şehir içinde ulaşım vatandaş tarafından karşılanıyor, okulun eksiklikleri vatandaşın oluşturduğu Okul Aile Birliği tarafından karşılanıyor. Öğleden sonraki dershane ve etüt ücretini vatandaş karşılıyor. Tek farkı öğlen yenilen bir tabak yemek… Onu da özelde de devlette de vatandaş karşılıyor ya! Ne farkı var?
******
Bir çift lafım da sendikalar grev yaptığında mangalda kül bırakmayanlara… Sendikalar bir gün grev yaparken “ çocukların eğitim hakkını elinden alıyorsunuz” diyenler, bir haftadır okullarda öğretmen olmadığı halde sesleri çıkmıyor. Bu durumda çocukların eğitim hakkı engellenmiyor mu? Birçok okulda sınıflar 35 kişilik, bahçede çocuklar üst üste, adım atacak yer yok… Böyle bir sınıfta ve okulda sağlıklı eğitim öğretim faaliyeti yapılması mümkün mü? Bazı okullarda inşaatlar devam ediyor. Yıllardır bu işi da çözemedik. Yaz dönemi yapılması gereken işler zamanında bitirilemiyor. Her yıl aynı durum… Hiçbir ders almıyoruz bir önceki yıldan?
Hükümetin gündeminde eğitim ve sağlık yok. Hükümet Mercedesler, fonlar ve benzin zammı ile ilgileniyor bu aralar… Ha! Bir de Kıbrıs sorununda iş karıştırmak için uğraşıyor.
Aslında eğitimde yapılacak çok şey var. Biraz tozlu raflara kaldırdıkları eğitim şuralarına baksalar, oralarda alınan kararları hayata geçirseler önemli bir adım atılmış olacak. Ama biz eğitim şuralarını da iş ola yapıyoruz. Sözün kısası unutulan, gözden çıkarılan bir kamusal eğitim var ortada…
Eğitimde şu andaki durumumuzu anlatan en güzel söz “ neresinden tutsam elimde kalıyor” olsa gerek…
































