Köşe Yazarları

Türk Lirası nereye koşuyor?







Geçtiğimiz hafta içinde açıklanan rakamlar son derece olumlu. Amerikan ekonomisi Şubat ayı içinde beklenenden çok daha fazla sayıda yeni iş imkânı yaratmış: 235 bin beklenilirken gerçekleşen rakam 265 bin. Bunun sonucunda, işsizlik oranı Mayıs 2008’den bu yana en düşük seviyesine, %5,5’e düştü.




* * *
Bu gelişme de Amerikan merkez bankasının yakın bir gelecekte faizleri yukarı çekeceği yönündeki beklentinin daha da güçlenmesine sebep oldu.  Beklentilerdeki bu değişiklik ise doların diğer para birimleri karşısında hızlanarak değer kazanmaya devam etmesi anlamına geliyor.
* * *
Bundan Kıbrıs’ın kuzeyinde kullanılan Türk Lirası da (TL) nasibini alıyor.
* * *
İşsizlik rakamları kadar ücretlere ne olduğuna da dikkat eden Amerikan Merkez Bankası başkanı Yellen benim tahminim faizleri yukarı çekmekte sanıldığı gibi acele etmeyecek. İstatistikler son yıllarda gelir dağılımının çalışanlar aleyhine bozulduğunu net bir şekilde gösteriyor. Çalışanların gelir dağılımının düzelmesi için ücretlerin görece artması gerekiyor. Fakat ekonomi toparlanırken bu olmamış yani ücretler artmamış. Artması için bir süre daha piyasada paranın ucuz ve bol olması; işgücüne olan talebi artıracak şekilde kullanılması gerekecek.
* * *
Amerikan merkez bankasının faizleri artırmadığı durumda bile, TL değer kaybetmeye devam edecek diye düşünüyorum. Hem de sadece dolara değil Euro ve sterlin gibi diğer para birimlerine karşı da. Çünkü Türkiye’nin kendine özgü ciddi problemleri var. Bu problemlerin en önemlisi ise ekonomik değil politik. Türkiye’de politik istikrarsızlık, politik belirsizlik hızla artıyor ve Türkiye hukuk devleti görüntüsü vermekten uzaklaşıyor. En azından dışarıdaki algılama böyle.
* * *
Bundan bir yıl kadar önceki, 13 Ocak 2014 tarihli “Paraşütler Takılı Bekleyin” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, özellikle ortaya çıkan yolsuzluk iddialarına AKP hükümetinin gösterdiği tepkiyle demokratik bir hukuk devletinin olmazsa olmazı olan güçlerin ayırımı prensibini hiçe sayması, dışarıda Türkiye’yle ilgili algılamanın tamamen değişmesine yol açmıştı. Son zamanlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası ve ekonomiden sorumlu diğer yetkililerinin otoritesini hiçe sayarak onlara ne yapacaklarını söylemesi, hem karar vericileri zor durumda bırakıp ellerindeki politika araçlarını azaltıyor hem de Türkiye’yle ilgili dışarıdaki bu algılamanın pekişmesine yol açıyor.
* * *
TL’deki hızlı değer kaybı, üniversite ücretleri ve ev kiralarının Euro veya sterlin cinsinden ifade edilip TL olarak ödendiği ve tüketim mallarının büyük oranda ithal edildiği Kıbrıs’ın kuzeyinde ciddi bir ekonomik bunalım ve bunun sonunda da sosyal sorunların artacağı anlamına geliyor. “Borçlarınızı geliriniz cinsinden, yani TL olarak alınız” türü uyarı ve tavsiyeler de maalesef bu saatten sonra pek işe yaramayacak; daha da kötüsü ekonomik daralma, fiyat artışları ve özellikle sabit gelirlilerinin refahında ciddi kötüleşmeler kaçınılmaz olacak gibi görünüyor.











Başa dön tuşu