Üniversitelerin Kıbrıslıtürklerin toplumsal problem ve sorunlarının çözümüne hiç bir katkısı olmadı, olduysa da biz göremedik. Bilen varsa lütfen bize yazsın, onu da bu köşeden tartışalım. ‘KKTC’nin üniversiteler adası’ olduğu, özellikle siyasetçilerin sıkıştıklarında başvurdukları, bir referans noktasından öteye gitmedi. Üniversitler toplumun ciddi problem ve sorunlarına çözüm bulmadı. Aslında bu durum amaçları bile olmadı. Üniversiteler sadece ekonomik gelir olarak algılandı. Toplumsal olarak da üniversitelerin ekonomik gelir özelliğine odaklanıldı. Öğrencilerden elde edilecek maddi gelirin, hangi sektörlere fayda sağladığı üzerinde duruldu.
Üniversitenin kelime anlamı araştırma demektir. Her türlü bilimsel problemin araştırılıp sonuçların ortaya konması olarak da algılanabilir. Bilgi üretmek, üniversitelerin temel işidir. Üniversiteler gelişmiş ülkelerde, bilgiyi üretip insanlığın kullanımına sunar. Bu amaçla yapılanmaya gidilir. İlgili ülkenin problem ve sorunları temelinde de fakülteler, bölümler açılır. Ve araştırmalarla problem ve sorunlara çözüm bulunur.
Buralarda da aynı amaç KKTC Milli Eğitim Yasası’nda yer aldı ancak sadece kağıt üzerinde kaldı; uygulamaya yansımadı. Yasada ‘Madde 38’ üniversitelerin amaç ve görevleri’ni düzenler. 4 ve 5. fıkraları üniversitelerin toplumsal problem ve sorunlara, çözüm bulmaları gerekliliğini belirtir*.
4. maddede kısaca; ülkenin problem ve sorunlarına çözüm üretmek, inceleme ve araştırma yapmak ve kamuoyunu aydınlatmak için sözlü, yazılı vb yollarla yayın yapma; 5. madde ise sorunların öğretimini yapmak, incelemek ve araştırma yapmak ve bulguları, sonuçları ve önerileri de genelde toplum ve özelde yasama ve yürütme organları ile bunlardan etkilenen diğer toplum kesimlerinin yararına sunma, üniversitelerin amaçları arasına alınmıştır.
Yasal amaçları arasında olmasına rağmen, yıllardır KKTC toplumunun problem ve sorunlarına yönelik kayda değer çözüm bulduklarına kamuoyu şahit olmadı. Tam tersi kendileri problem oldu. Başta devlet üniversitesi DAÜ. Süreç içerisinde topluma problemler yarattı. Devletin omuzlarında milyonlarca lira borç yarattı veya yaratıldı. Hala daha öğretim elemanlarının sorunları, ödeme zorluğu, sendikal problemler vs sıkça basında gündeme gelmekte.
Yeterli öğrenci kaydı olmadığı öğretim yıllarında, bütün KKTC üniversiteleri toplumun karşısına yine problem olarak çıktı. Meclis de hemen arkasından ad-hoc komiteler kurdu. Amaç üniversitelerin öğrenci problemini çözmek; tam bir yaman çelişki. Halbuki üniversitlerin yasada da belirtildiği gibi amaçları, toplumun problemlerini çözmektir. Tam tersi toplum, üniversitelerin problemini çözmek için hemen seferberlik ilan etti, kriz masaları oluşturdu; tam Aziz Nesin’lik bir durum.
Kıbrıslıtürklerin çözüm bekleyen yığınla problem ve sorunu mevcut. Üniversitelerden tık yok, çözüm önersi hiç yok. Kıbrıs sorunu, işsizlik, ambargolar, teknecik elektrik santralinin filtre problemi, elektrik problemi, hayvancılık, narenciye, zeytin üretimi, dağların reisler tarafından dinamitlenip dinamitlenip satılması, başta Girne ve diğer şehirlerdeki çarpık yapılaşma, çürümüş duruma gelen sağlık ve eğitim sistemindeki problemler, çevre sorunu ve şimdi yaratılan ‘su’ problemi ve yazmayı unuttuğumuz daha nice problem ve sorun.
Üniversitelerin yapılanması bunları çözecek şekilde değil. Üniversitlerde araştırma yapacak alt yapı yok. Öğretim elemanı sıkıntısı çok. Üniversiteler ‘uçan’ hocalara teslim. ‘Uçan’ hocalar maaşlarını alıp gidiyorlar. 16 haftalık dersin 2 veya 3 tanesini yapanlar, master ve doktora derslerini kongrelere öğrencileri çağırıp, arada sıkıştırıp yapanlar vs.
Üniversitelerde araştırma fonları yok. Bilgisayar ve alt yapı sorunu mevcut. Nitelik açısından problemler mevcut. Ancak akademsiyenler için en büyük problem ‘düşük maaşlar’dır. Hatta üniversitelerde adama göre maaş uygulamasından şikayet eden akademisyenler var. Aynı unvandaki akademsiyenlere farklı maaşlar ödenmekte. Akademisyenler ders yükleri altında ezilmekteler, araştırma yapacak zaman kalmıyor. Araştırma yapıp kongreye gidecek olsalar, fon olmadığı için üniversitler onlara maddi destek vermiyor.
Üniversitelerin derdinin problem ve sorunlara çözüm bulmak için araştırma yapmak olmadığının en büyük kanıtı da ‘süreli yayın’larının olmamasıdır. Araştırma olmadığı için süreli yayın da yok. Halbuki süreli yayın araştırmalar yapılmasını motive eder.
Sözün özü; KKTC üniversitleri yıllardır toplumsal sorumluluklarını yerine getirmedi. Zamanı geldi; gelişmiş ülkelerin üniversiteleri gibi kurumsallaşmayı yeniden yapmaları şart. Aksi takdirde, kendileri şimdiki gibi topluma problem üstüne problem yaratmaya devam edeceklerdir.
* https://www.mebnet.net/sites/default/files/yasalar/17-1986.pdf
































