Poli

UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer almak

Öntaç Düzgün
Öntaç Düzgün

Avrupa haberleşme sisteminin merkezinde bulunan ve nerede ise her yapılanın habere dönüştüğü İtalya’da geçtiğimiz hafta ulusal yiyeceklerinden olan pizzanın UNESCO ile olan imtihanına tanık olduk. İtalyanlar, Napoliten usulu pizzalarını UNESCO’nun dünyada koruma altındaki kültürel değerler listesine dahil edebilmek için olmadık işler yaptılar ve bunu anında bütün dünyaya izlettirdiler… Ve tabii ki sonunda da başardılar. Napoliten usulü pizza, artık içeriği, yapım ritüelleri ve aşçılığı ile birlikte UNESCO’nun dünya miralarsı listesine dahil edilmiş oldu.

UNESCO, Birleşmiş Milletler’e bağlı bir kuruluş ve 2’nci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında 1946 yılında kurulmuş. Amacı, insanlığın halen var olan en özgün eğitim bilim ve kültür birikimini listelemek ve koruma altına almak. Bunlar arasında özellikli tarihi yapılar yanında somut olmayan kültürel değerler de var. İtalyanların Napoliten usulü pizzaları da bu kriterler dikkate alınarak yemek kültür mirası listesine dahil edilmiş.

İtalyanların bu özel pizza türü için verdikleri savaşı yadırgamamak lazım. Dünya mirasları listesine giren ve koruma altına alınan ürünle bir taraftan ciddi bir tanıtım olanağı yakalanırken öte yandan bütün dünyada taklitlere karşı hukuki bir koruyuculuk da elde ediliyor. İşte bu nedenlerle her ülke en değerli ve geleneksel ürünlerini tescil ettirebilmek için büyük uğraşılar sergiliyorlar. Mesela Türkiye Mesir Macunu’nu, Lavaş veya Yufka gibi mamüllerini çoktan UNESCO listelerine dahil etmiş bile. Avusturya ise, Viyana kahveleri ile listeye dahil olmuş. Ülke ve ürün listeleri uzayıp gidiyor.

UNESCO’nun koruma altına aldığı değerler oldukça yaygın. Mesela Kıbrıs’ın Lefkara işi nakışları 2009 yılından beridir listede ve koruma altında. Ayni şekilde Arjantin’in ünlü Tango dansı, Bosna-Hersek’in Zmijanje nakışı, Kuzey Kore’nin “Arirang” isimli halk şarkısı veya Ekvador’un ünlü Panama şapkası gibi. Ancak bütün bunlara karşın UNESCO’nun en kayda değer çalışması farklı kültürler ve dönemlerden miras kalan değerli yapıların korunmalarına yönelik yaptığı çalışmalardır. UNESCO’nun listesine alıp bütün dünyanın dikkatine getirdiği, hoyratça kullanımın önüne geçilmesine vesile olduğu hatta gerektiğinde koruma amaçlı finansman kaynakları dahi sağladığı, çok sayıda değerini kaybetmemiş tarihi yapılar var.

Birleşmiş Milletler’e bağlı bir kuruluş olan UNESCO, üye ülkelerin katılımı ile oluşmuş ve faaliyetlerini, her üye ülkede var olan ulusal komiteler üzerinden yürütüyor. Genel kurulu, yönetim kurulu ve sekreteryası bulunan örgüt, Birleşmiş Milletler’den edindiği bütçe yanında üye ülkelerin ve çeşitli fonların sağladığı mali kaynaklarla operasyonel bir kimliğe sahip. Bu nedenlerle her üye ülke, sahip olduğu tarihi kültürel değerlerini kayıt altına aldırıp bundan yararlanma yoluna giriyor. Çünkü tescillenmiş her bir değer ayni zamanda bir turizm metası olarak pazara sunulmuş oluyor. Günümüzde, en parlak turizm destinasyonları arasında başı çeken coğrafyalar, UNESCO’nun listelenmeye değer bulduğu önemli yapılar ve somut olmaysan kültürel değerlerin en çok bulunduğu alanlar oluyor.

UNESCO listelerinde Kıbrıs ta bulunuyor ancak….

UNESCO’ya üye olan Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs’ın güney yarısında bulunan tarihi ve kültürel değerleri örgütün listelerine sokabilmek için oldukça çaba sarf etmiş. Bunda da başarılı olmuş. Güney Kıbrıs’ta yer alan bazı tarihi yapılar, örgütün dünya mirasları listesine girmeyi başarmış. Bu yapılar, Güney Kıbrıs’ta halen başarı ile yürütülen turizm faaliyetlerinde başlıca ziyaret alanlarını oluşturuyor.

Bu değerlerin başlıcasını Trodos bölgesindeki “Boyalı Kiliseler” oluşturuyor. Farklı yerleşim yerlerinde bulunan kiliselerin toplamda oluşturduğu alana  “UNESCO Dünya Mirası Alanı” denyor. Alan, Bizans ve Bizans öncesi duvar resimleri ile  dekore edilmiş on adet Bizans kilisesi ve manastırı içeriyor. Bu kiliseler ve bulundukları köy isimleri şöyle:

  • Ayios Nikolaos tis Steyis (Saint Nicholas of the Roof), Kakopetria’da
  • Ayios Ionannis Lampadistis (Saint John Lampadistis), Kalopanagiotis’te
  • Panagia (Meryem Ana Kilisesi) Phorbiotissa (veya Asinou), Nikitari’de
  • Panagia tou Arakou, Lagoudhera’da
  • Panagia tou Moutoulla, Moutoullas’ta
  • Başmelek Mikail Kilisesi, Pedhoulas’da
  • Timios Stavros (Kutsal Haç Kilisesi), Pelendri’de
  • Panagia Podhithou (Bakire Podithou Kilisesi), Galata’da
  • Stavros Ayiasmati (Ayiasmati’nin Kutsal Haç Kilisesi), Platonistasa’da
  • Metamorfoz tou Sotiros (Kurtarıcının Dönüşümü), Palaichori’

Bu kiliselerin dokuzu UNESCO tarafından 1985 yılında, Palaichori’deki kilise ise 2001 yılında Dünya Mirasları listesine eklendi.

Güney Kıbrıs’ın Dünya mirasları listesine kaydettirdiği yapısal varlıkların sayısı yukarıda sözü edilen kilise ve manastırlarla sınırlı değil. Baf kasabasında Aşağı Baf olarak bilinen bölgede popüler ismi ile “Kıral Mezarlıkları” olarak isimlendirilen ve aslında Neolitik döneme ait yerleşim yeri de 1980 yılında UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’ne alınarak koruma altına alınmış. Yine Hirokitya’da günümüze kadar ayakta durmayı başarabilmiş Neolitik yerleşim alanı da 1998 yılında bu listeye dahil edilmiş.

Güney Kıbrıs’taki ulusal komite, sahip oldukları ve dünya mirasına devredebilecekleri değerler üzerine özel çalışmalar yürütürken, Kuzey Kıbrıs’ta durum bu kadar kolay ve rahat değil. UNESCO ile ilişkili olabilmek için, üye ülke olmak gerekiyor. KKTC, Birleşmiş Milletlerin tanımadığı, haliyle UNESCO’ya da üye olamayacak bir devlet. Buna karşın, Kuzey Kıbrıs’ta var olan ve Dünya Mirasları listesinde adını mutlaka yer verilmesi gereken oldukça değerli yapılar var ve bu varlıkların kaderleri tıpkı adanın kuzeyindeki halk gibi siyasi sorunların çözümüne bağlı.

othello

“Othello için bir imza da sen ver”

İtalyanların Napoliten Usulü Pizza için verdikleri kavga Kıbrıs’ın Kuzeyi için bir esin kaynağına dönüşebilir mi? UNESCO’nun İtalyan pizzası için karar aşamasında tanıtım ve etkileme faaliyetlerini maksimuma çıkaran İtalyanlar, onay alabilmek için tam 2 milyon imza toplamışlar. Çok iyi hikayeler oluşturarak ülke ve Avrupa medyasında hemen her gün yer almayı başarmışlar. Dahası, Uluslararası Uzay İstasiyonu’ndaki astronotlara pizza göndererek, pizza partisi görüntüleri ile karar vericileri köşeye sıkıştırmayı başarmışlar. Sonuçta pizza, İtalyanların Dünya Mirasları Listesi’ne kattığı tarihi bir değere dönüşmüş. Tüm bu faaliyetler biz “tanınmamışlar” için bir motivasyon kaynağına dönüştürülemez mi?

Kıbrıs’ta eğer siyasi bir sorun yaşanmayıp “Kıbrıs Cumhuriyeti” devam ediyor olsaydı, halen Kıbrıs’ın kuzeyinde yer alan pek çok yapı UNESCO listelerinde yer almaya uygun görülebilirdi. Örneğin Mağusa’da paha biçilmez değerde olan gotik  St Nicholas Katedrali (Lala Mustafa Paşa Camisi), Yine  Lefkoşa’da ilk dönem gotik yapılardan olan ve Paris’teki Notre Dame Katedrali‘nin bir benzerini inşa etme kararı alınmasıyla inşasına başlanan 1326 yapımı St. Sophia Katedrali  (Selimiye Camisi), dünyaca tanınmışlığı olan Othello Kalesi, Salamis şehri yaşam alanı bunlardan bazıları. Sorulması gereken soru şu: UNESCO’nun siyasi kimlik sorunlarını öne sürerek dünya kültür mirasının değerli ürünleri olan bu varlıkları görmezden gelmesi üslendiği sorumlulukla ne derecede bağdaşır? UNESCO’nun üstlendiği kültürel sorumluluk gereği siyasi tanıma olmaksızın Kuzey Kıbrıs’taki kültürel varlıkları dikkate aldığına yönelik adımlar atması ona değerinden ne kaybettirir? Öte yandan diğer bir gerçeklik de, bu eserlerin sahibi olan toplumun ve kurumların bu yönde adım atıp talepte bulunmamaları ile bu eserleri tescilleyebilmek mümkün değil. Sorunu UNESCO’nun dikkatine getirmek, elimizde bulunan ve aslında çoğu hiçbir zaman Rum toplumunun ve Ortodoks dininin kullanımında ( hırsızlık, zorla ele geçirilmiş) mal olmamış bu eserlerin tanıtımını yapıp sorunu gündeme taşımak bir görev olarak ortada duruyor. Örneğin camiler için Vakıflar Örgütü, Othello Kalesi için Mağusa İnsiyatifi rol üstlenemezler mi? İyi öngörülmüş bir proje ile örneğin bir imza kampanyası ile başlanamaz mı? Dünya kültür mirasında, sahip olduğumuz değerlerle yer alabilmemiz aslında bizim istekliliğimize bağlı. Yeter ki inandırıcı bir ilk adım atılabilsin.

kral mezarlari baf




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı