Türkiye’de yeniden seçimin tarihi 1 Kasım olarak açıklandı.
Eğer olağanüstü bir gelişme olmazsa bu seçimden de tek başına hükümet kuracak sonuç beklenmiyor.
Yani AK Parti tek başına hükümeti kuracak bir çoğunluğa erişemeyeceği ve yeniden koalisyon denemelerine başlayacağı tahmin ediliyor.
Görünen o ki kasım ve aralık ayları koalisyon arayışlarıyla geçirilecek.
Eğer bir koalisyon hükümeti kurulursa yeni yılı bulacak.
Bu da demektir ki döviz karşısında eriyen Türk Lirası’nın durumunda olumlu yönde bir değişiklik olmayacak.
Hatta yılbaşına kadar özellikle sterlinin 5 lirayı aşacağına inananların sayısı hayli fazla.
Dolayısı ile Türk Lirası’nın sahibi olan Türkiye’nin yeni yıla kadar Türk Lirası’nı toparlayacak adımlar atması mümkün değil.
Peki biz ne olacağız?
Türkiye’den umut kesildiğine göre özellikle sterlindeki artıştan dolayı darmadağın olan aile bütçelerini ve büyük bir krize giren piyasayı ne yapacağız?
***
Önce kendisini çaresiz hisseden ve “hiçbir şey yapamayız” modunda olan hükümet, şimdilerde bir dizi toplantılarla ne yapılabileceği üzerinde fikir egzersizine başladı.
Ticaret Odası ve Sanayi Odası ile bir araya geldi.
Her iki odanın da önerilerine baktım, önemli bir kısmını uygulanamaz gördüm.
Çünkü önerilerin çoğunluğu devletin gelirlerinden vazgeçmesi ve piyasayı rahatlatması mantığına dayanıyor.
Özde doğru fakat pratikte uygulanamaz.
Çünkü hükümetin vazgeçebileceği kadar artık bir geliri yok.
Vazgeçmesi halinde bu kez maaşları ödeyemez duruma düşecek.
Maaşları kurtarsa bile bu kez üreticilere dağıttığı sübvansiyonları ödeyemeyecek.
Sosyal transfer aktarmalarını yapamayacak.
Hükümetin her açıdan eli-kolu bağlı olduğu aşikardır.
Hükümet ancak kamu gücünü kullanarak sterlinin bu denli hayatımızı etkileyecek pozisyonunu azaltabilir.
Önümüzdeki dönemden itibaren dövizle borçlanmayı yasaklayabilir.
İlgili sektör temsilcilerini ikna ederek sözleşmelerin Türk Lirası ile yapılmasına öncülük edebilir.
Tabii ki önce kendisi tüm vergilerini Türk Lirası’na çevirmesi şart.
İthalatımızın büyük çoğunluğunun ve özellikle temel mallardaki ithalatımızın Türkiye’den ve Türk Lirası ile yapıldığı dikkate alınarak piyasadaki vurguna dayalı artışların önüne geçmek için sıkı bir denetim uygulanabilir.
Böylece özellikle dar gelirleri koruyacak adımlar atılmış olur.
***
Bir seçenek daha vardır.
O da geçmişte yapılanın aynısını yapmaktır.
Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kaybetmesi veya devalüasyon veya yüksek enflasyon.
Kıbrıs Türkü bu durumlara geçmişte de maruz kaldı ve çok bedel ödedi.
Şimdi de aynısını yaşıyorsa geçmişte yapılan devreye sokulabilir.
Geçmişte halkın korunması için Türkiye’den nakit para gönderilir, maaşlar yükseltilir, özel sektöre neredeyse hibe ayarında krediler verilir ve yıkıcı etki atlatılırdı.
Şimdi bunun yeniden gündeme gelmesi mümkün müdür?
Koalisyon ortağı UBP bu işlere alışkındır da CTP ne der?
































