Biçare Kemal Kılıçdaroğlu.
Ne Kürtlere yaranabiliyor ne de Türklere.
PKK eksenli Kürtler, kendilerini yok etmeye çalışan sistemin adamı olarak görüyorlar Kılıçdaroğlu’nu.
AK Parti eksenli Türkler de “teröre destek veren adam.”
Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde zaten bir iddiası yok. Ya sonuncu partidir ya da sondan ikinci.
Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde umutludur.
Sahillerden başlayarak Anadolu’ya akmayı ve CHP’yi hükümet yapmayı deniyor.
Gerçi her defasında yenilgiye uğruyor ama denemekten vazgeçmiyor.
Muhalefetin dozajını artırıyor, doğrudan Erdoğan’ı hedef alıyor, zaman zaman üslup sorunu yaşayan çıkışlar yapıyor ve Erdoğan karşıtı oyları kendine çekmeye çalışıyor.
Ama şimdilerde fena köşeye sıkıştı.
Özgürlükçülük ile militarizm arasında sıkıştı kaldı.
Kürtlere birtakım haklar verilmesi gerektiğini düşük sesle söylüyor ve söyledikleri Güneydoğu’da patlayan bomba sesleri arasında duyulmuyor bile.
Batı’daki şehit cenazelerine katılıp da aslında teröre onay vermediğini anlatmaya çalışıyor ve/fakat orada da bindirilmiş kıtaların saldırısına uğruyor.
“Ya Allah, bismillah, Allahuekber” nidalarıyla bindirilmiş kıtalar Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar.
Pet şişe, yumurta falan atıyorlardı da dün azı gemiye alıp mermi kovanı atmaya başladılar.
Kılıçdaroğlu’na “sonun mermiden olacak” mesajı veriyorlar.
O da bunun karşısında “korkmuyorum, böylelerine pabuç bırakmam” diyor ama göğe yükselen ağıtlar arasında bu dediği de duyulmuyor.
Anlayacağınız Kılıçdaroğlu’nun işi zor bu günlerde.
***
Peki niye zor?
Çünkü militarizm Türkiye’yi teslim almış durumdadır.
Doğu’da silahlı PKK’lıların domine ettiği büyük bir savaş yaşanıyor.
Şehirlerin yıkıldığı sadece son iki hafta içinde bin iki yüz kişinin öldüğü adeta bir iç savaş.
Böylesi bir ortamda “silahlar sussun, barış istiyoruz” demenin değeri davulcu yellenmesi kadar değildir.
Batı’da hegün cenazeler kalkıyor ve birçok şehirde insanlar karalar bağlayıp yas tutuyorlar.
Bu ortamda da kimse barış sözcüğünün b harfini bile duymak istemez elbette.
İstenilen şey tam da militarizmin ruhuna uygundur;
İntikam, intikam intikam…
***
Tüm bunların üstüne bir de tarikat numaraları devreye sokuldu.
Bindirilmiş, kıtalar sanki sıradan öfkeli vatandaşların tepkisiymiş gibi, her cenaze töreninde Kılıçdaroğlu’na karşı eylem yapıp algı yaratmaya çalışıyorlar.
Sanki de cenazelerin sorumlusu Kılıçdaroğlu imiş gibi kamuoyuna propaganda basıyorlar.
Galiba bunda da başarılı oluyorlar.
Baksanıza artık AK Partililer cenaze törenlerine rahatça katılabiliyorlar.
Halbuki yakın geçmişe kadar yuhalanan onlardı.
Fakat onları yuhalayan CHP’nin bindirilmiş kıtaları değildi.
***
Velhasıl kelam, Kılıçdaroğlu’nun durumunda görüleceği gibi Türkiye zor günlerden geçiyor.
Sadece militarist dilin konuşulduğu günlerden.
Ve bunun ne zaman biteceği de belli değil.
Ufukta umut yok anlayacağınız…
































