Ülke olarak kırılganız

24 Ağustos 2016 Çarşamba | 10:09
Mahmut Sezinler

 

Dışa bağımlı olan üretmeyen tüm ekonomiler kırılgandır. Kırılganlığın kaynağı ekonominin bağımlı olmasından kaynaklanır. Ekonomiyi elinde tutan unsurlar size para vermediği, yatırımlarınız için kaynak aktarmadığı sürece ve hatta bağımlı olduğumuz ekonomik unsurun enflasyonu, para politikası, faiz ve bu gibi enstrümanlarının durumu sizi direk etkiler. Ekonomik büyümenizi etkiler, hatta durdurur. Gerek Türkiye gerekse ekonomik bağımlılığı  Türkiye’ye bağlı bulunan KKTC bunu çok yaşadı ve yaşıyor. Dünyadaki gelişmeler Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artırıyor. Jeopolitik gelişmeler, siyasi konjonktür ve  son TC’de  yaşanan isyan ve daha sıralayabileceğim 5-6 tane unsur Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artırıyor.

Türkiye’de meydana gelen herhangi bir kırılganlık yaratan unsur Türkiye’ye bağlı olan KKTC ekonomisinin de kırılganlığını artırıyor. Tıpkı 15 Temmuz  isyanı gibi. Çünkü kendi kendine yetmeyen, üretmeyen, kendi parası olmayan, yatırımlara kaynak ayıramayan bir ekonomik yapıya sahiptir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.

Kırılganlık kelimesinin anlamına baktığımızda kırılabilirlik çıkıyor. Kırılabilen insan var o insana kırılabilecek şekilde davranmamak, kırılabilecek sözler ve hareketler yapmamak, yani o insana titiz davranmak gerekir.

Bu örnekten yola çıkarak, kırılgan ekonomilere değişik açıdan bakalım; Yabancı yatırımcı açısından baktığımızda, yabancı yatırımcı kırılgan insan gibidir. Kırılır, küser, karar değiştirir, yatırım yapmaktan vazgeçer ve/veya yatırım yapmak için bir başka ekonomi seçer. Yatırımcı kırılgan ekonomiye yatırım yaptığı zaman risk alır.

Yine insan örneğine dönersek, kırılganlığı artıran kırılgan insana karşı sizin davranış şeklinizdir. Burada görev kırılgan kişiye karşı karşısındaki kişinin davranış şekillerine düşer. O zaman kırılgan ekonomilerde politika yapıcıları önemli rol üstlenir. Gerek söylemlerinde, gerek davranış biçimlerinde gerekse ekonomik planlama ve hedeflerinde. Bir de tabii ki KKTC gibi ekonomik bağımlılığı olan ülkenin KKTC’ye bakışı, KKTC’nin içinde bulunduğu siyasi çözümsüzlük sürecinde KKTC’nin pazarlama şekli yani paketin albenisi ve sağlamlığı.  Piyasa gerçeklerini unutmamak lazım.

KKTC’de kırılganlığı ve umutsuzluğu öne çıkaran politikacılar ve söylemleridir. Hala daha işletmeler ara eleman sıkıntısı çekmekteler, hala daha turizmimizi çeşitlendiremedik hala daha turizmimiz büyük oranda TC.’ye bağımlı. Hala daha ekonomimizin dışa bağımlılığını çözemedik. Hala daha cari bütçemizin %40 düzeyinde bir meblağı Türkiye Cumhuriyeti karşılıyor. Hala daha altyapı yatırımlarımızı Türkiye yapıyor. Hala daha iç siyasette istikrar sağlanamadı. Hala daha sivil toplum örgütleriyle iç barış sağlanamadı. Hala daha Cumhurbaşkanımız bağımsız hareket edemiyor. Hala daha kendi enflasyonumuzu, kendi para politikamızı, kendi faiz nispetlerimizi, kendi yabancı para fiyatlarımızı belirleyemiyoruz. Bütün bu olgulardan dolayı kırılganlık gün geçtikçe artıyor, güvensizlik üst boyutlara kadar tırmanıyor. Tıpkı şu anda olduğu gibi. Ağustos ayının sonlarına geliyoruz halen piyasada nakit sıkıntısı,  kapasite kullanım azlığı devam ediyor. Oysa geçmiş yıllarda temmuz ayı ile birlikte piyasada canlanma başlardı. Artık Temmuz ayı da işe yaramaz oldu. Ekonomimize yılların verdiği kırılganlık hasarı kendini ciddi şekilde hissettiriyor. Tıpkı kırılgan insan gibi. Yılların birikiminden, kırılganlığından gün gelir kabuğundan çıkar bir ağustos böceği misali.