Amerika’da Biden yönetiminin iktidara gelişiyle birlikte, Türkiye Dış Politikasında belirgin değişiklikler gözlenmeye başlandı.
Daha önceleri Avrasya yeni bir alternatif olarak sunulmaya çalışılırken, buna bağlı olarak Rusya ve Çin ile farklı ilişkiler hedeflenirken, Biden’in seçilmesinden sonra, ABD’nin , Rusya ve Çin’e karşı izleyeceği yolun, didişme olduğu ortaya çıkınca, Türkiye de yeniden , yeni politikalar üretmeye zorlandı.
Zaten Türkiye’nin S 400 füzeleriyle Amerika ile olan çelişmelerinin, BİDEN’in iktidarında daha da keskinleşmesi beklenmekteydi.
Türkiye’nin önündeki iki yoldan birincisi ABD ve AB ile sürtüşmeye devam etmesi ve Avrasyacılık yolunda kalmaya çalışması, ikincisi ise, tekrar ABD ve AB ile dostça ilişkiler geliştirerek, bir NATO devleti olarak, kendisine verilen görevleri yapması.
Öyle görülüyor ki, TÜRKİYE EKONOMİSİ, ikinci yolu zorunlu hale getirdi.
Zaten Türkiye gerçekte Suriye ve Libya’da Amerika ve AB’nin istediği politikaları pratikte uygulayarak, Rusya ile mücadele eden bir konumdaydı.
Şimdi artık, Avrasya ile daha yoğun mücadelelerin yaşanacağı yeni bir döneme girilmektedir.
Marx, her şeyi belirleyenin ekonomik ilişkiler olduğunu söyleyeli çok yıllar oldu. Bunu Türkiye’nin son değerlendirmelerinde de görebilmekteyiz.
Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının 21 Şubat 2021 tarihli AB’ye bakışını özetleyen yazı aşağıdadır.
“27 ülkeden oluşan Avrupa Birliği (AB), dünya üzerindeki en büyük siyasi ve ekonomik örgütlenmedir. Dünya nüfusunun yaklaşık %6’sını teşkil etmesine rağmen, AB dünyanın en büyük ekonomileri ve ticaret aktörleri arasında yer almaktadır. Buna ilaveten büyük ve çeşitlendirilmiş pazar yapısı, sahip olduğu gelişmiş alt yapı imkânları, tüm üye ülkelerde aynı şekilde uygulanan teknik standartlar ve sağlık/bitki sağlığı önlemleri, mevcut pazar büyüklüğü ve gelecekte de sahip olacağı ticaret potansiyeli ile AB ülkemiz açısından çok önemli bir pazardır.
AB, yaklaşık 453 milyonluk tüketici kapasitesi ve 44.436 dolarlık kişi başı geliri ile dünyanın en büyük ekonomileri arasında olmayı sürdürmektedir. AB 17,1 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) ile (ABD’nin ardından) dünyanın en büyük ikinci ekonomisidir.
AB tek bir blok olarak düşünüldüğünde dünya mal ihracatından %15,2, dünya ithalatından ise %14,7 oranında pay alarak, dünya mal ihracatında ve ithalatında ikinci sırada yer almaktadır. Hizmet ticaretinde de 112 milyar dolar ticaret fazlasıyla AB, dünyanın en büyük ihracat ve ithalatçısı konumundadır.”
Bu tür yazıların yeniden Türkiye politikalarında ön plana geçmesi, gelecek günlerde, DIŞ POLİTİKA alanında yeniden BÜYÜK DÖNÜŞÜMLER yaşanmasını tetikleyecektir.
Kürt Sorununda, Kıbrıs Sorununda ve Demokratik alanlarda büyük değişiklikler gerçekleştirilmeden, Türkiye’nin ABD ve AB nin istediği noktaya gelmesi ve NATO’da kendisine verilen yeni rolü oynaması mümkün değildir.
Türkiye’nin DIŞ POLİTİKADA yöneleceği yeni değişiklikler, Türkiye içinde YENİ İKTİDAR KOALİSYONLARI’nın kapılarını da zorunlu olarak açacaktır.
































