Köşe Yazarları

Türkiye’de Torba Yasa ile gelen bazı mali hükümler


Hafta içinde Türkiye’de TBMM’den geçen Torba Yasa’da öngörülen düzenlemelerin, mali konularla ilgili kısmına değinmek istedim bu gün.

Yasa’da hem vergi hem de bankacılık konularında hükümler var. Bunlardan vergi konusunda ‘Varlık Barışı’ yer alıyor. Kapsamında; Yurt dışında para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Aralık 2019 tarihine kadar Türkiye’ye banka veya aracı kurumlarla getirenler, bunları serbestçe tasarruf edebilecek ve bu getirilen kıymetlerden sadece %1 vergi alınacak.

Bu varlıklar, aynı zamanda yurt dışında banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin, en geç Aralık 2019 tarihine kadar kapatılmasında da kullanılabilecek. Defter tutan mükellefler Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dahil edebilecekleri gibi, aynı varlıkları vergiye tabi kazancın Kurum için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın, işletmelerinden de çekebilecekler.

Ayrıca Kayıtlı defterlerde ‘olmayan’ ve yukarıda saydığımız tüm bu varlıklar için de, mükelleflere şimdi 31 Aralık’a kadar beyan etmeleri halinde de aynı imkân sağlanarak bu Yasa’dan yararlanabilecek.Yani bunlardan da sadece % 1 vergi alındıktan sonra vergi incelemesi de yapılmayacak..Bildirim yapılan tarihten itibaren 3 ay içinde bu yukarıda sayılan kıymetlerin getirilmesi şarttır.

Bu ‘Varlık Barışı’ bir vergi affıdır. Zamanında bir şekilde yurt dışına parasını transfer eden veya kazancını yurt dışında tutanlara, vergisini ödemeyenlere bir af oluyor. Burada çeşitli yollarla yurt dışına parasını aktaran veya dışarıda tutan gerçek veya tüzel kişilerin, paralarını ve diğer varlıklarını Yurt içine getirmeleri ve halen ülkedeki mali sorunlara katkı olacağı ve kaynak sıkıntılarını gidermeye yönelik fayda sağlayacağı gerekçesi açıktır.Böyle olmakla beraber, af’ların sıkça kullanılmasının bir çok mahzurlarını biliyoruz. Çünkü yükümlü olduğu halde ülkesine varlıklarını getirmeyenler sayesinde daima ülke genelde zarar görmekte, kaynak sıkıntısına girilmekte, ekonomik tıkanıklıklar ve sonuçta da dış borçlanmalara neden olmaktadır. Temenni edilir ki para, tahvil, döviz, sermaye vb varlıklarını ve vergilerini şahsi amaçları için ülkesinden kaçıranların, (ki KKTC’de de aynıdır) bundan sonra vatandaşlık yükümlülükleri daha ağır basar ve ülkesinde kazandığını ülkesinde değerlendirir. Ancak tecrübeler de öyle göstermiyor..
Vergilendirmede diğer bir yeni değişiklik, şehir içi taşımacılıkta hasılatın tamamının elektronik yapan mükelleflere, talep ederse Kurumlar vergisinin matrahı için gelir-gider esaslarına göre hesaplama yerine, toplam hasılatın% 10’unun kazanç sayılarak Kurumlar Vergisinin uygulanması, öngörülüyor. Tercihe bağlı.

Diğer bir mali değişiklik Merkez Bankası’nın safi kârının % 20 ihtiyat akçesine ayrılacağı hükmü kaldırılarak, hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinden %6’sı ilk kâr hissesi olarak dağıtıldıktan sonra, kalan %10’u fevkalâde ihtiyat akçesi yerine İhtiyat akçesine aktarılacak. Ve son yıl kârından ayrılan ihtiyat akçesi hariç, birikmiş ihtiyat akçeleri her yıl kâra katılarak dağıtılabilecek. Bu tarihe kadar ayrılmış bulunan ihtiyat akçelerinin tamamı, fevkalade ihtiyat akçelerinin ise -son yılın hariç-tamamı da, Genel Kurul kararı aranmaksızın Hazineye aktarılacak.
TCMB’dan bu ay kâr payından Haziran’da TC Hazine’sine yatan 37 milyar TL, Bütçe açığını aynı miktarda azaltmış oldu. Bu yasadan sonra Hazineye yatacak pay daha artmış olacak. Yetkili Kurumlarca açıklanan 2019, Ocak-Haziran 6 aylık Bütçe açığı 78.6 milyar TL’dir.

Yasa’da diğer bir değişiklik bankacılık konusunda; Özetle, bankaların kredilerden kaynaklanan muhtemel zararların karşılanması için bankaların yeterli miktarda karşılık ayırması öngörülüyor. Kredilerle ilgili, kredinin kalitesine, sınıflandırmasına garantilerin ve teminatların alınmasına ve kredilerin yapılandırılması vd dahil geri ödenmeleri için politikalar oluşturmak vd. takiplerinin daha sıkı yapılması hususunda muhtelif şartları ve sistem oluşturulmasında bankaları yükümlü kılıyor. Kredilerle ilgili öngörülen bu karşılıkların tamamı, ayrıldıkları yılda, Kurumlar Vergisinde matrah oluşturmada gider olarak düşülecek. Bankalara yükümlülük veriliyor, ancak burda vergi açısından devlet desteği devreye giriyor. Bir de kredilerin yeniden yapılandırılmasında hükümler öngörülüyor. Kredilerin arttırılmasına yönelik teşvik politikası .

Yeni dönemde aynı zamanda Merkez Bankasının bankalar üzerinde yetkilerini arttırıyor. Bankalara sadece bilânçosu üzerinden değil bilanço dışı kalemleri üzerinden de zorunlu karşılıklar uygulanacak. Ve kredi veren bankalara daha düşük karşılık, krediyi daha az veren bankaya ise daha yüksek yasal karşılık uygulanabilecek. Bu yönüyle bankaları, kredi verilmesine dönük veya zorlayan bir sistem oluyor..

Bu tabiatıyla bankaların sermaye artırımını da gerektirecek. Kârlılıklarını sermayeye eklemelerine de gidilebilir.
Bu kapsamda yeni TCMB Başkanı’nın son açıklamasında da, faizlerin düşürüleceği anlaşılmaktadır. Çünkü ‘başta enflasyon ve iktisadi faaliyetler olmak üzere makroekonomik göstergelerin tamamını dikkate alan veri odaklı bir yaklaşımla hareket edeceklerini’ söyledi. Başta enflasyon var ama yalnız enflasyon odaklı olmayacağı dikkate getiriliyor. Esasen Hükümetin de faizlerin düşürülmesine dönük politikaları söz konusu olduğu cihetle açıklamayla da uyumlu görülüyor. Bu haftaki toplantıda olmazsa bile gelecek ay bir de enflasyon düşerse faizlerin de düşmesi ihtimali oldukça yüksek görülüyor.

Bir başka yeni madde, AR-GE faaliyetleriyle ilgili yeni düzenlemeler getirildi. Bunlar arasında eksoz gazının salımını ortadan kaldıracak teknolojilerin geliştirilmesi için Türkiye’de imalat yapan mükelleflere teşvik düzenlemeleri getiriliyor. Hayırlı olsun.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı