KıbrısManşet

Uçurum kadar derin







Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Hasan Taçoy ile Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Mlletvekili Erkut Şahali, Havadis Web TV’de Damla Dabis’in konuğu oldu.

 




HAVADİS ÖZEL



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Hasan Taçoy ile Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Mlletvekili Erkut Şahali, Havadis Web TV’de Damla Dabis’in konuğu oldu.

UBP Milletvekili Hasan Taçoy, ‘Sandıktan UBP ve CTP’ye görev çıktı. UBP bu sorumluluğu alıyor’ dedi.

Taçoy, UBP-CTP koalisyonu dışındaki diğer hükümet modellerine ilişkin de yorumlarda bulundu.

CTP Milletvekili Erkut Şahali ise CTP’nin de diğer siyasi partiler gibi ülkeyi yönetmeye talip olduğunu ancak çıkan aritmetikte bu görevin CTP’ye değil UBP’ye verildiğini söyledi.

Erkut Şahali, UBP ile gerek siyaseten gerek etik bağlamda gerekse siyaset yapma biçimi bağlamında anlaşamadıklarını, UBP ile CTP arasında ciddi farklılıklar olduğunu söyleyerek, UBP ile hükümet kurmaları için çok ciddi taahhütlere ihtiyaçları olduğunu dile getirdi.

UBP Milletvekili Hasan Taçoy ise Kıbrıs meselesi dışında aslında iki partinin farkı olmadığını kaydetti.

Şahali ve Taçoy, Kıb-Tek konusunda da önemli açıklamalarda bulundu.

 

Soru: UBP neden daha fazla CTP’nin adını zikrediyor. UBP, CTP olmadan sorunların üstesinden gelemeyeceğini mi düşünüyor?

“Halk UBP-CTP Koalisyon hükümeti istiyor”

 

Taçoy: Her siyasi parti ve siyasetçi gibi ben de her seçimden sonra sandık analizi yapıyorum. Burada amaç sandığın talebini görmeye çalışmaktır. Vatandaş bu seçimde; ‘en fazla UBP ve CTP’ye güvenim var’ dedi. Halk, UBP’ye hükümet etme görevi verilmiştir. Sandıktan çıkan sonuca göre halk; ‘bu ülkeyi ıslah edebilmemiz için 2 siyasi partiye görev veriyoruz’ dedi. CTP, ‘biz ana muhalefet görevini aldık, bu görevi yürüteceğiz’ dedi. UBP ile CTP arasındaki en büyük farklılık Kıbrıs meselesine bakış açısındadır. Geçmişte halk, geçmişte buna da cevap vermiş ve bu temsiliyeti Ersin Tatar’a vermiştir. Vatandaşın esas istediği; ülkenin içerisinde bulunduğu konumu daha ileriye taşımak için sorumluluk vermedir. CTP, bir dönem önce hükümet kurmada bu sorumluluğu bile bile ‘biz bu işin altına girmeyiz, biz buradan geri kaçarız’ dedi, hükümet kurmadı. Şimdi UBP, bu sorumluluğu alıyor ve CTP’ye ‘bu ülkeyi imar etmek için Kıbrıs meselesi bir tarafa buyurun gelin, bu hükümeti biz kuralım’ diyor. Halk bunu istiyor. CTP, ‘kardeş ben bu sorumluluğun altına girmem. Ben haftada 2 gün, yarım saat çıkarım, kürsüden sana muhalefet yaparım. Haftada 1 gün de çıkar seni eleştiririm, denetleme görevimi yaparım’ der. Bu da olur. UBP, 27 sayısıyla HP ile hükümet kurabilir, DP ile de kurabilir.  26 ile de YDP ile kurabilir veya bunların kombinasyonları ile de hükümet kurabilir. UBP, HP ve DP veya UBP DP ve YDP ile hükümet kurulabilir. Diyelim ki CTP ile değil küçük partilerle hükümet kuruldu. Ayağınız yaşa takılır takılmaz hali ile CTP muhalefet yapacak ve bir erken seçim çağrışımı başlatacak. Bu durum bu ülkeye ne kadar yarar ne kadar yaramaz bunun hesaplarını birlikte yapmalıyız, düşünmeliyiz. Bu önümüzdeki 5 yıl gerçekten sorumluluğu yüksek bir 5 yıl. Ekonomik açıdan, reformlar açısından gerçekten çok büyük çabalar gerekir. Vizyonunuzu tamamen o yöne çevirmeniz gerekir.

 

Soru: UBP ile CTP arasındaki fark aslında Kıbrıs sorunu mudur? Örneğin CTP böyle bir dönemde elini taşın altına koymak istemiyor mu? Yoksa hükümette olmayı istemiyor, muhalefette kalıp aslında bir şekilde erken seçimin gelebilme ihtimalinin yüksek olduğunu görüp, yerel seçimleri de atlatıp tekrardan erken seçime mi odaklanmak istiyor?

“Sayın Sucuoğlu erken seçimi ilk zikreden kişi oldu”

 

Şahali: 10’uncu dönem parlamento görev başındadır ve görev süresi 5 yıldır. Dolayısıyla erken veya zamanında seçim kelimesinden daha büyük bir sakınca görmüyorum bugünlerde siyaset yaparken. Erken seçimin taşlarını döşemek için bize hacet yok çünkü sayın Sucuoğlu erken seçimi ilk zikreden kişi oldu. Dolayısıyla bizim açımızdan seçim gündem dahi değildir. 10’uncu dönem parlamento bir hükümet doğurmak zorundadır. Çünkü halkın acil çözüm bekleyen yığınla sorunu vardır. Genel seçimden çıktık ve biz bu ülkeyi yönetmeye talip olduğumuzu ifade ederek, üstelik kuracağımız hükümette halkın büyük ortak olacağını ifade ederek politika önceliklerimizi açıklamış ve halktan görev talep etmiştik. Çıkan aritmetikte bu görev bize değil UBP’ye verildi. Dolayısıyla CTP, hiçbir şey konuşmadan sadece seçim sonuçlarını rakamlar bazında ele alarak elbette kendini muhalefete konumlandırmak durumundaydı. Demokratik teamül bunu gerektirmektedir. Dolayısıyla CTP’nin hükümet olmak istemediğini, muhalefette kalmak için şu anda çaba sarf ettiğini söylemek çok yanlış bir değerlendirme olur. Çünkü CTP’nin içinde olmayacağı hükümet alternatifleri ortadadır. Hükümeti kurma süreci içerisinde UBP’nin elbette bizimle de görüşmelerini bekliyoruz. Kapımız ardına kadar açıktır. Geldikleri zaman onlara sadece Kıbrıs sorunu ile ilgili fikirlerini sormayacağız. Sayın Sucuoğlu’nun seçim öncesinde bizleri kategorik olarak reddettiği açıklamasını tek veri olarak kabul etmeyeceğiz elbette.

Bu ülkede şu anda korkunç bir ekonomik yıkım yaşanmaktadır. Bu yıkımı UBP, daha ziyade dünyada meydana gelen ekonomik değişime, pandemi koşullarına ve koşulların KKTC’ye etkilerine bağlayarak ifade etmektedir. Hâlbuki biz seçimler sırasında ortaya koyduğumuz yaklaşımlarda KKTC ekonomisinin yapısal sorunlarının aşılmasında Türk parasına bağımlılıktan kurtulmanın da çok önemli bir faktör olduğunu ifade etmiştik.

Örneğin UBP bizimle gerçekten hükümet kurmak istiyorsa stabil bir para birimine endekslenmiş muhasebe sitemini hayata geçirmeye hazır mıdır, değil midir sorusuna peşinen bir cevap bulmak durumundadır.

Bu ülkede özellikle pandemi koşulları ile birlikte eğitimde korkunç bir fırsat eşitsizliği ortaya çıktı. Şu anda kamu okullarında haftanın 2-3 ve 5 günü okula gidebilen öğrenciler şeklinde bir bölünme yaşanmaktadır dolayısıyla fırsat eşitsizliği derinleşmiştir. Örneğin belli bir takvim çerçevesinde UBP, 10’uncu dönem parlamentonun görev süresi içerisinde tam gün eğitime geçme konusunu bir politika önceliği olarak önüne almaya hazır mıdır? Bunlara cevap gerekiyor. UBP, bu cevabı bize verdiği takdirde biz onları gerçekten hükümet ortağı şeklinde muhatap kabul edebilecek duruma gelebiliriz.

Toplumsal fayda üretmeyen ama yıllardır olduğu gibi kalan teşvik politikalarının değiştirilmesi konusunda bizim politika önceliklerimiz arasında çok ciddi önlem tekliflerimiz vardı. UBP bu konuda adım atmaya hazır mıdır?

“Biz UBP ile bir kez hükümet deneyimi yaşadık”

 

En önemlisi biz UBP ile bir kez hükümet deneyimi yaşadık. 39 milletvekiline dayalı çok ciddi bir parlamento, hakimiyeti olan bir hükümet dönemi yaşadık, o hükümet dönemi 9 ay sürebildi. 2 ciddi konu ele alındı o hükümet döneminde birincisi; Türkiye’den gelen suyun kullanımına ilişkin anlaşmanın şekillendirilip sonuçlandırılması. Bu badireyi atlattık. Her ne kadar da o hükümetin bozulması konusunda UBP ağırlıklı olarak ‘su konusunda yaşananlar’ dese de o konu temize havale edilmişti, hükümet henüz bozulmadan. Ardından 2016-18 dönemini içeren ekonomik protokol konusunda Türkiye ile müzakereler devam ederken UBP, ‘biz Türkiye’nin önerdiği anlaşmayı harfiyen kabul ediyoruz. Protokolü imzalamaya hazırız’ diyerek hükümeti bozmaya karar verdi. O kararın ardından da ‘CTP bırakı gitti’ diye lanse etmek için hala gayret sarf ediyorlar.

Türkiye ile imzalanacak protokolde Kıbrıs Türk halkının ihtiyacı olan, kendinden olma politika önceliklerinin yer alması, Kıbrıs Türk demokrasisinin hiçbir biçimde içine sindiremeyeceği, hazmedemeyeceği unsurları herhangi koşulda anlaşmanın dışında bırakmak gerektiğine dair bir fikri benimsiyor mu?

Kıbrıs sorunu konusunda UBP’nin Sayın tatar ile birlikte geldiği nokta; Kıbrıs Türk halkına hiçbir şey kazandırmış değildir. Dahası herhangi bir şey kazandırma ihtimali de yoktur. Yeni politikanın, yani 2 eşit egemen, 2 egemen eşit devlete dayalı çözüm arayışının BM Genel Kurulu’nda, BM Güvenlik Konseyi’nde alınan kararlar doğrultulusunda yaşam bulma ihtimali sıfırdır. Dolayısıyla bu konuda CTP’nin hiçbir şey söylemeden, hiçbir şey yapmadan UBP’ye veya Sayın Tatar’a alabildiğince açık bir alan yaratarak kendini geriye çekmesini beklemekten daha anlamsız bir şey olamaz. Çünkü Kıbrıs sorununa çözüm CTP’nin ortaya çıkış sebebidir. CTP, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin tek ve en muhtemel çözüm formülünün dönemin Kıbrıs Türk lideri Denktaş’ın anlayışıyla birlikte federasyon olduğunu ifade etti. Federasyon bir Kıbrıs Türk tezidir. Bunun mimarı aslında merhum Rauf Denktaş’tır. Kıbrıs sorununu siyasete alet etmek bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değildir. Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte düşünüyor olmak gibi bir heves bizim için bir ihtiyaç değildir. Bizim için esas ihtiyaç Kıbrıs Türk halkının bu adadaki varlığını güvence altına alacak formülün hayata geçirilmesidir. Belli dönemlerde Türkiye bu konuda Kıbrıs Türk halkıyla birlikte hareket etti ama bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde farklı bir anlayış gelişti diye bizim ona içine girdiği kabın şeklini alan madde gibi uyum sağlamamızı beklemek doğru değildir. Dolayısıyla bu konunun da ele alınması lazımdır.

Soru: Halkın önceliği şu anda ekonomi. Ekonomi ile ilgili UBP ile CTP hangi noktada buluşabilir?

 

Taçoy: Sayın Tatar yalnız değildir. Sayın Tatar’ın politikaları Türkiye Cumhuriyeti’nde de kabul görmüş politikalardır. Hükümete giderken Kıbrıs meselesinin bir kenarda kalmasını ben kabul edebilecek bir noktadayım. CTP seçim süresince Euro’ya geçişten söz etti. Euro’ya geçiş ile enflasyon muhasebesi aynı şey değildir. AB’den ayrı ada içerisinde enflasyon yine yaşanacak. Bu da maastricht kriterlerini yakalamamakla eşdeğerdir. Onun için biz orada değiliz. Maastricht kriterleri içerisinde bulunan şartların aynı şekilde TL’de uygulanabileceğinden bahsediyorum. Bakınız elektriğe yapılan zam minimum yüzde 5’lik bir hayat pahalılığını geride bıraktı. Bu yüzde 5’lik HP benim 13 aylık maaşıma nasıl yansır, ne kadar yansır? Acaba o zararı ödemek mi daha karlıdır, yoksa devletin bunu kompanse etmesi mi daha karlıdır, yoksa o zammı yapma mı daha karlıdır? Bunun hesabını gelecek olan hükümet sorumlu olarak yapacaktır. 2020 ve 2021 yıllarında yapılması gereken zamlar yapılmadı. Zamlar aslında yılda 1 kez yapılmalıdır. Üretene veya da iş yapan kişilere maliyet olarak bunlar düz hesap olarak gelmeli, devlet geriye kalan kısmını kompanse etmelidir, buraya gidilmedi. Bunları oturup konuşmak gerekmektedir. Aslında birbirimizden farkımız yoktur.

“Kıb-Tek korkunç bir yıkım ile karşı karşıya kaldı”

 

Şahali: Sayın Hasan Taçoy’un ‘Kıbrıs meselesini ayıkladığımız zaman aslında birbirimizden farkımız yoktur’ söylemine katılmıyorum. Çok ciddi farklarımız vardır. Bunun anlaşılması gerekmektedir. Hem siyaset yapma biçimi bağlamında hem de konuları ele alma konusunda çok ciddi farklarımız vardır. Örneğin elektrik ve Elektrik Kurumu konusu UBP ve Hasan Bey açısından çıkmaz sokaktır.

2018 yılında Kıb-Tek, Hasan beye nasıl teslim edildi. Depolar ağzına kadar yakıt dolu, tüm üretim unsurları çalışır vaziyette, kurumun kasasında para var. 2018 mali raporu kurumun web sitesinde vardır. 42 milyon artı ile 2019 yılına geçiş sağlandı. Tüm jeneratörler, termik santraller de çalışır vaziyetteydi. Süreç içerisinde işletme giderleri, devletin kuruma olan mali mükellefiyetlerinin yerine gelmemiş olması Hasan bey hazirana geldiğinde durumu farklılaştırmış olabilir. Ancak Hasan bey kendinden önceki bakan görevde olduğu zaman hükümetin almış olduğu bir kararı uygulayacağına dair El-Sen ile bir protokol yaptı bakanlığının üçüncü ayında. Bizim hükümetimiz Kıb-Tek’e 4 yeni dizel jeneratör alınmasıyla ilgili uluslararası ihale kararı aldı. Hasan beyin görevde olduğu zaman da Sayın Arıklı’nın görevde olduğu süre boyunca da Sunat Atun’un görev süresi boyunca da Kıb-Tek korkunç bir yıkım ile karşı karşıya kaldı. Borç arşı geçmiş durumdadır.

“Tüm muhatap makamlar soruşturulmalı ve gerekirse yargılanmalıdır”

 

Biz CTP olarak; ‘Kıb-Tek’İn 2019’da 2020 ve 2021’de ve yeni hükümet kuruluncaya kadar görevde kalan tüm muhatap makamları soruşturulmalı ve gerekirse yargılanmalıdır’ diyoruz. Örneğin sayın Taçoy bu dönemde görev üstlendiği için soruşturulması ve yargılanması gerekenler arasındadır. Bu konuda bir onayları olacak mı? Çünkü yurttaş bunu bekliyor. Çünkü ‘herkes aynıdır’ algısı vardır ama her kes aynı değildir. Örneğin Hasan Taçoy’un hal yasası konusunda çok ciddi, samimi bir çaba içerisindeydi.

“Çok ciddi taahhütlere ihtiyacımız olacak”

 

CTP ile UBP arasında çok ciddi bir fark var. CTP hükümeti dönemlerinin hiçbirinde milletvekilleri arasında hiçbir zaman makam kavgası yaşanmadı. Ama şu an da UBP’li 24 vekilin önemli bir kısmı makam kavgası yaparak Faiz beyi baskı altına almaktadır.  Yani biz UBP ile gerek siyaseten gerek etik bağlamda gerekse siyaset yapma biçimi bağlamında anlaşamıyoruz. O sebeple bizim çok ciddi taahhütlere ihtiyacımız vardır. Hükümet programını iş ola yapmayacağız. Hükümet programına bir takvim mutlak suretle eklenmiş olacak ve o konuda sürekli birbirimizi denetlemek zorundayız.









Başa dön tuşu