Köşe Yazarları

Ünal Akifler ne kadar liberaldi?


Biraz geç de sayılsa, kısa bir süre önce yaşama veda eden Ekonomist Ünal Akifler’in arkasından bir şeyler söyleme gereği duyuyorum.

Yaşamının son evresinde tanışma fırsatı bulduğum, yazdıkları ve söylediklerinden çok şeyler edindiğim değerli bir insandı. Otobiyografisini hazırlamaya çalışıyorduk, biraz O’nun naz niyazı, (“saatlerca senininan gonuşacak değilim ama bir gıccağız gelirse olur” sızlanmaları) biraz benim tembelliğim işin önüne geçti ve kalıcı bir çalışma çıkaramadık.

Ünal hocanın iki özelliğine hayranlık duyuyordum. Birincisi, en karmaşık ekonomik teorileri bile o kadar yalın, anlaşılır ve dikkat uyandırıcı usullerle anlatıyordu ki; sonuçta hiçbir ön bilgiye sahip olmasanız bile söylenenin ne olduğunu mutlaka anlayabiliyordunuz. O nedenledir ki Ünal hocanın nerede ise bağımlılık düzeyinde özel bir dinleyici kitlesi vardı. Çok iyi eğitim alması, İngiliz kamu yönetiminde görev yapması, uluslararası şirket deneyimleri, Kuzey Kıbrıs’ta bürokraside ve akademide çalışması ona zengin bir deneyim kazandırmıştı.

İkinci kayda değer özelliği ise, kendi ile dalga geçecek kadar iç barış yaşıyor olmasıydı. Ünlü İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nin yazarı Filozof Abraham Harold Maslow’a atfen “ben normalde yeme içme, barınma ve cinsellik aşamalarını geçip Maslow’un dördüncü aşamasına yani saygınlık aşamasına geçmiş olmam lazımdı ancak ‘fiziksel engellerini kasdederek’ üçüncü aşama peşimi bırakmıyor, orayı bir türlü geçemiyorum  derdi. Bunu etrafındakiler gülsün diye anlatırdı, herkes gülünce o da mutlu oluyordu.

Ünal hoca vefat ettikten sonra hakkında yazı yazanlar hatta bildiri yayınlayan kurumlar bile oldu. Herkes, toplumun yararlılık göstermiş bir evladını kaybettiğine işaret etti. Bazı yeni dürüme politikacı ve burjuva özentili girişimciler de toplumdaki ekonomik ve siyasi kırılmaları fırsat bilerek Ünal hocanın ne kadar “liberal”, ne kadar “bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler”ci olduğunu anlatmaya çalıştılar. İşte ben de buna illet oldum. Öldükten sonra ona yapılan bir saygısızlık olarak kabul ettim.

Ünal Akifler’in Havadis gazetesinde yayınlanmış 170’ten fazla makalesi ve iki uzun söyleşisi vardır. Hoca’nın çok ciddi düzeyde hem zorla kurdurulan rejime hem de toplumun son 40 – 50 yıldır hüküm süren rejim içerisinde lümpenleşmiş alışkanlıklarına yönelik eleştirileri vardır. Toplumun hazır yiyiciliğe alıştığına, hızla dezavantajlıları (yaşlılar, çocuklar, engelliler hatta hayvanları) korumaya yönelik organizasyonlarını, duyarlılıklarını kaybetmekte olduğunu vurguluyordu. İngiliz sömürge döneminde zorla da olsa edinilen toplumsal düzenin, hukuğa saygının, liyakata değer vermenin, toleransın, hoşgörünün, kibarlığın, , güvenlik ortamının bir arada yaşama alışkanlıklarının oryantalist alışkanlıklarla nasıl yozlaştığını anlattı durdu.

Ünal hoca, Kıbrıslı Türk elitlerin eğer geleceğe yönelik olarak tutarlı bir proje ortaya koyamamaları halinde, Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkinin “birleşik kaplar” teorisinde olduğu gibi yaşanacağını, “Türkiye’de ne varsa KKTC’de de o” söylemleri ile Türkiye’nin sorunlu siyasal kültürünün, sorunlu hukuk anlayışının, sorunlu demokrasi geleneklerinin, sorun çözme anlayışlarının Kıbrıs’a doğru akacağını, küçük olanın (Kıbrıs Türk tarafının) olanı biteni kaldıramayacak noktaya geleceğini öngörüyordu.

TC-KKTC ekonomik işbirliği protokollerine yönelik olarak farklı zamanlarda yazdığı yazılarda, Türkiye’nin iki önemli zaafına işaret ederek önlemler düşünülmesini savunuyordu:

“Türkiye, iki şeyi bilmez. Ekonomide tekelleşmeye karşı orta sınıfı koruyucu, toplumda gelir dağılımında adalete yönelik ne siyasal ne de hukuksal bir kültüre sahip değildir. Ötesi, Türkiye kooperatifçiliğin en geri kaldığı ülkeler sıralamasında önde giden ülkelerdendir. Orta sınıfı güçlü ve kooperatifçilik geleneklerinden çok yarar sağlamış küçük bir toplum olarak Türkiye’den önerilen her ekonomik önleme evet dersek, en güçlü olduğumuz sosyal yönlerimizi kaybederiz” derdi.

Ünal hocanın uzun bir süredir aktüel konu halinde olan özelleştirme girişimlerine yönelik olarak da tespitleri vardı. “Dünyada iki tür özelleştirme modeli var” diyordu. Birisi, “Rus usulü özelleştirme ki buna Türk usulü de denebilir. Siyasal iktidar yandaş bir oligark seçer ve göze kestirilen bir kamu varlığı bir gecede ona devredilir. Bir de İngiliz usulü vardır”

Nasıl bir düzen sorusuna ise “Sosyalizmin insancıllığı ile liberalizmin girişimcilik, yaratıcılık ruhunu harmanlayan yeni ve farklı bir düzen” cevabını verirdi.

Sizi Ünal hocanın özelleştirmelere yönelik eleştiri yaptığı bir yazısından bir bölümle baş başa bırakıyorum.

 

Küçük bir ülkede doğal monopol sayılan elektrik, hava limanı, telekomünikasyon gibi özele açılımların özel monopole dönüşeceği cihetle bu konuda çok dikkatli davranmak gerekir. Eğer mutlaka özelleştirilecek ise, ilkin özerkleştirilmesi, böylece özel sektör gibi çalıştırılıp, bu toplum mallarını gerçek değerle elden çıkarılması gerekir. Bu Rusya’nın yaptığının tersine İngiltere’nin bilinçli, toplum menfaatine uygun özelleştirme şeklidir. Ayrıca bu gibi topluma ait müesseseleri hisselerinin halka açık, blok satıştan mümkün mertebe sakınıp, orta sınıfı da mülklendirerek, ülkeye sahiplilik duygusunun güçlendirilmesi sağlanmalıdır. İşsizliğin ayyuka çıktığı bu devrede özelleştirme yaparız derseniz yaraya tuz sürer, işsizliği artırır, gelir dağılımının daha da bozulmasına sebep olursunuz.

Kıbrıs Türkünün bugüne değin alıştığı karma ekonomik sistem ve bu sistemin yapılan keyiği ufalttığı halde gelir dağıtımına görece olumlu katkı yapması hep ön planda tutulmuş, tercih edilmiştir. Şimdi aniden, kontrol edemediğiniz özel sektör monopollerini, liberal sistemde bunun ciddiyetle yapılmasının şart olduğunu bildiğiniz halde, doğal monopolleri özelleştireceğim diye blok halinde tercihli Türkiye sermayesine sunulması buraya vahşi kapitalizmin getirilmesinin son aşaması olacak. Özellikle küçük bir ülkede vahşi kapitalizmin yaratacağı sosyal dalgalanmaları ufukta görebiliyorum. Ve bu toplum daha fazla çalkantıyı kaldıramaz inancındayım.”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı