Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye 2016 Bütçe ve program hedeflerindeki öncelikler, (3)

Geçen hafta ile önceki haftaki yazılarımda Türkiye Cumhuriyeti 2016 Bütçe büyüklükleri, içeriği ve 2016 yılında esas alınan 3 öncelikli hedefivediğer öncelikli hedefler olan kayıt dışılığın önlenmesi Eylem planı, KOBİ’lerin desteklenmesi, Mali Disiplini oluşturan genel ekonomiyi kayıt altına alan işlemlerle Vergi ve gelir politikaları ile, İşletmelerin öz kaynak kullanımını devletin teşvik edici   önlemlerinden bahsetmiştim.
Bu hafta ise2016 yılı için hedef alınan diğer önlemlerden ana başlıklar altındaki diğer konulara değineceğim. Bunlarharcamalarla ilgili;
Kamu harcamalarının rasyonelleştirilmesi için öncelikli dönüşüm programı uygulanmasına hız verilmesi, harcamalarda plan ve programlara uygunluk, ve harcamalarda fayda maliyet analizlerinin geçerli kılınması, kamu ihale yasasının AB’nin kamu alım direktiflerine uygun olarak reforme edilmesi olarak özetleyebiliriz. Diğer evvelce bahsettiğimiz tüm hedef ve önlemlerle birlikte program, ekonominin büyümesi, fiyat istikrarının sağlanması, genel mali disiplinin temini ve yeni istihdam sahalarının açılmasına yönelik reform nitelikli yapısal düzenlemelerdir.
Konan hedeflerden biri de reel sektör geliştirilmesinde üreten, istihdam oluşturanve ihracatı arttıracak rekabetçi bir politika uygulaması yönünde teşviklerin kullanılacağı öngörülmektedir. Bu amaçlarla da 2016 Bütçesinde gerekli ödenekler arttırılarak konmuştur.
Diğer önemli bir öngörü, ekonominin kalkınmasına ve sosyal yapının güçlendirilmesine yönelik atıl durumda bulunan ve önemli bir güç kaynağı olan Kadınların işgücüne katılım oranının arttırılmasının ana hedeflerden biri olarak ön plana alınmasıdır.  Kadınların 5-10 yıl önce ortalama olarak Türkiye’de işgücüne katılım oranı % 23’lerde iken, şimdi % 32’lerde bulunmaktadır. 2016 ‘da % 35’e çıkarılması, 2023 hedefinin ise % 41’ e yükseltilmesi öngörülmektedir. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesinin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan getireceği açılımların faydaları ise sayılamayacak kadar çok yönlü ve toplum yapısını ve hayat kalitesini yükselten önemli bir gelişmedir.Kadınların işgücüne katılım oranının artması, aynı zamanda aile bütçesinin geliştirilmesinden tutalım da çocukların daha iyi koşullarda yetişmesi, eğitim alması, kadınların sosyal seviyesinin yükselmesi ve güçlendirilmesi, üretime katılımın artmasıylaülke ekonomisine katkısı ve yan sektörlerin gelişimine sağlayacağı fayda düşünüldüğünde, eşitlikçi bir dünya düzenine uyum ve katılım açısından toplumsalçağdaş bir seviye yaratacak önemli bir reformdur.
Diğer reformist bir önlem de teknolojik altyapı ve inovasyonun desteklenmesidir. 2016 yılı hedeflerinden biri de AR-GE faaliyetlerini  destekleyecek ödeneklerin oldukça arttırılmış olmasıdır.  Hedef, AR-GE harcamalarının GSYIH içinde %3’e çıkarmaktır ki bu oran OECD ülkeleri ortalamasının üstünde bir orandır. 2011- 2014 arasında AR-GE harcamaları içinde özel sektörün payı da oldukça artmış ve % 29’dan % 49.8’e yükseltilmiştir. Bu oranlar teknolojiye uyum, üretime ve verimliliğe ve rekabetçi bir üretim yapısının geliştirilmesine olan etkisi açısından çok önemlidir.
Tarım alanında da daha önceki hafta yazdığım destekler yanında, Kırsal Kalkınma Programı ile tarımsal arazilerin miras yoluyla bölünmesinin yasa ile önlenmesi suretiyle, arazi bölünmelerinin önlenmesi ve hatta bölünmüş arazileri toplulaştırma projesi altında küçük tarımsal arazilerinbirleştirilmesi hedefi ile, bir milyon hektar arazi toplulaştırılarak devlet teşviki ve desteği sağlanmış ve 2016’da bu projenin devamı için gerekli ödenekler ve kredi imkânları öngörülmüştür. Bu önlem Türkiye gibi büyük bir ülkede ölçek ekonomisine geçiş ile tarımda verimliliğin artmasına yardımcı olacaktır. Bu da tüketici endeksine en çok etki yapan ve hayat pahalılığını artıran gıda fiyatlarının normal olarak düşmesine de yardımcı olabilecektir.
Büyümeyi etkileyen üretimde ve hizmet sektöründe yüksek katma değerli üretim ve ihracatın sağlanması, Sektörler arası entegrasyonungüçlendirilmesi de, 2016 için konan hedeflerdendir. Ekonomi içinde Sanayinin payının arttırılması yanında yüksek katma değerli olması esastır. Türkiye’de 2014 yılından önce sanayinin payı önemli ölçüde arttırılmış ve %34’lere çıkmıştı. Ancak 2014 yılından beri bu oran düştü ve % 27’e geriledi. Hedef tekrar % 34-35’leri yakalamak olmalıdır.
Sektörler arası entegrasyon,  ekonomide bir sektördeki gelişmenin diğer sektörlere karşılıklı olarak yansıtılarak büyümenin hızlandırılmasına ve sektörler arası işbirliği ile daha fazla tetiklenmesine neden olan önemli etkendir. Bu gerek sektör temsilcilerinin bilinçli bir şekilde organize olmaları gerekse Hükümetlerin yasalarla, mevzuatla yönlendirmesi ve teşviki ile sağlanabilecek bir husustur. KKTC’de kanaatimce en büyük eksiklik budur.
Türkiye’de bu programın toplumsal huzur içinde uygulanması ve rizikoların azalması halinde orta doğuda gelişen büyük bir ekonomi olarak dünya yatırımcılarına cazibe merkezi olma potansiyelindedir.