Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

“Tuzun koktu”

DÜZEN SORUNLU: Kamuda yetkili sendikalardan üçünün yöneticileri artan adli vakalardan ülkede kurulan düzeni sorumlu tuttu. Sendika yöneticileri adli vakalardaki artışın dahi Kıbrıs sorunuyla bağlantılı olduğunu savundu

“ÖNCE SİYASET TEMİZLENMELİ”: KTOEÖS Başkanı Tahir Gökçebel, sorunun temelinde “1974 sonrası kurulan rejim var” derken, KTÖS Genel Sekreteri Elcil, “Güvenlik güçlerinin yetersizliğine” dikkati çekti. Kamu-Sen Başkanı Özkardaş, adli vakaların önüne geçilmesi için siyasetin temizlenmesi gerektiğini vurguladı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde son günlerde halk bir adli olayın şokunu atlatmadan başka bir adli olay gündeme geliyor. Son üç dört ay içinde ülkede cinayet, soygun ve tecavüz gibi birçok olay yaşandı. Havadis’e konuşan sendika temsilcileri ülkede son günlerde yaşanan suçların neden kaynaklanabileceğini ve nasıl önüne geçilebileceğini değerlendirdi.
KTOEÖS başkanı Tahir Gökçebel, bu olayların nedeninin ülkede 1974 yılı sonrasında uygulanan rejim olduğunu söyledi ve çözümünün ülkeye gelecek çözümle birlikte yeni bir demokrasi ve siyaset anlayışı olduğunu savundu.
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ise ülkedeki siyasileri ve polis örgütünü eleştirerek, bu sorunların ancak polis yetkililerinin ve siyasilerin mal varlığını açıklamasıyla önüne geçileceğini öne sürdü.
İki sendika temsilcisinden de daha farklı bir görüşte olan Kamu-Sen başkanı Mehmet Özkardaş ise soygun ve hırsızlık olaylarının ülkede hep yaşandığını ancak az miktarda para çalana hırsız yüksek miktarda para çalana ise işini iyi yapıyor dendiğini iddia etti.

Gökçebel: Rejimin getirisidir
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı Tahir Gökçebel, ülkede son zamanlarda artan adli suçların temelinin 1974’ten sonra oluşturulan rejimin getirisi olduğunu söyledi. Gökçebel tüm bunların ortadan kalkması için çözümle birlikte gelecek yeni bir siyaset ve demokrasi anlayışının önemine vurgu yaptı. “Bir an önce toplumsal bir kurtuluş yaratmamız gerektiğine inanıyorum” diyen Gökçebel şu şekilde konuştu:
“Ülkedeki suç oranlarının artması 1974’ten sonra oluşturulan rejimin kaçınılmaz sonucudur. Uygulanan sosyal ekonomik politikalar, nüfus politikaları, gece kulüpleri ülkeyi uyuşturucu ve insan kaçakçılığı merkezi, kara para aklama merkezi haline getirmiştir. Son yaşanan olaya bakıldığında hukuktan söz edilemez. Halkımıza hizmet için göreve getirilen milletin temsilcileri, görev yapmak için atanan ve adaleti sağlaması gereken kurumlar medya ve sosyal medya paylaşımlarına cevap bile verememektedir.”

“İddialar oldukça ilginç”
Son yaşanan olayla ilgili üst rütbeli kişilerin tartışma içinde yer alış biçiminin ve ortaya atılan iddiaların çok ilginç olduğunu kaydeden Gökçebel, “Bu konuyla ilgili bu güne kadar doyurucu bir açıklama yapılmadı” dedi. Gökçebel bu ülkeyi yönettiğini zanneden kişilerin ve kurumların başında olan kişilerin faili meçhul cinayetleri açıklayamamasının nedeninin 1974’ten sonra kurulan yapı olduğunu ifade etti ve şu şekilde konuştu:
“Belki ülkenin Kuzeyinin demokrasi ile yönetilen parlamenter rejimi olduğu iddia edilebilir. Ancak son yaşanan olaylar kavanoz demokrasinin bile çatladığını gösteriyor. Yıllardır halkla dalga geçercesine entegrasyon muydu, bağımsız devlet miydi ikicilik noktalarına geldiğini deşifre ediyoruz. Bu ülkede çözüm ve barış demokrasi ve insan haklarının tek yaşam biçimi haline getirilmesini inandığımız için tüm noktalarla yüzleşmeli ve hiçbir ayrıntıya yer vermeyecek şekilde herkes deşifre edilmelidir. Bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşadığımız rejimle yüzleşme zamanıdır.”

Özkardaş: Yüksek miktarda para çalan hırsız olmuyor
Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş, ülkede yıllardır hırsızlık olaylarının yaşandığını ancak kimseye dokunulmadığını söyledi. 2002 yılında bankaların battı diye soyulduğunu iddia eden Özkardaş şu şekilde konuştu:
“Son günlerde yaşadığımız soygun olayı yıllardır yaşadığımız soygun olaylarının yanında hiçbir şeydir. Yaklaşık 12 yıl önce bankalar battı diyerek soyuldu. Bunun maliyeti 700 milyon TL’dir. Konu ile ilgili dosyalar duruyor. Herkes suçu bir birinin üstüne atıyor. Ancak kimse yargılanmadı. Devletin antrepolarından trilyonlarca liralık mal kaçırılıyor. Bu da bir soygundur. Küçük çalarsanız hırsızsınız büyük çalarsanız işinizi iyi yapıyorsunuz.”

“Siyaset temiz olmalı”
Ülkedeki bu tür olayların önüne geçilmesi için siyasetin temiz olması gerektiğini savunan Özkardaş şu şekilde konuştu:
“Başbakanlarımız, bakanlarımız yıllarca temiz eller operasyonu yapacağını anlattı. Ancak bu operasyonu yapacak olanların kendilerinin de elinin temiz olması gerekir. Eğer benim elim kirli ise yaptığım operasyona kimse güvenmez. Kurumlar ve siyasilerin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor. Birileri çıkıp para ile oy satın aldığını söylüyorsa artık kimse siyasetin temiz olduğuna inanmaz. Bu ülkenin artık tuzu da koktu.”

Elcil: Polis yetkilileri mal varlıklarını açıklasın

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil, ülkedeki suç oranının azalması için devlet yetkilileri ile birlikte polis yetkilileri ve yakın akrabalarının mal varlığını açıklaması gerektiğini savundu. Elcil, mal varlıklarının açıklanmasının bütün sorunları çözeceğini düşündüğünü belirterek şu şekilde konuştu:
“Bu sorun güvenlik güçleri ile alakalıdır. Türkiye’de kumarhaneler gece kulüpleri kapanıp buraya taşınmıştır. Hepsi mafya düzenin buraya taşınmasıdır. Bu nedenle güvenlik güçleri bu olayları önlemede aciz kalıyor.”

“Polis de bu işlere bulaşıyor”
Elcil, bazı siyasilerin seçim propaganda sürecinin gece kulübü sahiplerinin tarafından yapıldığının duyulduğunu söyledi ve bu durumda polis ve asker olan güvenlik güçlerinin tepkisiz kalmak zorunda olduğunu ifade etti. “Göstergemiz polisinde bu işlere bulaştığını gösteriyor” diyen Elcil, güvenlik güçlerinin önce kendini temizlemesi gerektiğini söyledi.