Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Umarım yanılırım

 

Bilmek değil bildiğini yapabilmek, uygulamaya koymak önemlidir.

Kuzey Kıbrıs’ın bildiklerini toplum yararına aktarabilecek, sorunlara çözüm üretme kapasitesine sahip pragmatik yöneticilere ihtiyacı var.

Kendisi ile barışık olan, ekip çalışması yapmaya açık yöneticilere.

Ve başarının esas alınacağı bir modele ihtiyaç var.

Kamu görevleri gelip geçicidir ve kimseye kalmaz.

Önemli olan bu görevlere gelenlerin görev yaptıkları süreler içerisinde sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmiş, görevi devrederken de bayrağı aldıkları noktadan daha ileriye taşımayı başarmış olmalarıdır.

Geride somut, elle tutulur bir şeyler bırakmalarıdır.

Bu yapıldığı takdirde toplum ileriye gider.

Gelenin gideni arattığı, var olanları yok ettiği koşullarda toplum kaybeder.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en büyük sorunu kötü yönetiliyor olmasıdır.

Bir diğer sorun ise başarıya tahammül edemeyen bir anlayışın her alanda etkin olma durumuna gelmesidir.

‘Benden olmayana yaşam hakkı yok’ yaklaşımını da buna eklersek işin geldiği yer daha iyi anlaşılacaktır.

Dediğim gibi, kamu görevleri gelip geçicidir ve o görevler kamu yararına en iyi ve etkin bir şekilde yapılmalıdır.

Alınan her kararın, atılan her imzanın sorumluluğunu da bu görevlere gelmiş kimseler bir şekilde sonuna kadar taşımalıdır.

Aldığı bir kararla kamuyu zarara uğratmış olan olursa bunun bedelini bizzat kendisinin ödemek durumunda olacağını bilmelidir.

Sistem buna göre yapılandırılmalıdır.

Denetim ve takip mekanizmaları geliştirilmelidir.

Kimseye kamu görevi yaparken ‘nasıl olsa cevizcinin çuvalından’ diye kişisel ya da partisel ego ve çıkarlarını tatmin etme fırsatı verilmemelidir.

Kuzey Kıbrıs’ta bugün ‘nasıl olsa cevizcinin çuvalından’ düşüncesi ile birçok yanlış yapılmaktadır.

Hukuk hiçe sayılmakta, ülkenin geleceği çalınmaktadır.

Buna karşın ise hiçbir önlem alınmamaktadır.

Önlem alması gerekenler bu konuda gerekli hassasiyeti göstermemektedir.

Günün sonunda ülkede, kovayı dolu getirinle boş getiren arasında bir fark yaratılmamasından dolayı kovalar genelde boş taşınmaktadır.

Bunun için de ülkede doğru düzgün iş yapılamamaktadır.

Sonuç ortadadır.

Bu şekilde devam edemeyiz.

Değişmek ve bilgiyi, başarıyı öne çıkaracak bir anlayışı öne çıkartmak zorundayız.

Meselelere anlık değil, uzun vadeli bakmalıyız.

Bakmamakta ısrar edersek bir gün gelecek kendimizi geriye dönülemeyecek bir noktada bulacağız.

Ve sonuçta toplum olarak kaybedeceğiz.

Gidişat korkulanın başa geleceği yönünde.

Umarım yanılırım.